İrlanda kökenli İngiliz boksör. Düne kadar eski wbc -dünya boks konseyi- şampiyonu.
Bugün sabah saatlerinde 2015'ten beri wbc dünya ağır siklet şampiyonu unvanını taşıyan deontay wilder ile hem rövanş hem de unvan maçı için karşı karşıya geldi. İlk karşılaşmaları geçen sene Aralık ayında gerçekleşmiş ve o zamana kadar wilder 41 maçının 41'ini nakavt ile kazanmıştı. Fury için işlerin ne kadar zor geçeceğini çok iyi anlatıyordu bu istatistikler. Üstüne üstlük fury daha öncesinden 3 yıllık bir ara vermiş ve daha tam olarak form tutamamıştı. Aralık ayında gerçekleşen bu karşılaşma berabere sonuçlanmış ve fury, istediği unvanı geri alamamıştı ama nakavt olmamış ve üstüne üstlük dünya şampiyonuna ilk beraberliğini yaşatarak rövanş için gözdağı vermeyi başarmıştı.
Rövanş bugün sabah saatlerinde ülkemizde dmaks üzerinden Bilgehan Demir'in anlatımıyla gerçekleşti. Eski şampiyon, yeni şampiyonu tahttan indirip tekrar zirvedeki yerine oturmak için tamamen hazırdı.
Daha ilk raundun başında bu maçı kesinlikle şansa, sayıya bırakmayacağını gösteren fury, maçın bitimine kadar çok üstün oynadığı karşılaşmayı 7. Raundda teknik nakavt ile kazanarak mutlu sona ulaştı. Bu mücadeleyle birlikte "ben hala en iyisiyim" diyen fury aynı zamanda rakibine ilk yenilgiyi tattırmış oldu.
1988 doğumlu (muhtemelen 87'dir), Britanyalı boksör.
Uzun yıllar lisanslı ve milli takım düzeyinde dövüşmüş, en az 10 farklı milletten sporcularla kamp yapmış, hocaları ile tanışmış, yaşamı boyunca da sanırım 1000'e yakın amatör / profesyonel boks maçı izlemiş birisi olarak hayatımda mantığımın almadığı nadir adamlardan.
Boksun prime dönemlerinde de elbette uzun boylu boksörler vardı fakat boks özelinde konuşmak gerekirse bu branşta başarılı olabilmenin temel kriterlerinden sayılan birtakım endekslere bu kadar uymayan ve bu vücut ölçüleriyle ağır sıklette üst düzey müsabakalar için bu kadar elverişsiz olan birisi olmasına rağmen bu kemerleri almayı bırakın, yaklaşmayı dahi başarabilen bir başka boksöre daha tanıklık etmedim.
Teşbihte hata olmaz; fury bir kere her şeyden önce biçimsiz bir herif. Omurga iskeleti, çatısı, genetik olarak aldığı miras gibi etmenlerin tamamı değerlendirildiğinde bırakın ağır sıklet boksta bu kadar kemer sahibi olmayı; yolda görseniz "hayırdır ?" diyebileceğiniz görüntüde bir adam.
Ali, foreman, tyson, lewis, holyfield, morrison (tommy gun / rocky v) gibi adamları izleyenler ne demek istediğimi az çok anlayacaklardır. Çok teknik detaylara girerek sıkmak istemem ama genel hatlarıyla değerlendirmek gerekirse; özellikle ağır sıklet için büyük avantaj sağlayan özelliklerden "patlayıcı güç" dediğimiz, jargonda "power punch" olarak tanımlanan bir meziyeti yok Fury'nin. Boks sporunun içinden gelmeyenler izlediğinde "seri bir boksör de değil" şeklinde düşünebilirler, doğaldır da. Fakat tüm otoritelerin göz ardı ettiği bir gerçek vardır ki o da tyson fury'nin olağanüstü bir zekaya ve hızlı karar verebilme meziyetine sahip olmasıdır. Tüm dünyada hangi branşta olursa olsun "deha" olarak nitelendirilen kişilerin birçoğunda bize "normal" gelmeyen hareketler gözlemleyebilirsiniz. van gogh da bu gruba dahildir, lionel messi de. tyson fury'nin de hayatın her departmanında normal bir insan profili çizmediği, geçmişinden kalma kötü mirasa ilaveten doğuştan gelen birtakım olağanüstü yetenekleri sayesinde "otizm" den mustarip bir hasta insan görüntü sergilediği zamanlar çokça fazladır.
Bana göre tyson / lewis / holyfield triosundan sonra ağır sıklet boksun tüm çekiciliğini, izlenebilirliğini kaybettiği ve uzun yıllarca da yerine yenilerini koyamadığı uzun yıllardan sonra ne yazık ki anthony joshua gibi tamamen estetik kaygı ile vücut geliştirme sporundan boksörler devşirilmeye çalışıldı. Bir kısmı ortalamanın üzerindeyken, bir diğer kısmı ise bırakın ağır sıkleti, herhangi bir dövüş sporu için yeterli kriterleri sağlayamayan "vücut geliştirmeci"lerdi. Haliyle sistem ve boks, eskisi gibi kimseye eskisi gibi "kazandırmamaya" başladı fakat birilerinin de bu işi yapması gerekiyordu; üstelik bu sefer eski boksörlerin kazandıklarından çok daha fazla sözleşmelere imza atarak.
Neyse,
24 temmuz 2021 'de tyson fury, yeni tyson dedikleri fakat alakası dahi olmayan ama yine de yeni jenerasyon içerisinde boksu, dövüşerek yapmaya çalışan deontay wilder ile 3. maçına çıkacak. Açıkçası izler miyim onu bile bilmiyorum ama nedense bu zeki adamın kazanmasını istiyorum. Bahsettiğim durumlardan ötürü knock out ile kazanmasına pek ihtimal vermiyorum lakin zeka'nın, vücuda karşı galip geleceğini düşünüyorum.
dünya ağırsıklet boksunda çok önemli yere sahip boksör.
ağırsıklet boks denilince aklımıza belli başlı ikon isimler gelir. aslında bu isimlerin her biri kendine ait ekol yarattıkları için böyledir. mesela muhammed ali, açık mesafe, hücum, ring oyunu ve bitiriş ustası bir tarz geliştirdiği için efsane olmuştur. yenilgileri de bu tarz yüzündendir.
mike tyson, kısa boyuna rağmen öküz deviren sağ yumruğu, anlık patlamaları, yüksek isabet oranı, aktif dinlenme olaylarını birleştiren tarzın patentine sahiptir. efsane galibiyetleri de, kariyerini bitiren yenilgileri de bu tarz yüzündendir. bu adama ilk 3-4 round dayanabilirseniz ibre size döner. çünkü bu tarz sahibinin bataryasını erken bitirir. ilk roundlarda sonuç alma formülüne dayanır.
bir de, yakın tarihten vitali klitschko, vladimir klitschko gibi örneklerini vereceğimiz ağırlıklı savunma, yakın mesafe, çoğunlukla sarılma, karşı tarafın enerjisini boks dışı etkenlerle tüketme üzerine taktiksel tarzlar vardır. açık söylemeliyim ki bu tarz boks severlerin büyük çoğunluğu tarafından sevilmez. fakat etkilidir. sonuç alır. seyir zevkini öldürse de, boksun bir taktik-teknik-mental kombinasyon sporu olduğu gerçeğini gösterir. kolay bir tarz da değildir. beton duvar gibi dayanıklı olmayı gerektirir. gözbebeğimiz sinan şamil sam da bu tarzın önemli temsilcilerinden biriydi.
foreman'lar, holyfield'lar falan hepsi kendine ait özgün veya sıradan tarzlara sahiptir. ama mutlaka birkaç özelliği çok ön planda olan yeteneklre sahiptirler.
bunları neden anlattım?
tyson fury bunların hiç birine uymaz. hepsinden biraz var, hiç biri tam değil. çok uzun boylu, kol mesafesi çok uzun. yani rakibi kendine yaklaştırmama konusunda çok etkili. dev cüssesine rağmen ring oyunları, adım ve ritm hareketleri konusunda muazzam yetenekli. gerektiği yerde bale yapar gibi dans edebiliyor. dev cüsseli boksörler genellikle kofti ve dayanıksız olur, çabuk çözülür. bu adam tam tersi. enerji korumayı, aktif dinlenmeyi üst seviyede beceriyor. görüntüsüyle hiç uyuşmayan bir sertlik ve dayanıklılığa sahip. ayrıca rakibi mental olarak dağıtan bir mimik yapısına, kendinden emin bir ifadeye sahip. fakat en önemlisi, belki de kendisini zirveye taşıyan şey, benzersiz bir taktik disipline sahip olması. boks kas gücü ve beyin gerektiren bir spor. yakın-uzak mesafe dövüşleri, ringde gezinme-sabit durma stratejileri, güç korunumu, patlayıcı eforları roundlara göre ayarlama gibi denklemlere dayalı bir spor. bazen satranç gibi karışık denklemler yapmak zorunda kalabiliyorsunuz. tyson fury'nin farkı, beyin gerektiren strateji ve manevraları kenardaki ekibe bırakmıyor. en az onlar kadar kendi de işin içine girebiliyor. yani hem kası hem beyni ile dövüşen bir adam.
dolayısıyla, yukarıda ikonik olarak bahsettiğim farklı tarzlara sahip muhteşem boksörler karşısında her defasında farklı taktikler uygulayıp sonuca ulaşabiliyor. tarzları birbirinin tam zıttı olan vitali klitschko da, deontay wilder da bu adamın yumruklarının tadına doyasıya vardırlar. çünkü hiçbiri, "kendi oyunumu oynarım" dar kalıbından çıkabilecek teknik ve taktik yeteneğe sahip değillerdi. tek silahları vardı, onunla savaştılar. ve kaybettiler.
tyson fury, rakibine göre teknik-taktik belirleyen, rakibini onların silahlarıyla yiyip bitiren bir adamdır. her maçta farklı bir strateji uygulayabilir, her maçta farklı bir kurguyla sonuca gidebilir.
bütün bunların önündeki tek engel, kendisidir. ona "gypsy king" unvanını veren yaşam tarzı, evrene bakış açısıdır. yukarıda bahsettiğim şeylerin gerçekleşebilmesi için tek şart, bu adamın kendini ve boksu sevmesi, ona saygı duyup sahiplenmesi, çalışmasıdır.
uzun yıllar izlemek dileğiyle diyeceğim ama otuzunu geçmiş durumda. kalan yılların tadını çıkaralım.