yavuz çetin'in başyapıtı denilebilir. onu tanımak için sözlerine bakmak bile yeterli. solosu da ayrı güzeldir. gideceğini bar bar bağırmış aslında. www.youtube.com/...
bana öğretilen herşey bana önerilen herşey bana dayatılan yaşantı işe yaramaz bir çöplük yarattığınız sistemler kullandığımız yöntemler yaşamak istemem aranızda belki de terslik bende yapamadım bu düzende kaçacak delik arar oldum sürüngenler şehrinde eğitilmiş köpekler doymak bilmez maymunlar yaşamak istemem artık aranızda benden bir ruhsuz yaratmayı nasıl başardınız benden bir hissiz yaratmayı nasıl başardınız benden bir uyumsuz yaratmayı nasıl başardınız benden sizden biri yaratmayı nasıl başardınız yaşamak istemem artık aranızda
Yavuz çetin'e ait olan Bu şarkının sözleri Dostoyevski romanından fırlamış bir karakterin serzenişi, isyanı ve hayat karşısındaki çaresizliği gibidir. Bu meselenin muhteşemliği karşısında zaten yeterince mest olmuşken, bir de yavuz çetin'in şarkının sonlarına doğru attığı bir solo vardır ki... elindeki gitar dile gelir, konuşur, bağırır, isyan eder.
dayatılan yaşantı, eğitilmiş köpekler ve doymak bilmez maymunlar. yaratılan sistemin sonuçları. sistem yaratılırken ve geliştirilirken hiç ses etmeyen insancıklar. belki de terslik bende diye düşündürürler, hatta kabul ettirirler. sonuçta yavuz çetin gibileri kaybeder, bir daha satılık gibi albümleri dinleyemezsin. biz dostu değildik, daha kötüsü dostluğunu da kaybedersin. sonra yine sistemin içinde kıvranmaya devam ederek ara sıra hatırlamak üzere dostunu da unutursun. uyumsuz olan yavuz çetin mi, sistemin kaosu mu? peki bu bazen görünür bazen görünmez kaosta uyumluluktan söz etmek mümkün mü? sanıyorum mümkün, kaosu sürdürmek üzere tasarlanmış bir uyumluluk. ancak buna uyum sağladığın müddetçe, diğer insani ne varsa onların içinde uyumsuzluğa sürükleniyorsun.
yaşamak istememekte haklı, gitmek de kendi kararıydı. belki de değildi, üzerinde oluşturulan psikolojinin emrivaki yaptığı da olur. farkındasınız ya da değilsiniz, hayvan olmayı emrediyorlar sürekli. olunuyor da. toplumun görüntüsü zihnime asla insan topluluğu olarak yansımıyor. örneğin haberlere biraz göz gezdirsem kafamın içine bir ağrı oturuyor. güven ortamı zaten yerle yeksan edilmiş, üzerinden geçiniyorlar. küçük zümreler büyük toplulukların kanını emiyor, hala ses yok seda yok. niye yaşamak istesindi, herkes konak olmayı kabul etmez öyle kolay kolay.
yavuz çetin'in zaten tedavi gördüğü, bunalımda olduğu üzerine yapılan, meseleyi meşrulaştırmaya çalışan yorumlar çok aşağılık. çünkü etkileşimsiz bir şey yok. mesela karbon diyoruz, yaşam faaliyetlerinin yapı taşlarından. oksijen keza öyle. biraraya getiriyorsun zehirliyor adamı. bir oksijenle daha birleşse bu sefer de bitkilere yaşam kaynağı oluyor. etkileşimsiz ve sonuçsuz ne var bilmiyorum. seçilim de yanlış işliyor artık. tarih, insanlık adına utanç verici olaylarla dolu. tekerrür ediyor.