twitter hesabından sonradan Muhyiddin İbnü'l-Arabî'den olduğunu öğrendiğim şu olayı tweetlemiştir: "Ben Tanrının elçisiyim, istesem duvar bile konuşur diyen adama, konuştur o zaman demişler. Duvar dile gelmiş, bu adam yalan söylüyor demiş."
bu gün bostancı’dan büyükada’ya giden vapurdan intihar etmek için atlayan orta yaşlı bir adamı kurtarmak için, vapurun bir tayfasıyla birlikte boğazın serin sularına atlamış. demin öğrendim, şöyle bir açıklama yapmış:
“15.50 motorunda normal bir yolculuk yaparken bir koşturma duydum. ‘atladı’ diyenler oldu, telaşla motorun kıyısına koşanlar oldu. ben de herkes gibi motorun önüne geldim. o sırada motor 180 derece tornistan yaptı. 40-50 yaşlarında bir adam kendini denize atmıştı. adama simit attılar tutamadı, ellerini bırakıp batıp çıkmaya başladı. morarıyordu. ben de atlamak için ayakkabımı ve üzerimi çıkarmaya başladım. o sırada motor personeli denize atladı. ancak ikisi birlikte batıp çıkmaya devam etti, gücü yetmiyordu. adam gözümüzün önünde ölüyordu. ben de atladım, adamı tutmaya suyun üzerinde tutmaya çalıştım. öldü zannettim. ağzından köpükler gelmeye başladı. o sırada bir balıkçı kayığı yaklaştı bir yandan da sahil güvenlik motoru geldi. tüm bunlar saniyeler içerisinde gerçekleşti. adamı sahil güvenlik motoruna çıkarttık. ben balıkçı kayığına çıktım, oradan tekrar motora geçtim.”
az önce habertürkte bir konuşmasını dinlemiş olduğum felsefeci. adamı ilk kez bu programla tanımış biri olarak yaptığım yorumun çok mantıklı olmayacağını belirtmekle birlikte kendi içinde tam bir yol tutamayacağını düşünüyorum.sorulara net cevaplar vermekten de kaçınıyor zaten anladığım kadarıyla. ne a ne b dir, bu adam a hakkında da b hakkında da bilmeyi görev kabul eder sadece. kaldı ki kurduğu cümleler kendi fikirleri hakkında bir şeyler ortaya koymayı değil bilgiyi paylaşmayı amaç edindiğinin göstergesidir zaten. bu da kendi açımdan bu adama saygı duymam için yeterlidir.
geçen günkü insan her şeyin ölçüsüdür başlıklı canlı yayınını yeni denk geldim. bilgisayarda bir şeylere bakarken bir yandan da vakit geçsin diye arka planda açtığım dücane cündioğlu'nu dinliyorum. adam resmen su gibi akıyor...
hala başlarda sayılırım ama benim de özel ilgi alanım olması nedeniyle uzun süredir aklımı meşgul eden nihilizmin nasıl yanlış anlaşıldığı konusuna girerek daha şimdiden gönlümü fethetti. ansiklopedik felsefe ciltlerinde yazdığının aksine nihilizmin antik yunan veya orta çağ'a ait olmadığından, modern bir düşünce olduğundan bahsetti. her zaman inatla ve ısrarla gözden kaçırılan nihilizm ve anarşizm arasındaki ilişkiye, nihilizmin politik olarak anarşizme denk geldiğine falan değindi. nihilizmin yasa tanımazlık (verili toplumsal-politik örgütlenmeyi tanımamak anlamında) olduğunu vurguladı. çok ummuyorum ama ilerleyen bölümlerde rus nihilizmine, rusya'daki narodniklerin arka planındaki nihilizm düşüncesine, narodniklerin aynı zamanda ''nihilistler'' olarak bilindiğine, nihilizmin narodnaya volya örgütünün eylem ve söylemlerine nasıl ilham olduğuna falan da dalarsa dadından yenmez.
kendisini yeni tanıdığım için şimdilik kapsamlı bir değerlendirme yapamıyorum ama şunu söylemeliyim ki kesinlikle akıcı bir dili var ve en zor konuyu dahi gerizekalıya anlatır gibi anlatıyor.