bu başlık kişiye özel bir başlıktır
  1. 1
    Ay neler oldu günlük nasıl başlasam bilemiyorum.
    Sevdiyim kız bana ağbi deyince bi şaşırdıydım asılnda. Ama durur muyum? Yabıştırdım tokadı! Sora gitti tabi. Bi durdum denize doğru baktım, uzaklara doğru, şu karşısı dedim hisarüstü mü lan dedim, sonra dank etti. Cevabı yabıştıracağıma tokat yabıştırmışım hep.

    Şaka ya sinirden geberiyorum. Gülün diye şeyettim.
    Anasını satayım otuzuma gelince oldu bana bi haller. Böyle bişeyler. Tamam satmayayım, anasının ne günahı var. Hem her günahı olanı toptancılar bana mı getiriyor al sat deyi. Hemi benim uzmanlık alanım alıp satmak diyil ki reklamını yapıp pazarlanmasını sağlamak. Boka gidiyor booğlum bi dur desene.
    Neydi? Ha oldu mu bana bi haller? Hayatım boyunca hastalıklarımı ayakta geçiren ben böyle bi yataklara düşmeler, bi ay bana bi haller oluyorlar beele bi elamet geldiler filan. Ne olm bu haller diyen bi allahın kulu da yok. Varsa yoksa mumdan çıkmış yangın. Tükenene sayip çıkalım filan.

    Neyseli, diyeceğim odur ki efsane hastalar oldum, yataklara düştüm, dedim yetmez, serum takılıp foti çekilen insanları kıskanıyorum, hastanelere de düştüm, sonra öhöhm yeter bu kadar rezillik dedim geldim.

    Şu andan itibaren bilimadamlığına da atom fiziğine de tövbe ediyorum. Efendicene itliğe serseriliğe vuruciğim kendimi.

    Eheh negzelliymiş olm böyle mal gibi kendi kendime yazıyorum filanlı.


    Hefisi bi kenara, bugün oh lan dedim iyileştim. Elimde iş de yok. Oooh homofisimde (ehheh homo benim ofis) dedim yatayım yatağımda kişisel kompitırımı açayım da sözlüye girip fink atayım. Allahın bana verdiği itlik serserilik şeysini acık kullanup şukredeyim.
    Sen kombi bozul mu? Kombici gelsin mi? Kombinin sucuklarını çıkarıp arızayı arasın mı? Tabiy ki her tamircinin büyük zorluklarla bulduğu arıza gibi "kartı bozulmuş deyişcek!" dedi. Kartı çıkartırken sigortayı kapatmasın mı? Kablolar birbirine deymesin mi? Çaaat! diye bütün sigortalar atsın mı? Vazgeçelim mi kartı deyiştirmekten? Peki diyip kombiyi toplayıp gitsin mi?
    Oh be, hasta deyilim, elimde iş yok, az biraz keyif yapayım rahat kafayla diye odama gidiyim mi? Bilgisayarımın güç düğmesine basmayayım mı? Bilgisayar çalışmasın mı? Bi daha basmayayım mı? Bi daha çalışmasın mı? Bi daha! Bi daha! Bi daha! Bi da.... Bilgisayarımın güç kaynağı yanmamış mı? Servis gaiplere karışmamış mı? Alper tunga ölmesin mi? Issız ajun kalmasun mu? Emdi yürek yırtılur mu?

    Öyle.
     
  2. 2
    Kız arğadaşım "yeaaa bu muu bu muu?" diye iki tane telefon kılıfının linkini attı. Fırsatı yakalamışım kaçırır mıyım? Beğendiğimizin siparişini verdim. Kılıfın içinde kredi kartları için cepler var filan, deri bir kılıf.
    Kılıf geldi, holleylili bir tepkiler filan. Sonra bir baktık ki kılıfın altında mikrofon deliği yok. Telefonla konuşurken ses gitmiyor. Kapakta mıknatıs yok. Kapağı kapatınca telefonun ekranı kapanmıyor filan. Dedik iade edelim, çok kullanışsız. N11'den almıştık. İade talebi oluşturduk, kargoya verdik filan.
    İade ederken de kargo ücretsizmiş, anlaşmalı kargoları varmış n11'in.
    Neyse n11 iadeyi onaylamış Sabah 5te yatmışım, çalışmışım kafam iki yolcu vapuru kadar.
    Sabah telefon çalıyor. Hoff müşteri arıyor ya diye açıyorum telefonu. Gözlerim kapalı. Bitince uyumaya devam edeceğim. Çok uykumu açmayacak, düşünmemi engelleyecek, beynimin çalışmasına izin vermeyecek cümleler kurarak konuşmayı sonlandıracağım.
    Açtım telefonu.

    -Merhabalar tükenmekte olan klişi bey.
    +merhabalar buyrun?
    -Şindi bu kılıf book book kılıfı. Yani kitap gibi.
    +?
    -Kılıfı iade istemişsiniz biz kabul ettik ama niye?
    +ha o mu? Yazmıştım iade ederken böyle böyle şeyler yüzünden. Özelliklerde de yazılmamış o yüzden bilemedik aldık, afedersiniz.
    -Şimdi bu n11in bir hakkı iade edebilirsiniz tabi ama gönderirken kargo bize giriyor alırken de kargo bize giriyor.
    +anlaşmalı kargo diye ücretsiz yazıyordu?
    -bakın bu kılıf kapağı kapatınca masanın üzerine koyunca insanlar "aaaa kitap sandım." diye yapıldı. biz yaptık bunu book book bu.
    +tamam da telefon özelliklerini kullanamayınca çok bi esprisi kalmıyor gibi sanki.
    -tamam da bu hak yani. Şimdi tamam n11 veriyor size böyle bi hak ama bu kul hakkı.
    +?
    -bu sahte bal üretip satanlarla aynı şey. Öbür dünya var. Günah var kul hakkı var. Tamam biz bunu alalım ama kul hakkı yani.
    +?
    -peki başka kılıflarımız var onlardan versek?
    +teşekkür ederim. Kız arkadaşıma almıştım, o da bunu gönderip başka kılıf almış zaten ihtiyacımız kalmadı.
    -anladım ama cuma bugün. mübarek gün kul hakkı.
    +anladım özür dilerim. İsterseniz sayfanıza bir yorum yazayım?
    -Biz diğerleri gibi yorum satın almıyoruz. Öyle eşe dosta haksız yazdırmıyoruz. Hep kul hakkı günah bunlar siz ne diyorsunuz?
    +satın mı almıyorsunuz?
    -Tamam ben iade alıyorum hayırlı cumalar allah hidayete erdirsin.

    dııt dııt dııt dııt.

    Beynim açılmasın diye beynimin açılmamasını bile düşünmemeye çalışırken bu oldu.
    Vicdanıma oturdu amca. Öyle normal de oturmadı. Böyle oturunca götünü sağa sola sallayarak iyice yerleşti. Götü yer etti vicdanımda. Böyle ters yarım m oldu.

    Hayırlı cumalar oldu.
     
  3. 3
    "yurtta sulh, cihanda sulh." düsturunu benimsemiş insanlar nerede?
    çocuktum, kitaplarda hep gelişmekte olan ülke diye geçiyordu ismimiz. büyüdüm, kitaplarda gelişmekte olan ülke olarak geçiyor ismimiz.
    çok genç nüfusumuz var diye yazıyordu, bunun üretmek için çok mühim olduğu söyleniyor ve üretim potansiyeli yüksekliği olarak ilk sıralarda yer alıyorduk dünya ülkeleri arasında…
    40 yıldır tüketiyoruz birbirimizi, üstelik sulh üzerine altın varaklı harfleri her yere yazmamıza rağmen…

    halbuki bize büyük bir deha öğretmişti, öldürmek değil yaşatmak üzerine kurulan cumhuriyeti. çoban'ın başbakan olabileceğini…

    kahrolası linç kültürünü nerden alıp zerk ettiler damarımıza? amerika, amerika, dış güçler diye diye kendi çocuklarımızı üç oradan üç buradan öldürmemiz ne demektir?
    bi sağ, bi sol diye diye yedik bitmedi, ileri marjinaller dedik yedik bitmedi, bitmedi bitiremedik birbirimizi yiye yiye.

    her ağızda bir osmanlı. öyle barışık, öyle hoşgörülü osmanlı. güya bilmem kaç yüzyılda bir elin parmaklarını geçmeyen hırsızlıkların olduğu osmanlı.
    ecdat ecdat diye ölüp bitenlerin, bir osmanlıdan, bir dinden hoşgörü diye ölüp bitenlerin ellerinde kan, gözleri dönmüş, kafa kesmek için kudurmak ne demektir?

    bu işe ciddiyetle eğilen her kişi demedi mi bu iş dağda bitmez diye? 40 yıldır ölüyor bu toprakların insanları, ne oldu?
    60 yıldan fazla süredir görüyoruz ki linç kültürüyle kurtuluyor siyasetin pisliği.
    kürtçe konuşan birilerini linç etmişler. kim kazandı?

    çözüm öyle uzakta değil. maval okudukları belli olmasın diye tek olan bu çözümü kimse dile getirmiyor!

    birazcık tutarlı ve güçlü olacaksın. bu terörü alttan alta destekleyen ülkelere müzik notası esprisi değil ciddiyetle nota vereceksin.
    terörün yönetim kadrosu dağda değil, başka ülkelerde. hepsini çok iyi biliyorsun, onları alacaksın.
    terörün hiçbir çeşidine taviz göstermeyeceksin.
    ülkenin batısı, doğusu, kuzeyi, güneyi denk olacak. kimse kimsenin hakkını aramak vaadiyle ölüme gönderilemeyecek.

    "alevilerle sünniler birbirlerini sevmezler." , "müslümanlarla, müslüman olmayanlar birbirini sevmezler.", "doğulularla batılılar birbirlerini sevmezler.", "ruslar sıcak denizlere inmek istiyor, o yüzden sizi sevmezler" gibi yalanlar kime çıkar sağlıyor?
    biz sevmez miyiz birbirimizi? bunca evlilik nereden o zaman? kime sorsanız annesi bilmem nereden, karısı bilmem nereden, kocası bilmem nereden, kaynı bilmem nereden…
    biz birbirimizi seviyoruz da birileri bizi gaza getiriyor olmasın?

    kefenini giyenler istediği yere gidebilir. şehit olmak isteyenler de gidip şehit olabilir. ezilmiş halkı temsil ediyoruz diyenler de bunlara dahil olabilir. fakat bizim gençlerimize artık dokunmasınlar!
    doğuda, çözüm; kuzeyde tek dil, tek din; güneyde, demokrasi; batıda laiklik tutarsızlığı farkedilsin artık.

    ben 17 diyorlar, yalan söylüyorlar cümlelerini duymak istemiyorum. kınadık, lanetledik cümlelerini de!

    lütfen kimsenin gazına gelmeyin, çünkü ileride bunu da bir yüz karası olarak söyleyecek çocuklarımız! 60ları, 70leri, 80leri, 90ları bir araştırın…
    öyle ya da böyle, bizim olmayan, bizi temsil etmeyen siyaset perdesi ardındaki "seçilmiş"lerden bir gün kurtulacak ve cidden bağrımızdaki çoban'ı yetiştirip başbakan yapacağız.
    o zaman bu topraklar elektriği götürüp ampulü yaktığında herkesin aydınlanmadığını farkedecek ve okuyarak aydınlanacaklar.
    o zaman bu topraklar cennet, yaşanılacak yer, ve sulhun merkezi olacak.

    ben kendimi bildiğim sürece umudum var.
     
  4. 4
    Umursamakla umursamamak arasında ölesiye savaşıyorum. Daha doğrusu siyah ve kocaman kalkanları, çelik ve ışık kadar keskin kılıçları olan sadece gözleri gözüken savaşçıların birbirleriyle savaşacağı meydanın ortasında tavşan gibi kalmış durumdayım.

    Kim yenerse ben ezileceğim. Kim kaybederse ben kaybedeceğim.

    Okurdum, anlatırlardı, hafzalam almazdı. Hani sonsuz sandığımız fakat sonu olan ve üstelik genişlemekte olan o koca karanlık, bir noktadan sonra küçülmeye başlayacak. Küçülecek, küçülecek, küçülecek. Miniminnacık olacak. Sonsuz sayıdaki gezegenlerin, o devasadan da devasa ışıkların miniminnacık bir topun içine sığması. Göğsümün içinde biryerlerde oluşu. Sıkılıp sıkılıp küçülüp yok olmamak, patlayamamak.

    Fularımı gördünüz mü? Eheh. Katilim gibi boğazıma sarılmış fularımı. Çok canım sıkılıyor olm, goygoy yapalım.
    Milyonlarca senedir bir gezegende bir kum taneciği bulunma umuduyla bekliyor. Bulunmadan evvel parçalanır muhtemelen gezegen.
    Hep kafalar bunlar. Masamda kapısı hep açık oyuncak sarı vosvos. Kapısı açık olduğu için gitmiyor.
    Aslında kapatsam da gitmeyecek biliyorum, gitmediğini görmekten korktuğum için kapatmıyorum.
     
  5. 5
    Kendimle barışıyorum. Sonra enseme vurup eheh kerata küsülür mü hiç kendime diyorum. Sora muhabbet muhabbeti açıyor, geyikler goygoylar filan giderken gülerekten eylenerekten kendimle dalga geçmeye başlıyorum. Efenime söyliyim sakal diyorum ne kadar yakışıyo bana diyorum, eheh yüzümü kapattığı içindir diyorum, boyum da aslında uzun lan ortalamamıza göre diyorum, devede de var diyorum, aslında zekiyim ben diyorum, ne boka yarıyor diyorum.

    Arkadaş iki dakka önce güle eğlene barışan ben bi küs kendime. Sen bi küs bi küs. başım da kocaman ya, sen bi ağır. Sonra inadıma yapıyorum diye ben bi kız kendime. Senle barışanda zaten suç diye ben kendimi bi suçla. Limonudu sirkeyidi diyere bi adile naşit ol. Bi yunnik göbeğine ellerini koyup hahaaaayt de. Bi yaşar usta ol turrrrrup sıkayım senin gençliğine de.

    Sonra çocuklarım gibi git odaya aç aç dur. Grev yapıyoruz de. Sonra sıkıl sıkıl. Sonra enseme vurup bi barış kendimle. SSonra muhabbet muhabbeti açsın mı. Açmasın sıkıldım.

    Yalnız kendine bağlı olan her şeyi başarabilir insan. Bağlı olmayanların da amk. İpneler. Pisler. Boklar.
     
  6. 6
    iki uzak ülke gibi
    birbirine asla değmeyecek iki toprak
    biri doğuda biri batıda iki çocuk
    iki paralel sokak
    birbirine asla dokunamayacak
    iki evsiz gibi
    kanımızı içerek birbirimizin
    tükettik sevgimizi
    yeni soğumaya başlarken evren
    o büyük depremler gibi
    iki uca savurduk ülkelerimizi
    iki çocuk kaldık sokakta
    iki eli yüzü kirli
    allah vere de yanyana gelmeyelim
    iki suçsuz
    iki birbirinin katili
     
  7. 7
    bembeyazdın
    incecik
    durmadan giderdin
    öpüşürdük
    asfalt mı şeridi takip ederdi
    arabalar mı asfaltı
    ben siyahtım
    bembeyazdın
    incecik
     
  8. 8
    Biri bir şey diyeceğim dediğinde çok korkardım. Korktuğum başıma gelecek, kötü bir şey olacak diye.
    Başına gelince beklediğin gibi olmuyor, ölmüyorsun ama keşke dedirtiyor.
    Beklemek kadar salakça bir şey yok. Miniminnacık yaşıyoruz, o da bekleyerek geçiyor. Olsun, bekleyelim. Ölmeyecek miyiz?

    Geçen eve dönerken eczanenin önünde durup içeriye girdim. Kulak deliyor musunuz dedim. Karar vermem, eczaneye girmem, deldirmem, ödemem iki dakika sürdü. Siyah da bir küpe taktım. Bugünler kulağıma küpe olsun dedim. Eh hiç unutmam ki artık. Ben unutsam bedenim unutmaz, öyle ya ölsem bile kulağım delik kalacak. Zaman unutmaz.

    içimin sıkıntısı ne kadar uyuşsam da geçmiyor. üç kere değişti ilaçlarım, iki kere dozajı arttı. birkaç ay içinde oldu bunlar. Geçirebilen bir şey yok.
    Ne ilginç, hiçbir şeyin olmadığı yerde sıkıntı var.
    Niye yazıyorum? Aptallığımdan. Ne kadar aptal olduğum bilinsin diye.
    yarın bigün birisi küfrederse, bazıları hakaret değil tespit yineleme olsun diye.

    birsürü kişi destek oldu sağolsunlar. bilirler, olmuyor.
    siktiret. zaman geçecek.
     
  9. 9
    Arkadaş bu motorcu, araba çatışması var ya tamamen dümen. Motorcu araba çatışması diye bir şey yok. Ne var? Gerizekalı ile aklı başında insan çatışması var.
    Şindi bunu niye yazıyorum? Çünkü elim ayağım titriyor sinirden.

    Hikaye şeyini aç:

    İki şerit gidiş, iki şerit geliş olan bir yolda sol şeritten gidiyorum. Sağ şeritte arka çaprazımda bir motorcu var. İleride sağ şeritte park etmiş kamyonlar var, yol benim bulunduğum sol şeritten olmak üzere tek şeride düşüyor.
    Arka çaprazımda olan gerizekalı sol şeridin arkasını kontrol edip benim arkama geçeceği yerde gaza basıp ileride park etmiş kamyonla benim aramdan önüne geçmeye çalışıyor.
    Üzerime direksiyon kırdığı için ani fren yapıyorum o salak da aynama çarpıp cam hizamda duruyor.
    Camı açıp abicim diyorum niye böyle yapıyorsun diyorum kamyonla benim aramda kalip en iyi ihtimalle kaç kemiğin kırılacak yazık değil mi diyorum. Niye beni sıkıştırıyorsun diyor. Yahu sol şeritte ve önündeyim sen üzerime kırıyorsun diyorum. Ters ters bakma devam et diye bir çığlık atıyor. Kafamdaki o tel tink diye kopuyor. Senin ağzına yüzüne sıçarım lan diye arabadan inerken basip kaçıyor. Hayır beynimde kan dolanıyor başıma bela alayım diye Takip ediyorum yakalıyamıyorum ipneyi.
    Şimdi kim diyebilir ki bu motorcuyla araba çekişmesi?

    Hikaye şeysini gapa.

    Bok insan.
    #84560 Tukenmekte olan kisi | 12 ay önce - düzeltme: 12 ay önce
     
  10. 10
    Hastalık ile sevgi

    Aynıdırlar aslında, dinle bak biliyorsun çünkü sende. Eh insan konduramaz sevdiğine kötü şeyi, ondan görmezden geliyorsun.
    Aynı anda gelirler. en beklemediğim en saf anımda. Hiç o'nu düşünmediğim, hiç o'nu anmadığım zamanda.
    En yumuşak karnımı adından iyi bilir. En yumuşak anımı da. Ordan vurur ikisi de. Karşı koyamam, kıyamam, anlayamam.

    Aynıdır hastalık ile sevgi. İlk başta ne olduğunu anlamam. Yangından kurtulma ihtimalim olan her yer kapanana kadar sıcacık diye güzel sanarım.
    İhtimaller biter, ateşin ortasında bırakır tek başına köpek yavrusu gibi beni, çeker gider. Aklımda o zaman sorularla yalnız kalırım.

    Biri iyidir biri kötü hastalık ile sevginin. Fakat hangisi hangisidir bilmem, karar da veremem.
    Ne ortada kalmaktan bıkarım, ne öldürür beni ateş. Anca yanıp kavrulurum bir daha gelinceye dek.
    Geldi mi de hiç aklımda yokken gelir. Artık kapıya bakıp yok olduğuna inandığım zaman gelir.
    Gel derim, hiç düşünmem.
    En yumuşak yerimden gelir.
     
  11. 11
    Haftalardır deli gibi bahçemle uğraşıyorum.
    Sabah kalkıp işe gidiyorum, eve dönüyorum ve bahçeme çıkıyorum direkt. Terden çamurdan ölüyorum fakat durduramıyorum kendimi.
    Babamla annem konuşmuş memlekete gitmeden evvel uğraşır belki diye birsürü fidan almış dikmişler.
    Fakat nizami değil hiç. Aralarda başka başka şeyler.

    Hortum, debi, bar hesaplamaları öğrendim. Fıskiye sistemi kurdum. Akşamları açıp penceremden izliyorum.
    Çocukluğumun maç yaptığımız toprak sahasında yağmur yağınca burnuma gelen koku geliyor.
    Okuldan kaçıp bütün gün koruda yağmur altında kaldığımızdaki koku geliyor.

    Domateslerim, salatalıklarım, biberlerim, patlıcanlarım, lahanalarım, reyhanlarım, nanelerim, mısırlarım var. dut ağacım, karayemiş ağacım, hurma ağacım, şeftali ağacım, kiraz ağacım var...

    Fakat ne yapsam olmuyor. Nizami olarak ıslanmıyor, kocaman oldu her şey boyumu geçti, fıskiyeler işe yaramıyor, hep yeni çözümler bulmaya çalışıyorum.
    delirmek çok garip.

    bahçemi seviyorum.
     
  12. 12
    Dört buçuk saattir bahçemle uğraştım. yabani otları tek tek yoldum elimle, köklerinden.
    kötü insanlar gibi sarılmışlar üretenlere, özsularını emip yok etmeye çalışıyorlardı.
    ellerim çamur, ter, yağmur suyu. bata çıka dizlerim, tek tek kopardım bütün kötüleri.
    hepsini topladım üstüste yığdum. hayatlarında bir kere faydalı bir iş yapsın diye varlıkları, çiçeklerin diplerine serdim hepsini.
    Nemi tutsunlar diye.

    dört buçuk saatin sonunda bayılacak gibiyim. aylardır fiziksel hiçbir şey yapamıyorum. hemen başım dönüyor.
    bir saniye boş durmadım dört buçuk saat boyunca.

    domateslerim neredeyse omzuma geldi, tekrar bağladım onları.
    salatalıklarımı topladım, biberlerim büyüyor.

    hiçbirini yiyesim gelmiyor. büyütmeyi seviyorum sadece.
     
  13. 13
    saate baktığımda, cumartesi olduğunda, facebook'u gördüğümde, sigara yaktığımda...
    çıldırırdım, hani yaşamasam yedi yılın öncesinde.
    fakat çıldıracağım, yetmiyor asla yaşanan hiçbir tecrübe.
    psikolojik bir film sahnesinde, saçlı, sakallı bir adam
    gözlerinde kan denizleri, her taraf izmarit ve elbette yanan birkaç sigara.
    delirten muhakemelerin tam ortasında
    aylardır uykusuz sonuçlar aynı.
    hep aynı sonuç bir, bir daha eder iki.
    çıldırırdım, hani yaşamasam yedi yılın öncesinde
    fakat çıldıracağım, yetmiyor asla yaşanan hiçbir tecrübe.
    hep aynı sonuç ve tekrar hesaplaşma
    kısır döngüye girdim birader,
    kafam dursun diye ayırabilirim ortadan yediye!
     
  14. 14
    İstanbul

    kuytuları sidik kokan,
    eteğinin pırpırlarında şarap şişeleri
    boş biralar ve cinayet leşleri
    rugan pabuçları çamura basmış
    belden aşağısında namus bekçileri
    ve bir yanında tecavüzcü sırtlanlar
    öyle harmanlanmış zengini, fakiri
    güllü budaklı çiçek desenleri
    sağında orospuluk solunda ezan sesleri
    çanlar çalar ötesinde
    berisi rum mezarlığı
    ama öyle parlaktır ki gözleri
    utanıp yere baksan sırtından vurur seni

    kaptan gibi bağırırırsın ardından;
    sokaklarında mohikanlar gibi ateşler yaktık
    sana taptık ulan unuttun mu sana taptık
     
  15. 15
    tuzdan
    sudan
    yosun ve balıktan
    insanlardan ve vapurlardan
    bıkmış
    tükenmek için bekleyen
    geçmeyen zamanı
    en kallavi küfürlerle paketleyip
    tuzdan
    sudan
    yosun ve balıktan
    insanlardan ve vapurlardan
    bıkmış
    bir iskele bacağıyım
    odundan başka her şeye benzerim
     
  16. 16
    neden sevdiğini söyleyebilen
    nedeni seviyordur seni değil
    mesela eylülü severim ben
    nedenini değil