tam adı "mika pauli hakkinen" olan, 1968 vantaa, finlandiya doğumlu, formula 1 şampiyonlukları ile ünlenmiş motor sporları sporcusu. "rallici" kategorisi olmadığı için sporcu kategorisi koydum. "the flying finn" fazlasıyla hak ediyor bunu zaten.
motor sporlarına kartingle başlamış bir adam hakkinen. kartingdeki büyük başarısı ve tabii ki babasının iteklemeleriyle f3'e kadar yükselmiş, f3'te formula ford ile yarışmıştır. f3'ten bir anda formula 1'e geçmesinin yegane sebebi ise, dönemin efsanelerinden fin pilot keke rosberg'tir. arkasında durmuş, onun büyük yerlere geleceğini iddia etmiştir. iddiaları da yıllar sonra karşılık bulmuştur.
8 sezon formula 1'de yarışmış, 2 şampiyonluk, 1 ikincilik almıştır. '90'ların sonunda (bkz: michael schumacher) ile olan rekabeti, o dönem formula 1 izleyen bütün gençlerin motor sporları sevgisini yüceltmiştir. bundan sonraki kısımları madde madde yazayım. kronolojik olarak toparlayamıyorum yazacaklarımı.
- hakkinen formula 1'e 1991'de lotus (team lotus) ile başladı. 2 sezon sonra da mclaren'a (marlboro mclaren) geçti. o zamanların efsanesi (bkz: ayrton senna)'nın takımındaydı ve ikinci pilottu. ikinci pilot demek, "senna'nın yarışı kazanması için her şeyi yap" demekti. zaten senna da, önceki takım arkadaşı michael andretti'nin kovulmasından sonra hakkinen'e "yamak" olarak bakmıştı. hakkinen ilk yarışında senna'yı da geride bırakarak kürsünün tepesine çıkmıştı. rahmetlinin hissettiklerini merak ediyorum.
- finlandiya'da öyle bir kahraman oldu ki, resmi mektup pullarına bile basıldı.
- 1995'teki avustralya yarışında yaptığı kaza kafatasını çatlatmıştır. doktorlar kafatasında kırık olduğu için kendisini 2 ay boyunca hastanede tutmak istemiş ama kendisi "formula pilotuyum lan ben. ne hastanesi!" demiştir. kaza görünürde çok şiddetli olmasa da (spin atıp bariyerlere vuruyor sadece), kenardaki lastiklere çarparkenki hızı kafatasında hasar bırakmıştır. kazanın uzun hali ve kendisinin yıllar sonraki röportajı burada .
- formula kariyerinde (hepsinden bahsediyorum) en iyi yaptığı iş, önündeki rakibini tedirgin etmektir. kendisinin f3 kariyerinden beri rakibi olan michael schumacher'e adeta ders verdiği tek bir yarış vardır. schumacher'in yarış sonrasında "zaten ön lastiklerimde sorun vardı. mika beni ergeç geçecekti." dese de, aslında "beni nasıl öyle geçtiğini hatırlamıyorum. özetinde anca kavrayabildim" anlamına gelen açıklamasını yaptığı geçiş 2000 belçika yarışında olmuştur. müthiş bir geçiştir. videosunu şuraya koyayım, siz de izleyin.
- söz konusu belçika yarışında brezilyalı pilot ricardo zonta yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "mavi bayrakların sallandığını gördüm. arkamda kırmızı bir araba vardı. diğerini ise görmedim. pist kurumaya başlamıştı, ancak sağ tarafı hala ıslaktı. ben pisti ortalamış gidiyordum; çünkü sağ tarafa girip lastiklerimi daha da kirletmek istemiyordum. ferrari solumdan giderken, mclaren sağımdan fırladı. orada oldukça geç frenaj yapan mclaren'i görünce, manevradan bir kaza çıkacağını düşündüm. ancak mclaren ferrari'yi de geçip oradan sıyrılıp gitti. inanılmazdı."
- özel hayatı oldukça sallantılı olmuştur. yarışlarda kenarda onu destekleyen, "soğuk kadın" olarak ünlenmiş erja honkanen'le uzun bir süre evli kalmıştır (10 yıl). sonrasında erja'dan boşandı ve en son striprizci bir kadınla birlikteydi. sonrasını bilmiyorum.
- 2000'deki japonya yarışından sonra (2. ya da 3. oldu diye hatırlıyorum. yanlış hatırlıyorsam düzeltin) "iyi bir kazanan olmak için, bazen iyi bir kaybeden de olmanız gerekir" demiştir. hem soğukkanlı hem de profesyonel olmanın vücut bulduğu bir sporcuydu.
oynadığı birkaç reklam filmini de aşağıya koyayım:
büyük bir sporcuydu. formula 1'de, 1998 ve 2000'de olmak üzere, 2 şampiyonluğu var. erken emekliliği hepimizi üzse de, sonradan schumacher'in hiçbir rakip bulamaması, "keşke mika burada olsaydı" diye feryat figan dert yanması hakkinen'in formula için değerini göstermiştir bence. şimdilerde reklamlarda bol bol boy gösteriyor. son olarak, şu anda evde tedavi altında olsa bile, bir daha eski haline dönemeyecek olan schumacher komadayken yazdığı mektubu da şuraya iliştireyim:
"your accident is now just another challenge. you have to fight hard again, just like we both used to do on the track. as you know, i myself had a bad head injury in the past. but i survived with the help of my family and friends and the professional support of the doctors. i'm sure that you are getting this exact sort of help. all that is needed to get healthy. it is the worst thing that can happen to you in life. you realise how fragile life is. the only important thing is to be able to hold the hand of the other and to trust the words of the doctors.
do me a favour: just this once don't try to beat the clock. you don't have to post your best time in this race. you have to take all the time you need. take it easy, mika."
büyük pilottu. halâ da büyük. "david coulthard olmasaydı bi' bok yapamazdı yaae" diyen ergen zihinli olanları ciddiye almayın.
edit: birkaç yazım hatasını düzelttim. daha da vardır hatam. görmezden geliverin.
türkiye'ye formula 1 sevgisini aşılayan çekişmenin kahramanı.
schumi'nin benetton günlerinden, biraz da takımın etkisiyle başlayan, negatif pr ile beslenen ve jacques villeneuve'un şampiyonluğunu ilan ettiği sezon ayyuka çıkan (şampiyonu belirleyecek son yarışta villeneuve kendisini geçerken üstüne kırar schumi. sonuçta schumi pist dışına çıkar, villeneuve de yarış sonunda ihtiyacı olan puanı alıp şampiyon olur) "antipatik" kimliğinin sonucu olarak, biraz da güçsüz olanı destekleme refleksiyle bazıları için schumi'den daha çok sevildi.
ilk şampiyon olduğu sene o kadar iyi bir arabaya sahipti ki, daha sezon başlamadan ilk yarışta mercedes'ten beklentiler arşa çıkmıştı..
yanılmıyorsam türkiye'de f1 yarışlarının ntv'de canlı olarak ilk kez o sezon yayınlanmaya başlamasının da etkisi büyük bu mika hakkinen sevgisinde; biraz da yukarıda belirttiğim schumi algısının..
neticede şampiyon oldukları ilk sezonun ilk yarışında coulthard - mika ikilisi üçüncüye bile tur bindirmişti.
tarihler, rakamlar kafamda net olmamakla birlikte schumi 99'da ayağını kırıp 6 yarış kaçırmasaydı hakkinen son şampiyonluğu alabilir miydi bilmiyorum. mercedes dayanaksız, ferrari ise o sezon daha mücadeleci bir araca sahipti gibi hatırlıyorum.
schumi'ye göre çok daha hızlı bir tek tur pilotuydu mika hakkinen. ancak schumi'yle uzun süreli bir mücadeleye girebilecek mental güce sahip olduğunu sanmıyorum. gerçi schumacher ile bu konuda yarışabilecek tüm sporcular içinde çok az isim vardır muhtemelen; michael jordan vb.. araç problemleri (dayanıksız araçlar vs.), mental yorgunluk gibi nedenlerle sanıyorum schumi'den çok daha erken emekli oldu, ki yaşları aynı olmalıydı.. belki hakkinen 1-2 yaş büyüktür.
bildiğim kadarıyla schumi'nin yarşıtığı pilotlar içinde en fazla saygı duyduğu pilottu mika hakkinen. şimdi hatırlamıyorum hangi yarış olduğun ama bir sıralama turları var canlı izlediğimiz; sırayla 3-5 tur piste çıkıp birbirlerine salise salise fark atıp pole pozisyonu için yarıştıkları; nefes kesici mücadele tanımının sözlük karşılığı. youtube'da falan vardı eminim, bulup izlemenizi tavsiye ederim.
david coulthard kendisinden çok daha iyi bir pilot olmasına rağmen, coulthard'dan daha çok öne çıkmış pilot.
aslında coulthard, hakkinen'in ayrı takımlarda olması seyir zevkini daha da arşa çıkartırdı. şöyle ağız tadıyla bir coulthard-hakkinen-schumacher çekişmesi izlerdik. ama üçünden en az birisinin de ölümüyle sonuçlanabilirdi bu rekabet.