ah muhsin ünlü tarzındaki şiirleriyle gönüllerde taht kuran abimizdir.
alengirli ve alengirsiz şiirleri çok sevilse de ben en çok ''AH MUHSİN ÜNLÜ ALPER ABİ VE BEN KİMSEM ARTIK'' şiirini seviyorum.
Ah Muhsin Ünlü süper bir insanmış
Bence Alper abi ondan daha süper bir insan
Bendense bi bok olmaz
İkisi de yolda Ebu Bekir'i görseler en azından selamlaşırlar
Ben bir araba fırça yerim
Kesin der ki bana, ''oğlum manyak mısın sen niye bu kadar içiyorsun''
Ah Muhsin Ünlü ara sıra yalan söylüyordur muhakkak
Alper abi söylemez diyor ama herkes ara sıra yalan söyler
Ben en çok anneme yalan söyledim hala durup durup söylüyorum
Annem beni döverken mesela gözleri kocaman oluyordu
Öyle zamanlarda bile durmadan yalan söylüyordum
Ah Muhsin Ünlü Azrail'i yolda görse selam verirmiş
Sanıyorum Ah Muhsin Ünlü yolda kimi görse selam verir
Ben yolda Azrail'i görsem derim ki ''Anam babam niye bu kadar geciktin''
Alper abiye anlatsam şimdi bunları eminim kıçıyla güler
O bana deli gibi gülerken ben ona ''Abi'' derim, ''gülme bu hiç komik değil!''
Ah Muhsin Ünlü şanslıymış annesi ölürken o kocamanmış
Alper abi biraz şanssız annesi öldüğünde o küçükmüş
Bense hepten boku yedim annem hala yaşıyor
Annem yaşıyor ve yaşlanıyor biliyorum bir gün ölecek
Ben yaşıyorum ve her gün annemin bir gün öleceğini düşünüyorum
Annemin her gün tansiyonu çıkıyor beli ağrıyor saçları ağarıyor
Benim de saçlarım ağarıyor annem gözümün önünde yaşlanıyor
Dedim ya en şanssız benim kimse beni ipine takmaz
Annem çay getirdi az önce fazla uzaklaşmış olamaz
Ne tuhaf anneler çocukları üzüntüden ölürken bile
Çocukları üzüntüden ölürken bile çay getirmekten vazgeçmiyor ne tuhaf
Siz bir görseniz annemi ne demek istediğimi anlarsınız
Annem hepinize çay koyar öleceğine inanamazsınız
''Çoktan unuttum sandığım bir rüyanın gölgesi Son gençliğime vurmuş bir süre önce farkettim Önceleri şey sanırdım her şey kendiyle müsemma Ağarmaz derdim saçlarım kesilmez hiç soluğum Hepsi olurmuş meğer gölgelerini gördüm hepsinin Sahi diz kapağıma bir kedi çizdim dün gece Sonra sevmediğim ne varsa yaptım hepsini bir bir Birama şeker attım seni ağlarken düşündüm Anneme bağırdım biraz kendimden nefret ettim Daha kötü şeyler de yapacaktım ama yoruldum Yoruldum ve yıllanmış battaniyeme sığındım Ben küçükken battaniyemin altını dünya sanırdım Babam bağırdıkça anneme Babam ne zaman bağırsa anneme battaniyeme sığınırdım -Allah beni kahretsin dün anneme bağırdım- Demem o ki kafamıza çekecek bir battaniye oldukça Gözlerimizi de yumarsak doğmamış gibi sıkıca Belki bir süreliğine her şey yoluna girer Vasiyetimdir ölünce ne kadar param varsa Hepsiyle battaniye alsın kefen yerine yanımdakiler..''
şiiriyle (Battaniyeli şiir) hafızama kazınmış son dönemde kalemi kalite kokan nadir isimlerden birisi. Dükümüzdür Ali Lidar. Tepebaşı Dükü.
"gidelim buradan. burada insanlar kötü. hep bir şeyler anlatmamızı bekliyorlar, hep bir şeyler anlatmamızı isteyecekler. bitmeyecek bu, hiç bitmeyecek. kimseye bir şey anlatmak zorunda kalmayacağımız bir yerlere gidelim."
Bir kaç söyleşisine gittim. Popüler olmak gibi bir derdi yok. Şiirleri için kendisi 'ben şirintepe parkında içerken instagramda bir fotoğrafın altına aklımdan geçenleri yazıyorum. Ciddi ciddi oturup şiir yazmıyorum. Ben almazdım böyle bir kitabı. Basmak istenince dedim kim alır lan. Ontoloji.com da var açar okurum.' demişti. Amacı popüler olmak değil, duygularını anlatmak. Kendisini severek okuyorum. (bkz: kişisel edebiyat atlası ) ve (bkz: hayata rağmen edebiyat) kitaplarında sevdiği yazarları tanıtmıştır ve sadece yazıları değil kitapta yazarların resimleri de çok iyi tasarlanmış. Sadece resimler bile yazarı tanıtıyor. Eskişehir de adımlar kitap&kafe de sergisinde oldu bu resimlerin.
Bir de (bkz: küçük prens) müzesi kurma planları vardı. Sanırım Yılmaz büyükerşen yeniden seçildiği için gerçekleşecek.
bu abimizin bir parke meselesi var ki demeyin gitsin ne demiş şair? - karşımda sen otururken dikeyim parkesini, parke değildi mevzu. mevzu sana mevzunun parke olduğunu inandırabilmekti. çünkü bunu gerektiriyordu takıntılı bir ruh hastası olmak:) çok tatlı değil mi lan?!