hiç niyetim yoktu ben maziye dönüp seni anıp düşünmeye eski bir şarkının o an birden geldiğini duydum penceremden koştum birden koştum baktım hemen seni aradım hep penceremden gözlerimde yaşlar birden coştu fakat ne yazık ki sokak boştu... gözlerim dolaştı bir bir bu yollarda aradım seni her köşebaşında kalbim ağlarken ah ne yazık ki belki de sen başka kollarda kapandı pencerem şarkım sustu artık o kalbimde çalıyordu o eski hislerim tekrar coştu fakat ne yazık ki sokak boştu...
günümüz dünyasını lafzi yorum babında en güzel anlatan, 1968 yapımı aranjman bir ajda pekkan şarkısı. "sokak boştu..."
bu şarkıyı ne zaman dinlesem üniversite yıllarım gelir aklıma. evden uzak bir şehirde, kalpten çok daha uzak bir kızın peşindeki aptal aşık soslu'yu hatırlarım. o şehrin her caddesini her sokağını gece-gündüz demeden arşınlamış biri olarak, o günler canlanır gözümde. henüz daha samimi dostlukların kurulabildiği, çıkar ilişkileri odağında bir hayatın arefesinde olduğumuzun farkında olmadığımız o güzel yıllar... şarkı demişken, bu şarkıda ajda gibi pencereye koşup bakan değil, boş sokağın eski bir şarkıyla çınlamasına vesile olup aranan olmuşumdur, olduysa tabi arayanım...
Joachim Fuchsberger, Mike Hawker & Udo Jürgens tarafından yazılıp bestelenmiş ve matt monro tarafından yorumlanmış "the music played" şarkısının Türkçe'ye aranje edilmiş hali. (bkz: aranjman)