grubun ilk albümü oldukça başarılı olmuş ve iyi satılmış. ikinci albüm de öyle ama 2010'lardan sonra çöküşe geçmişler. zaten aradaki 8 yıllık boşlukta "power metalden speed metale mi geçsek, yoksa böyle iyi mi?"yi tartışmış olduklarını düşünüyorum ben. sonunda kararı heavy metale yakın bir speed metal olarak almışlar. bu fikri son albümlerinden edindim.
against all kings taş gibi bir heavy metal albümü olabilirmiş. köklerinden kopmak istemeyen grup yer yer hızı tavana çıkartıyor ve '80'ler ruhunu "damarlarınızda akıyor bu, biliyoruz" diye fısıldayarak akıtıyor kulaklarınızdan ruhunuza. giriş şarkısı olan metalizer, ritmik olduğu için kolaylıkla kafa sallatabilen bir şarkı. bir şeylerin eksik olduğu hissedebilirsiniz, ben de böyle hissettim ama neyin eksik olduğunu tam olarak bulamadım. albüme ismini veren against all kings, girişiyle pentagram'ı çağrıştırabilir size. gene ritmik, gene kült heavy metal moduna sokuyor sizi. sözleri de güzel: birinci tekil şahıs olarak yazılmış ve karşı tarafa "ne istiyorsun lan benden?" diye kükrüyor yer yer. i will stand forever ise, bence albümün en iyisi. gene birinci tekil şahıs, gene "biliyorsun, hepinizi gömebilirim yere şu anda. kızgın hissediyorum zaten" atarı var. kısacık solosu da nefis.
abiler tam '80'ler ruhuna dönmüş. grubun kuruluşundan beri basçıları olan oscar cuadrado artık çalmıyor, 3 yıldır sadece menajerlik yapıyormuş. carlos escudero'nun vokal yeteneği scream'e yaklaştıkça tadından yenmiyor. ingilizcesi de oldukça anlaşılır. ben nereli olduklarına bakmadan önce dinledim ve "amerikalı bunlar" diye yapıştırdım hemen. aksan yok kendisinde ve sahnesinin de müthiş olduğunu düşünüyorum.
benim bayıldığım bir tür heavy metal. bu abilerin yaptığı da "çağdaş heavy metal"e en yakın türlerden biri olabilir. geri vokallerin yer yer kulak tırmalaması ve hemen hemen hiçbir şekilde bas gitarı duyamamanız sizi üzmeyecekse, gönül rahatlığı içinde dinleyebilirsiniz. fena kafa sallatıyorlar. son ses açıp ofiste cam çerçeve kırmak -isteğe bağlı olarak- serbest.