1971 doğumlu, hayat hikayesinden özellikle varoş mahallelerde yaşayan, suça meyilli ve sabıkalı gençlerin ibret alabileceği amerikalı aktör.
9 kardeşin en küçüğü olarak doğmuş. annesi hemşire yardımcısı (kahyalık da yapmış), babası şoförmüş. 3 yatak odalı evde 11 kişinin kalmasından ailenin ne kadar fakir olduğunu anlayabilirsiniz. ergenliğinin başından beri suça eğilimi olan mark, kısa süre içinde önce uyuşturucu satıcılığı, ardından sokak kavgaları ve en sonunda da hırsızlık ile cinayetten sabıkalı hale gelmiş. henüz 14 yaşındayken liseyi bırakmasının da "sokağa düşmesi"nde büyük pay sahibi olduğunu söyler röportajlarında.
16 yaşındayken 2 vietnamlıyı önce soymuş, adamlar direnince onları bir güzel dövmüş ve sonunda da tutuklanıp 50 gün hapis cezasına çarptırılmış. 20'li yaşlarında bir kez daha hapis yatmış (süresini bulamadım ama yıllarca hapiste kalmışlığı yok. uyuşturucu ile ilgili suçları hariç, adi suç* çapının dışına pek çıkmamış). massachusetts'in ucundaki deer island'daki hapishanede yattığı bu 50 günde hem kafaca hem de fiziki olarak değişmiş: artık uyuşturucu kullanmayı ve satmayı bırakacağına dair annesine söz vermiş ve yaklaşık 2 aylık süre boyunca vücut çalışmış. bu noktadan sonra hayat hikayesindeki "ibret alınıyor" barının müthiş bir ivmeyle dolduğunu göreceksiniz.
8 kardeşinden biri olan "donnie wahlberg" 1980'lerin sonlarında hit boy band şarkılarına imza atmış new kids on the block isimli bir grubun öne çıkan üyesiymiş. mark'ın da elinden tutup onu doğru yola döndürmek istemiş. "olm, seni sahneye çıkartayım, bağlantılarım sayesinde bu kolay iş. ama sapıtmayacaksın ve sahnedeyken illegale bulaşmayacaksın" demiş. mark donnie'nin şartlarını kabul edince, sahne adını marky mark and the funky bunch yapmış. üzerinde sadece donla* rap söylemiş, 2 albüm yapmış. sahnedeki etkisi o kadar büyükmüş ki; calvin klein kendisine sponsor olmak istemiş.
bizim genç ve önceki hayatına göre gayet başarılı rapçimiz, sadece suça meyilli olan karakteriyle değil, fikirleriyle de dibi görmüş bir insan. homofobik, ırkçı, cinsiyet eşitliğine karşı biri olan marky mark, 1992'de kendi penisine adadığı bir kitap çıkartmış. 2. albümünden sonraki bir konserinde sahne aldığı mekanın güvenlik görevlilerinden birine hakaret ettiği için (ırkçılık) mahkeme karşısına çıkmış (bu sıralarda, televizyon kanallarında yayınlanan talk showların birinde, yan koltukta konuşan bir rapçinin "bütün eşcinseller çarmıha gerilmeli" sözüne karşı sessizce durup gülümsemesi olayı da var). çıkan haberlerden ötürü şöhreti dibi boylamış. mahkeme kendisine "ön yargı içermeyen kamu spotlarında yer alma" cezası vermiş. "bi' şeyler yapmalıyım, bu şöhretin elimden kaymasına engel olmalıyım" diye düşünerek ismini marky mark'tan mark wahlberg'e geri çevirmiş ve oyuncu olmayı denemeye karar vermiş.
bundan sonrasını zaten az çok biliyorsunuzdur: birkaç berbat, birkaç da 2. sınıf filmde yer aldıktan sonra boogie nights ile birlikte eski şöhret kapısı kendisine tekrar açılmış. boogie nights hem kendi karakterine oldukça uygun bir senaryoya sahipti ("uçlarda yaşayan, uçlardayken öleceğini de düşünmelidir") hem de birbirinden deneyimli ve kariyerleri sallantılı oyuncular barındırıyordu içinde (julianne moore o dönemlerde fena değilmiş ama eskilerin müthiş jönü burt reynolds -kusura bakılmasın ama- sürünüyormuş adeta. ne eski şöhreti ne de eski karizması kalmış. paul thomas anderson wahlberg'in hayatını kurtardığı gibi, reynolds'ın da -kısa süreli olsa bile- eski günlerindeki görkemine dönmesini sağlamıştır). three knights, the perfect storm, planet of the apes, rock star, the italian job, the departed, (tabii ki) max payne, the lovely bones, entourage (dizisinde yapımcı olarak, filminde kendisi olarak), the fighter, contraband, ted, transformers serisinden 2 film ve deepwater horizon içinde yer aldığı ve şimdilik dikkat çekebilmiş yapımlar. özellikle entourage'ın hem dizisi hem de filmi hollywood'un "yavşaklar cenneti" halini apaçık göstermesi açısından nefistir. gerçekte ise, wahlberg'in hayatını anlatır.
magazinel bilgiler ve son:
- yukarıda bahsettiğim sabıka kaydı kendisine sorulduğunda "hayatımdaki hataların bedellerini ödedim ben. kafamı her gece yastığa içim rahat koyuyorum" demişliği çoktur. o 2 vietnamlı adamı öldürmeye teşebbüsten yargılandıktan ve 50 gün hapis cezasına çarptırıldıktan sonra, hayatında verdiği önemli kararların şimdiki wahlberg'in oluşmasındaki etkisi müthiş olmuş.
- hayatında çok fazla kayıp ve kırılma noktası yaşamış bir insandır. 2003'te ablası debbie'yi, 2008'de de babası "donald wahlberg"'i kaybetmiştir. hatta debie'nin öldüğü gün ilk çocuğu ella rae doğmuş.
- hemen hemen bütün olaylara bakış açısı buram buram amerikanizm ve erkeksilik kokar (bunun hem iyi yönleri hem de berbat yönleri var tabii). david beckham'ın amerika'da futbol oynama kararı için şaka yollu da olsa, şunları söyleyebilmiştir: "senin futbolunu burada istemiyoruz. amerikalılar 90 dakika boyunca etrafta koşuşturan insanları izleyerek sıkılacaklarına, beyzbol ve basketbol izlerler. lütfen gelme buraya". 11 eylül 2001'de dünya ticaret merkezi'ne dalarak yaklaşık 3 bin kişinin ölümüne sebep olan teröristin bindiği uçağa aslında wahlberg, eşi ve çocukları ile birkaç arkadaşı da binecekmiş. son dakikada fikir değiştirmişler. bu konuda da oldukça serttir çünkü erkektir(!): "çocuklarımla, ailemle birlikte o uçakta olsaydım, olaylar çok farklı olurdu ve illa ki uçağın koridorlarından su gibi kan akardı. ardından da "tamam, sakin olun, şimdi sakin bir yere inelim" derdim. o gün savaşmayı denemeliydik. bu olay hakkında en az 50 farklı rüya görmüşümdür".
- tutucu bir hristiyandır. topluma ve kilise ahalisine örnek olmak için hayatını verebileceğine dair röportajları var (ergenken uyuşturucu çekip satan bendim sanki).
- eşcinseller hakkında fikri pek değişmemiştir. halen toplumdan dışlanmaları hakkında birkaç fikir yumurtlaması yapar arada sırada.
- hollywood içinde geçen yılın en çok kazanan aktörü olmuştur (yılda 68 milyon dolar). zamanında annesine malikane, kendisine de çiftlik evi ve malikane yaptırmışlığı vardır (2009'da yapmış bunları).
- güzeller güzeli eşi rhea durham'la 2009'da evlenmiş ve birlikte 4 çocukları olmuştur.
- kardeşlerinden birinin (sanırım yukarıda anlattığım donnie'nin) aile restoranı vardır. hatta 9. sezonunda olan bir dizisini bile yapmışlar: wahlburgers
- bu çok güzel bir ayrıntı: wahlberg 2014'te mahkemeye başvurup "eski hükümlü" sıfatının silinmesini; yani, bize göre, sabıka kaydının temizlenmesini istemiş. bunun nedeni olarak da, aktörülüğü bırakıp polis olmak istediğini; amerika'daki yasalara göre ise, herhangi bir suçtan dolayı hapishaneye girmiş olanların hiçbir emniyet gücünde çalışmasının mümkün olmadığını belirtmiş. 2 yıl boyunca ya cevap alamamış ya da reddedilmiş. bununla ilgili pek ayrıntı bulamadım. 2016'da da başvurusunu geri çekmiş ve hayatına "eski hükümlü" sıfatını taşıyarak devam etmiş.
tüm filmlerinde aynı karakteri canlandıran aktörümsü. ha bu sıfata nail olan bence daha bir sürü aktör ve aktris var ama tüm filmlerde aynı karakteri canlandıran aktörler sıralamasında adam sandler'e mi yoksa kendisine mi birinciliği versem kararsızım.