bu başlık kişiye özel bir başlıktır
  1. 26
    prenses başlığına yazacaktım, burası daha uygun kaçtı:

    yeni nesil kız çocuklarının hepsi. oğlan çocuklara yönelik olanı için (bkz: paşa). (prens de olur ama paşa daha çok tercih ediliyor nedense.)

    benim kız da 3 yaş civarı baya bir prenses sandı kendini. bu tarz hitaplardan özellikle kaçınmamıza rağmen çevredekileri susturmak her zaman kolay olmuyor tabi.. ama çevrenin de çok suçu yok, genetik olarak kodlanıyor prenseslik kodu bence. oyuncak seçimleri falan hep masal prensesleriydi bi dönem. bakıyorum, arkadaşları da öyle.
    neyse çok uzun sürmedi allahtan. sonraları cadı olduğunu iddia etmeye başlamıştı. şimdilerde ise süper kahraman. bazen batgirl oluyor, bazen wonder woman. ha bi de saçları renkli diye harley quinn olma sevdası var.
    #101082 morgase | 1 yıl önce
     
  2. 27
    hep çocuk, hep çocuk nereye kadar; biraz da büyük...


    herkes her şeyi biliyo ya, negzel. tıp okumadan doktor, hukuk okumadan avukat, mühendislik okumadan mühendis olmuşuz. her konuda uzmanız, her konuya hakimiz. bi biz biliyoz her şeyi, başka kimse bilmiyor. bi tek biz düşünebiliyoruz, kimse düşünemiyor. bi benim aklıma geliyo onun öyle olması gerektiği, çünkü bi tek benim kafam çalışıyor. kimsenin kafası çalışmıyor. sadece ben doğruyum, herkes yanlış.

    ben çok zekiyim, herkes aptal. herkes yanlış yapıyor. bi de koca koca insanlar bir araya gelip saatlerce kafa patlatıyorlar bir konuda ama ben 5 dakkada şıp diye çözüyorum hemen, yazık onların emeğine, boşuna uğraşmasınlar, çünkü aptallar. bi de o kadar kafa patlatmaya yanlış sonuca varıyorlar, halbuki bana sorsalar... işin doğrusunu hemen söyleyivereyim.

    ha bi de unutmadan; yazık bana, hayatın sillesini daha çocuk yaşta yedim ama yılmadım. yıkılmadım ayaktayım. herkes bir eli yağda bir eli balda büyüdü; ama ben öyle mi ya.. mağdurum da mağdurum. herkesin tuzu kuru, bi ben dişimle tırnağımla kazıyarak oldum. ama ne oldum... hiç ham değildim, direkt pişmiş doğdum, şimdi de oldum. hiç ne olacağım demeyeceğim çünkü daha ne olayım ha? her şeyin en doğrusunu bilen ben daha ne olacağım?

    ben var ya ben... hey yavrum hey!
    #102922 morgase | 1 yıl önce
     
  3. 28
    bayadır uğramamışım buralara...

    çocukların doğum günü yaklaştı, bizde de hazırlıklar tam gaz. emel artık büyüdüğü için her şeyin bilincinde. doğum günüme çok az kaldıııı diye dolanıyor ortalıkta.
    bu sene elsa kostümü istedi. (ne kadar enteresan değil mi?) ben de internetten aldım, geçenlerde eve geldi kostüm. yavrucuk çok sevindi, çok beğendi, sarılıp teşekkür etti hep. ama gel gör ki kardeşi olacak sıpa sen bi kıskan, bi kıskan...
    anne ben de diycektiiiiim (g harfini tam söyleyemiyo henüz)
    ama anne bu mamiiiiii, ben de diyceeeeeemm (v harfini de söyleyemiyo)
    ablası biraz giyip hevesini aldıktan sonra napalım elimiz mecbur giydirdik oğlana da elsa kostümünü. ay bi mutlu bi mutlu, çok sevindi. oğlana kostüm falan almayı düşünmüyordum hiç, daha küçük, gerek yok diye... ama bu tepkisinden sonra ne alsam ne alsam diye internetten bakınırken erkek çocuk kostümlerinden bikaç tane buldum, eşime gönderdim resimlerini hangisini alsam diye... normalde eşim bu tarz şeyler için "boşa masraf yapıyoruz, nerde giyecek, ne gereği var şimdi, daha 3 yaşında" falan gibi tepkiler verir biliyorum. bu tepkileri baştan savmak için resimleri gönderirken "bi tane batman pelerini alıverelim, seviyo ya batman'i..." dedim. eşim ne dese beğenirsin? "yok yaaaa, alacaksan şu mavi prens kostümünü al, o güzelmiş" ben şok. artık bizim minnak oğlan nasıl bi içerlediyse ablasının kostüm sahibi olmasına, babasının bile içi elvermedi oğlunun kostümsüz kalmasına. resmini de gösterdi kendisine.
    - bak oğlum, anne bunu alsın mı sana?
    + ben bunu diyeyim baba. maami mi bu? ben bunu beyendim, alalım bunu.
    aldık. bikaç gün sonra onun kostümü de geldi. mavi mavi dolandılar evde...

    kostüm travmasını atlattıktan sonra geldik hediye faslına.
    - oğlum doğum gününde ne alayım sana? ne istersin?
    + pasta isteyim, pasta üfliycem.
    kalender kuzum benim.

    emel'in hediyesine gelince, o aylardır bekliyo yavrum bebeğini. bi tane bebek görmüştü, eylül ayından beri istiyor. "tamam kızım, doğum gününde alıcam o hediyeyi sana, söz!" dedim. tabi bazen mızırdadığı oldu "ama daha doğum günüme çok vaaaar." diye. dedim "o bebeği doğum gününde alabilirim sana ancak, beklemen gerekiyor" onu da internetten indirimli denk getirdim aldım geçen ay, şimdi arabanın bagajında duruyor, 3 ocak'ta verilmek üzere. daha almadım sanıyor yavrucak. beklemeyi ve sabretmeyi öğrensin demi, her istediğine, istediği anda sahip olamayacağını öğrensin. şimdi o bebeği eline aldığı günki mutluluğunu görmek için ben de sabırsızlanıyorum. ilk istediği gün alsaydım muhtemelen şimdiye kadar bi köşeye atılmış olurdu o bebek. ama şimdi en değerli oyuncakları arasında yerini alacak, biliyorum. satır arasında yine sıkıştırdım araya bi "çocuk eğimi" şeysi, eheheeee

    bi de davetli sorunsalı var. emele kalsa herkesi çağıracak. tüm arkadaşlarını, öğretmenini, akrabaları felan. biz sarayda oturuyoruz çünkü, balo salonumuz 300 kişilik. bi de o kadar kişiye ikram edilecekler için bir catering firmamız var. neyse onda da anlaştık sayılır.
    gelsin ocak ayı.
    #119400 morgase | 10 ay önce (  10 ay önce)
     
  4. 29
    bizim kız iyice duygusala bağlamış.
    geçenlerde elinde hafif bi çizik vardı, okuldan gelince "anneeee, bugün kimse bana geçmiş olsun demediiiiiii." dedi. dedim "kızım ufacık bişey ya görmemişlerdir bile, hem görmüş olsalar da geçmiş olsun demeyi gerektirecek bi durum değil, o yüzden dememeleri normal...." vs bişeyler anlattım. başka bir gün yine benzer bi durum için aynı serzenişte bulundu, ben de yine aynı şeyleri söyledim.

    sonra efenim 2 hafta önce ateşlendi, hafta sonu 1 gün kafasını kaldırmadan yattı evde. pazartesi istersen bugün de evde dinlen, okula gitme dedim ama "yok anne, iyileştim ben, gidebilirim. rabia hemşireye söyle, ateşimi ölçsün çıkarsa sana haber verir." dedi. (rabia hemşire okulun revirinde görevli hemşire, çocuklar bayılıyor ona, çok seviyorlar.) çocuk çözmüş olayı, bişey olursa hemşire seni arar diyo bana, tey allaam... neyse götürdüm ben de okula.

    bırakırken yavrunun hassiyeti geldi aklıma, öğretmenine dedim ki "yav, mümkünse sınıftakilere benim kıza geçmiş olsun dedirtir misiniz? durum böyleyken böyle...." öğretmeni de güldü tabi, "merak etmeyin, hafta sonu ne yaptıklarını anlatırken emel söyler zaten hasta olduğunu, ben de o zaman tüm sınıfa geçmiş olsun dedirtirim, siz hiç merak etmeyin" dedi. teşekkür ettim.

    akşam evde sordum "emelcim sen hastaydın ya hafta sonu, arkadaşların sana geçmiş olsun dediler mi bugün okulda?"
    el cevap: anne, tabiki dediler!
    #119562 morgase | 10 ay önce (  7 ay önce)
     
  5. 30
    oğlan krup oldu.
    yine...
    9 aylıkken de olmuştu bi kere. şimdi 3 yaşına girecek, bu 2. krup oluşu.

    birkaç gün önce nezle olmuştu, burnu akıyordu hafiften. tam geçti derken dün gece azcık azcık öksürmeye başladı. la şindi bu öksürük de nerden çıktı diye düşünüyordum ben de. sabaha karşı uyandım, hırıltılı nefes alıp veriyor, arada da bütün gün karda yatmış gibi öksürüyor. kalktım biraz su kaynattım, oda nemlensin diye koydum odaya suyu.
    krupta tikat edilmesi gereken şey gece yattığın oda 18 derece falan olacak, ideal nem oranı da %50-60. bizim oda 20 dereceydi, buhar makinamız olmadığı için nem oranını bilemiycem ama nemlensin diye kaynamış su koydum işte odaya. nispeten rahat uyudu ama yine de 6 buçukta uyandı. e düzgün nefes alamıyo tabi kuzucuk.

    kalkınca komşudan nebulizatör istedim, onlarda olduğunu biliyorum çünküm. içine kaynatılıp soğutulmuş su koyup çalıştırdım. bi 5-10 dakika tuttum ağzına burnuna. rahatladı muhtelemen, çünkü uykuya daldı kısa sürede. şimdi öğrendim nebülizatörü kendi tutuyormuş burnuna, uyanıp çorba içmiş, kahvaltı etmek istememiş.

    2 güne geçer inşallah. normalde 2 günden sonra azalarak bitiyor krup, umarım bizde de öyle olur.


    çok bilmiş anne notu:
    krup önemli bi hastalık değil ama bebeklerde solunum yolunu tıkama riski daha yüksek olduğu için küçük bebeklerde çok dikkatli olmak lazım.
    virütik olduğu için ilaca gerek yok.
    genellikle soğuk algınlığından sonra ortaya çıkıyor. hırıltılı soluma ve köpek öksürüğü denilen boğuk öksürük eşlik ediyor. ha bi de ateş oluyor genelde.
    bu virüs üst hava yollarında ödem yapıyor. bu ödem de kişinin rahat nefes alıp vermesini engelliyor, öksürük yapıyor.
    tedavisi soğuk buhar! banyoyu buhar odası haline getirmek rahatlatır. soğuk buhar solumasını sağlamak çok rahatlatır. nebülizatör yoksa çocuğu sıkı giyindirip soğuk havaya çıkarmak ve dışarda uyutmak bir çözüm. buzdolabının kapağını açıp solutan var.
    soğuk hava soluttuğunuzda 5-10 dakika içinde rahatlamazsa krup ilaçları versin bize diye doktora gitmek lazım. ilaç kullanımını tasvip etmiyoruz ama gerekli olduğunda kullanmıycam diye inat etmenin alemi yok demi. soğuk buhar çocuğu rahatlatmadıysa maalesef kortikosteroidli ilaçlardan kullanmak gerekebilir. solunum yolu tıkanmasın..
    #120476 morgase | 10 ay önce (  10 ay önce)
     
  6. 31
    geçen hafta kızımın kreşinden bize ev ödevi vermişler, "çocuğunuz için yeni yıl dileklerinizi anlatan bir mektubu zarf içine koyup bize ulaştırın."
    e yazdık, elimiz mecbur.

    kızım için ne dilerim, yeni yıl dileklerim ne olabilir diye düşündüm düşündüm... ilk önce sağlık diledim elbette. sağlıklı bir yıl geçirmesini diledim.

    sonra ailesi, arkadaşları, akrabaları...vs tarafından çok sevilmesini ve onları çok sevmesini diledim. kendisini hep güvende hissetmesini diledim.

    ondan sonra da bu kış kar yağmasını istedim. bol bol kar yağsın, kızım da kar topu oynamaya doysun, kardan adam yapsın, karlarda yatıp yuvarlansın, kaysın istedim. çok istiyor çünkü, "yaz bitti artık kış gelecek" dediğimiz günden beri kar yağmasını diliyor. allahtan bizim burda tepelere yağdı da 2 kere gitti oynamaya. bizim oralara yağmazsa yine gideriz naapam.

    soooraaaaa, yazın da bol bol yüzmesini diledim. kumlarda oynamasını; denize, havuza (çok seviyo napayım) girmesini diledim.

    bunların dışında da bol bol oyun oynamasını, şarkılar söylemesini, dans etmesini diledim. yeni yeni oyunlar ve şarkılar öğrenmesini diledim.

    en sona da standart klişe cümleyi kondurduk: mutlu, sağlıklı, huzurlu, sevgi dolu bir yıl geçirsin...
    #120863 morgase | 10 ay önce
     
  7. 32
    eskişehirdeyiz. espark’ın önünden tramvaya bindik, eve dönüyoz. tramvay durağa yaklaşırken gelinen durağın adını söylüyor ya... bir sonraki durak “ismet inönü”ymüş.

    dijital bir teyze sesi üstüne basa basa “ismet inönü!” dedi. benim oğlan da hemen: “anne, ismet inönü dedi.” dedi. ben de içimden “aferin oğluma, ne güzel duymuş, duyduğunu da anlamış” diye düşünerek, dışımdan da “evet oğlum, ismet inönü dedi” diyorum. oğlan soora ne dese beğenirsin?

    anne, ismetin önü dedi. ismetin önüne gidiyo tramvay”
    ?
    #122942 morgase | 9 ay önce
     
  8. 33
    biri 5, biri 3 yaşında 2 çocuğun oyun oynamasını izlemek çok keyifli. günün yorgunluğunu alıp götürüyor resmen.

    emel (5): hadi emir, şimdi bana "hadi gel" de.
    emir (3): hadi gel!
    emel: bi daha de...
    emir: bi daha
    emel: ya hayıııır, bi daha "hadi gel" de.
    emir: bi daha hadi gel
    ?!?!??!!
    #134336 morgase | 7 ay önce (  7 ay önce)
     
  9. 34
    akşam yemeği...

    çok önemli benim için. belki de takıntı. evde ailecek akşam yemeği yenecek. çocuklar önden karınlarını doyurmayacak. koca işten gelince "ben tokum, yemiycem" demiycek... vs

    istisnai durumlar olabilir tabe. anne veya baba işten geç gelmiştir, diğer aile üyeleri çoktan yemeklerini yemiştir... çocuklar veya çocuklardan biri babaannede/teyzede/diğer bir akrabada kalmaya gitmiştir o akşam... dışarı çıkılmıştır... bunun gibi durumlar kaideyi bozmaz.

    o akşam yemeği hep birlikte yenecek arkadaş.

    çocuklar da bebeklikten beri alıştılar. hiç bir zaman önden çocukları yedireyim de biz rahat yiyelim demedim. ne biliyim işte, aile olmanın gereği gibi sanki benim gözümde. büyüdüklerinde akıllarında yer eden bir şey olsun istiyorum. bi ritüel olarak kafalarında yer etsin istiyorum. çünkü bütün gün çocuklar okulda, biz işte... aile olduğumuzu anlayabileceğimiz en basit anlardan biri akşam yemeği. yemekten sonra da birlikte takılıyoruz ama aynı şey değil. bazen baba bilgisayar başında oluyor, bazen ben. bazen çocuklar animasyon izlemek istiyor, bazen yemek/çamaşır vs gibi işlerden çocukların yanında oturamıyoruz uzun süre. falan filan.. en azından yemek masasında sohbet eşliğinde yemek yeniyor. onun tadı bir başka benim için.

    bazen eşim şehir dışındaysa, "hadi yemeğe" dediğimde emel, "anne, babamı beklemiycek miyiiiiz?" diye soruyor. çok hoşuma gidiyor ^-_-^ beyinlerini yıkadım çocukların daha bebeklikten, eheheee
    #138463 morgase | 6 ay önce (  6 ay önce)
     
  10. 35
    Bu başlık altında ikinci kez çocuk değil de büyük yazıyorum. Çok zorlarsak dolaylı yoldan çocuk olabülüp. Büyüyünce bak bunlara tikat edin çocuğum minvalinde.. neyse konuya geleyim:

    Sürekli “birileri bişey desin de ayar vereyim” modunda dolaşmak yorucu olmalı. Elbette birinin görüşünü benimsemeyebilirsin, beğenmeyebilirsin, sana saçma gelebilir… en doğal ve en normal şey. Ama bunu illa dile getirmek istemek… söylemese içinde patlayacak herhalde. Gerçi asıl mevzu bu değil, tabiki dile getirilmeli istendiğinde. Getirilmeli de biraz edep, adap bilmek de iyi olur hani. Her kelimenin altında bir ima, her cümlede bir laf sokma çabası, her anlatılanda bir ayar verme ihtiyacı olunca bana komik geliyor açıkçası. Gülüp geçiyorum çoğu zaman. Evet çoğu zaman gülüp geçiyorum ama bazen de böyle sinirime dokunuyor. Ne zaman sinirime dokunuyor: sürekli “aynı kişi”, “her konuda” ayar verme modunda olunca. Ama her konuda…

    Ha bi de unutmuyorlar bir şeyi. Haftalar hatta aylar önce söylediğiniz bir şey dönüp aylar sonra önünüze çıkabiliyor. “bak sen öyle demiştin ama aha öyle olmadığını gördük” diyor mesela. Ya da haftalarca içinde tutmuş tutmuş, sonra birden yeter diyip haftalar önce söylediğin şeye ayar verme ihtiyacı hissedebiliyor. Bünyeye zarar valla. Beyni bu kadar yormamak lazım.
    #157166 morgase | 2 ay önce
     
  11. 36
    baba: oğlum, sallandınız mı bugün okulda?
    oğlan: bizim okulda hamak yok ki baba, nasıl sallanalım??

    böyle soruya böyle cevap.

    (bkz: 26 eylül 2019 istanbul depremi)
    #160859 morgase | 3 hafta önce