1979'da "lemon sylvan" adıyla kurulmuş, 1981'de şimdiki adını almış, 1990'larda 10 yıllık bir duraklama/dağılma dönemi yaşamış olsa da, 2000'lerde "witch" konseptiyle yaptıkları albümlerle göz doldurmuş, heavy metalin almanya damarını yaklaşık 40 yıldır harikulade şekilde beslemeye devam eden alman grup.
grubun kırılma noktası, tahmin edebileceğiniz üzere, shogun albümü. yılların eskitemediği solist andy aldrian'ın "yeter artık, ulaşabileceğimiz en üst noktaya çıktık. daha da devam edemeyiz" dedikten sonra grubu dağıttığını açıklaması sıkı heavy metal hayranlarının halen aklında. grup şimdiye kadar 20'den fazla müzisyen eskitmiş olsa da, aldrian'ın ikna edilmesiyle birlikte 2002'de geri dönen stormwitch, baştan aşağı yenilenmiş kadrosuyla 2000'lerde de haevy metal sevenlerin kulaklarında hoş sedalar bırakmaya kaldığı yerden devam ediyor gibi gözüküyor.
birkaç gün önce piyasaya sürülen bound to the witch 'i dinleme fırsatı buldum. bonuslarla birlikte albüme sığmış 14 şarkının arasında "bu olmamış" diyebileceğim tek bir şarkı yok. zaten heavy metalin bu ilkel halini hep sevmişimdir. stormwitch'in türü yer yer power metale de kaymıştır her zaman ama hiçbir zaman stratovarius gibi bir hıza ulaşmamıştır. aynı gelenek bound to the witch'te de devam ediyor. songs of steel'ın girişindeki çelik sesleri tüylerimi ürpermeye yetti. aldrian'ın albümün girişini oluşturan birkaç şarkıda yaşlanmış ve sıkılmış olabileceği düşünülebilir. ben de bunu düşündüm. sanki onu gruba zar zor tekrar dahil edebilmişler gib söylüyor şarkıları sandım. ama 53'ündeki solist the choir of the dead'le birlikte bu yargımı yıkıp geçti. albümün en iyilerinden olan arya'nın düzenlemesi mükemmel olmuş. aldrian'ın albümün geri kalanına göre daha az vokal yaptığı ama manowarvari riff'leriyle cam çerçeve indirmeye and içmiş olan şarkı, albümün "artık hızı artırıyoruz, hazır mısın dinleyen?" sorusunu sorduğu ana denk geliyor. grupla aynı adlı stormwitch bir uzun yol marşı olmuş. konserlerde de seyircilerin sık sık "u uu uuuuu" şeklinde eşlik edeceklerini hayal edebiliyorum. life is not a dream'de de sık sık tony kakko'yı (sonata arctica) andım. the ghost of mansfield park'ın power metale uzun süreliğine göz kırpan ritmi, aldrian'ın tekdüze vokaliyle biraz dengesizleşmiş olsa da, ardından gelen bol gıy gıylı nightingale hayaller alemine daldırıyor insanı. son 3 şarkı bonus. pek aradığımı bulamadım ben ama kötü diyemem hiçbirine.
bu yılın en iyi heavy metal albümlerinden birine imza atmış stormwitch. sıfır beklentiyle açıp dinlediğim için mi bu kadar etkilendim; yoksa, heavy metale halâ eskilerin yön verebildiğini mi unuttum; bilmiyorum. ama çarpıldığım kesin. aldrian'a uzun ömür versin odin. albümdeki odin's ravens ile her stormwitch dinleyene bir göz atmış olabileceğini düşünüyorum.
merak etme andy, 50'lerinde dahi sönmemiş metal damarın halâ içimizde, halâ senin sayende körüklüyoruz onu sık sık.