1. 1
    kendimce, küresel anlamda yaşanan sosyal adalet hareketleri arasında değerlendirdiğim, ancak hem çıkış noktasının absürtlüğü ve bu nedenle algılanması, değerlendirilmesi ve incelenmesi açısından küresel örneklerinden farklı bir durumda bulunan ve tüm bu faktörler hususunda geç kalınan, bununla birlikte tüm propaganda araçlarını elinde tutan iktidarın bu araçları nispeten daha doğru yönlendirmesi nedeni ile de yanlış değerlendirilmesi sağlanmış, başta da belirttiğim gibi aslında küresel örneklerinden farklı görmediğim sosyal adalet ihtiyacı sonrası ortaya çıkmış harekettir.

    türkiye 'de ki etkinliği, özellikle eylemler sırasında sendikaların pratiği olmaması nedeni ile aslında yaptırım gücü bulamamıştır. bununla birlikte, küresel örneklerinin tanımı yapılırken, ortak noktaları alt alta sıralandığında, (başta da belirttiğim algı problemi nedeni ile ne olduğu tam olarak anlaşılamadı ama) nazarımda diğer örneklerden farkı yoktur. küresel ölçekte karşılaşılan "sosyal adalet hareketleri" nin ortak paydalarını soru haline getirip, gezi parkı eylemlerine uyarladığımızda, aslında karşılaşılan cevap eylemin amacına ve ulaştığı sonuca ışık tutabilir diye düşünüyorum:

    1. gezi olayları, çoğunluğa sağlanan yararlardan, azınlığa sağlanan yararlar yönüne doğru oluşmuş bir tepki midir?
    2. olup bitenlerin bir parçası ve sonucu olarak sendikalar daha militan bir pozisyona geçerek sürdürebilirlik kazanabildi mi?
    3. protestolarda söz konusu kaygı ifadesi, sınıf mücadelesinin bir ürünü olarak mı algılandı ?
    4. küçük tavizler verildi mi, sonrasında baskının dozu arttırılarak sistematik bir polis müdahalesinden söz edilebilir mi?
    5. gösteriler sonrası sürdürülebilir bir yatay strateji oluşturulabildi mi?
    6. liderliği ve kolektif disiplini olan yeni bir dikey hareket doğdu mu, böyle bir harekete bakış ne idi?
    7. taktikler ve öncelikler tartışıldı mı ( forumları hatırlayalım) dışlayıcı olmaya karşı direnç gösterildi mi?
    #4327 bhzxlkdt | 2 yıl önce
     
  2. 2
    Cihan tuğal'ın önemli bir tespiti, gezi parkı eylemlerini salt iktidara karşı hareket olarak görmek, eylemlerin çıkış noktası olan çevre koruma bilincine haksızlık olduğu gibi bundan sonra gelecek iktidarların rant hareketine de açık kapı bırakmak anlamına geliyor.
    Yani mesele, hem sadece ağaç, hem de sadece ağaç değil diyor ve ekliyor; gezi sonrası çevre sorunları ve özgürlükler (bkz: sosyal adalet hareketleri) üzerinden yeni bir siyasi platform oluşturulması fırsatı kaçırıldı.
    #4597 bhzxlkdt | 2 yıl önce
     
  3. 3
    kimin olduğunu hatırlayamadığım güzel de bir tespit vardır eylemleri gerçekleştirenlerin tepkisine dair. eylemlerin kökeninde "sana ne" deme hakkımızın alındığından ve buna tepki verildiğinden dem vurularak 68 kuşağı ve gezi kuşağı temelinde şöyle bir örnek sunuldu :

    - kara murat hanginiz?
    - ( 68 kuşağı) ben, ben, ben...

    - kara murat hanginiz?
    - ( gezi kuşağı) sana ne!'

    (bkz: sosyal adalet hareketleri)
    #16001 bhzxlkdt | 2 yıl önce
     
  4. 4
    o dönem eylemcilere terörist diyenlerin büyük kısmı bugün terörist (fetöcü) olmakla suçlanıyor/yargılanıyor.

    ve gün gelecek mi o gün o gençlere çapulcu diyenler de vatana ihanetten yargılansın?
     
  5. 5
    favori sloganım: çare drogba!
    en sevdiğim sloganlardan biri: "kahrolsun bağzı şeyler!"
    bi de angaralı slogan vardı unutulmazlarımdan: diren la ankara!
    #33402 morgase | 2 yıl önce
     
  6. 6
    bugün 4. yıldönümü olan efsane direniş.
    (bkz: Ali İsmail'e atılan son tekmeyi unutma)
     
  7. 7
    hiç bir parti arkasına geçip sahiplenemedi ya... hatta onlar bile tırstılar başta ne oluyor diye. muhalefet partileri bile olsa eylem yapan görünce bir mesafeli duruyor arkadaş. neyse soros'un o gün verdiği paralarla ev alan varmış kesin bilgi yayalım.
     
  8. 8
    o zamanlar internete erişimim olmadığından çook dışında kaldığım olaylar bütünü.
    haber kanallarında polisin müdahale etmeye çalıştığı insanlar gösteriliyordu sadece. tomalar, biber gazları ve bunların karşısında da maskeli insanlar.

    bi de penguenler tabi ki.

    eylemlerde birilerinden emir almaksızın sokağa dökülen insanları terörist olarak yaftalayan tayfa, birisinden aldığı emirle sokaklara çıktığında kahraman ilan edilmiştir, o da ayrı bi hikaye.
    #42045 İyi adamdim ben | 2 yıl önce
     
  9. 9
    ibb.co/...

    yukarıdaki spreyin yazılmaya başlanma anına şahitlik ettiğim, 20'li yaşlarımın en güzel dönemini barındıran direniş. eylem demek, bu direnişi küçük görmek gibi geliyor bana.

    haziran'ın ilk 3 haftasında izmir'de kordon'a ve basmane'deki akp ilçe başkanlığı'na akın akın gitti millet. kordon'da çadırlar kurularak taksim gezi parkı'ndakilere destek verilmeye çalışılmıştı. haziran'ın ortalarında ise, çevik kuvvet üzerimizden geçmişti adeta. 2 arkadaşımı berbat ünü isminden evla kantar karakolu'nun rutubeti adam öldüren nezaretinden çıkartmamı, eski itfaiye'nin çevresinde toplanan insanlara polisin düşmanmışçasına saldırmasını (behçet uz hastanesi'nin bahçesine bile onlarca gaz fişeği atılmasını), kıytırık bez maskem ve iki elimde tuttuğum talcidli karışımla "gözü yanan, nefes alamayan var mı?" diye bağıra bağıra insanların arasında gezmemi ve tüm heybetiyle çocukluğumdan çıkıp gelmiş kabuslarla eşdeğer olan tomaların hedef gözeterek insanlara portakal rengi bir karışım püskürterek derilerini yaktığını (portakal gazı söylentilerinin ilk ortaya çıktığı yer de izmir'di) unutamıyorum. unutamadığım daha çok anı ve görüntüler var. aşağıda bir özeti mevcut:

    cennetin düşüşü

    beni sokağa çıkaran temel şey polis şiddetiydi. zaten alışkın olma ile karşı çıkma arasında bir yerlerde olan benim neslim için elbette ki "olay ağaç değil, halâ anlamadın mı kardeş?" mottosu çok önemli. arkasındaki numarası bantlanmış kaskıyla birlikte orta yaşlı, emekli bir öğretmene kafa atan çevik kuvvetin, kordon'da sahilde sevgilisiyle oturup denizi seyreden gençleri saçlarından sürükleyerek sözüm ona aşayişi sağlayan polisciklerin, "höt, zöt"ten başka bir dilden anlamayan sivil polislerin gerçek yüzlerini görmek büyük şok yaratmıştı birçok direnişçide. ama gecenin köründe alsancak'taki bar kapılarını kırıp içeriye sığınmış olan insanların kalbine korku salma amaçlarını yerine getirmiş halk için emniyet, adalet için hizmet savunucuları hakkında, gözlerini bağnazlık ve "onlar da insan!" kör bakış açısı karartmış insanların gördüğü bir tek gariplik, polislere bakışı tamamen değiştirdi izmir'de: gece yarılarında ortaya salıverilen, eli sopalı, bıçaklı ak-itler ve onları hilal taktiğiyle korumaya and içmiş çevik kuvvet.

    izmir'den başka bir yerde bu cehennem zebanilerinin ortaya çıktığını duymadım ben (tek tük değil, grup olarak ve düzenli olarak her gün sokağa salıverilmelerinden bahsediyorum). saat gece 12'yi geçtikten sonra, bu eli sopalılar alsancak'ın karanlık sokaklarına gruplar haline salınıyor, zaten polis şiddetinden dolayı zor nefes alan, korkmuş direnişçileri avlıyorlardı. ben bu zebanileri tek tük de olsa yakalamayı başaranlardanım. sadece onları yakalamak için küçük gruplar kurulmuştu direnişçiler arasında. tek amaçları da, gece ortaya çıkan bu ak-itleri bulmaktı. birkaç gece onlara katılmıştım. yakalanan birinin akp konak ilçe teşkilatında olduğunu söylemesini, kendilerine "şuraya, şu saatte, gruplar halinde gidin" diyenlerin teşkilatın "abi"leri olduğunu ve polis telsizlerine erişimlerinin olduğunu anlatmasını hatırlıyorum. sonraki günlerde de, bu zebanilerin yakalandıkları yerde eşek sudan gelinceye kadar dövülüp çöp tenekelerine atıldıklarını duydum sık sık. bu anlatılanlar, şehir efsanesi de olabilir çünkü bu zebanileri grup halinde değil de, tek tek bulabilmek çok zordu. polisten kaçarken alsancak'ın ara sokaklarına daldığınız anda, bir diğer korku unsuru bu kalabalık gruplar halinde gezen zebaniler oluyordu. bornova sokakı'ndaki travestilerin civarına pek yaklaşamadıkları için en güvenilir bölge bu civardı. oradaki travestilerin yüzlerce insanı hem polis hem de zebani şiddetinden koruyup kurtardıklarını da birçoğumuz unuttu.

    gezi direnişi çocuğu olan anne kedime baktığım her gün, direniş zamanında öldürülenlerin ve şiddete maruz bırakılanların hikayelerini görüyorum. lobna allamii gibi birçok insanın hayatı kökünden değişti (en az bir uzvunu kaybedenler, travma geçirip çocukluklarına geri dönenler, polisi kafasında oturttuğu yerin gerçeklikle taban tabana zıt olduğunu görüp sinir krizi geçirenler), birçok insan da hunharca öldürüldü (bkz: ali ismail korkmaz). hatta, direnişle hiçbir alakası olmayan hakan barış yaman gibi insanlar, sadece yanlış zamanda yanlış yerde oldukları için bile isteye sakat bırakıldı. bütün bu insanları sadece 5 yıl aradan sonra unutmak, benim adıma büyük bir ikiyüzlülük olur.

    5 yıl geçti. ben halâ her gün kordon'dan basmane'ye yürürken gündoğdu marşı'nı mırıldandığımı, direnişin izmir ayağı için ilk günlerde gündoğdu meydanı'nda gezi'de kaybedilenlerin isimlerinin yüksek sesle okunmasının ardından "burada!" diye haykırılmasını ve basmane'deki o hengamenin içinde ne yapacağını bilmez bir halde insanların ayağına dolanan sokak köpeğinin gözlerine talcidli karışım sıkılıp güvenli bir yere ulaşmasının sağlanmaya çalışıldığını unutmayacağım. lütfen siz de, en azından o günleri hatırlamayı ve anmayı unutmayın.

    ben, gezi parkı'nda kanat çırpan kelebeğin kızılay'da yarattığı fırtınayı istiyorum
    #94118 lake of the hell | 7 ay önce
     
  10. 10
    pazar gecesi parkın askerocağı caddesine bakan duvarı yıkıldıktan sonra başlayan eylem/direniş/halk hareketi ne derseniz diyin. benim gördüğün en büyük halk hareketiydi. yıllarca kitaplardan okuduğum sivil halk hareketleri sonucu hükumetlerin, iktidarların, kanunların değişmesi gibi olaylar ilk defa bizde de olacak mı diye ümitlenmiştim. en son şili'de duymuştum, öğrenciler direniş başlattı ve sonucunda hükümet istifa etmek zorunda kaldı diye. acaba demiştim bizde de olacak mı diye.

    hanımla, o zaman sevgiliydik salı günü gittik parka 3 gün izin almıştık, biz gittiğimizde sırrı süreyya önder çoktan kepçenin önüne geçmişti, kırmızı elbiseli kadın çoktan polis gazına maruz kalmıştı. ama olaylar devam ediyordu. hafta sonuna kadar oralardaydık, yani diyebilirim ki olayların ilk 1 haftasına birebir tanık oldum.

    çok değişik bir deneyimdi benim için. polis zorbalığını saymazsanız parkın içi yaşamak için muazzam biryerdi. herkes birbiriyle dayanışma halinde zorlukların üstesinden geliyordu. ortak yemek alanları/çadırları vardı. parka her gelen illa ki bir ihtiyacı getiriyordu (yemek, içecek, ilk yardım malzemesi, battaniye...aklınıza ne gelirse). yiyecekler bedavaydı. birileri gelen erzakla yemek yapıyordu, birileri o yemekleri dağıtıyordu, birileri çadırlarda birilerini tedavi ediyordu. gece çıkan olaylar neticesinde zarar gören kaldırım, cam çereve vs gündüz parkta kalanlar tarafından onarılıyordu. biz parkta hiç kalmadık ama hergün sabah erken gidiyorduk gece geç saatte geri dönüyrduk. bir gün gümüşsuyundan yukarı çıkarken 8-10 kişinin el ele çember yaptığını gördük, ulan ne oluyor diye gittik baktık, meğerse çemberin ortasında birileri kaldırım taşlarını döşüyor tekrardan, etrafında çember olanlar da koruyor onları. hele bir de cuma günü bir olay yaşadık ki anlatılmaz yaşanır. namaz vakti geldi parkta kalanlardan bazıları namaz kılmak istedi ama o aralar poliste parkın içine girmeye çalışıyor falan tam bir arbede. kimse namaza duramıyor. normalde birbirlerine selam bile vermeyecek insanlar, geyler, lezbiyenler, doğulular, batılılar herkes yine bi çember yaptılar ama bu sefer baya kalabalık ve güçlü bi çemberdi. çemberde kol kola girmiş bu insanlar polise karşı koymaya çalışırken ortasında diğerleri cuma namazı kıldılar. çember polise zor dayandı namazın ortasında polis çemberi dağıttı ve namaz kılanları tek tek toplamaya çalışırken o çember olanların bir çırpınışı vardı ki herkes keşke görebilseydi. o gey kardeşim, o lezbiyen kardeşim, o büstiyerli kardeşim, o kulağı küpeli kardeşim namaz kılan kişileri polis götürmesin diye ne mücadele verdiler.

    ilk bir hafta inanılmazdı, çalıştığımız için pazar günü ayrıldık ve ertesi hafta cuma gecesi tekrar parka gittik. işte o zaman işin şekli değişmişti. parkın batı tarafında terör örgütü bayrakları, apo posterleri, terör propagandaları vs vardı. zaten parkın içinde yaşayan insan profili de değişmişti bu bir hafta içerisinde. zaten şiddetin boyutu ve şekli de değişmişti. maalesef olaylar artık parkı korumaktan çıkıp etrafa zarar vermeye dönüşmüştü. zaten olaylar taksimden tunele kadar yayılmıştı. ilk bir hafta polis müdahale etmezse kimse kimseye karışmıyor olay çıkmıyordu ama ikinci hafta öyle değildi. cuma durduk cumartesi zor durduk, artık orası bizi (hanımla beni) temsil etmiyordu hayal kırıklığı içerisinde evimize geri döndük.

    benim için bir hayal 1 hafta içerisinde son bulmuştu. evet oluyor, işte bu sefer evinde oturan, etliye sütlüye karışmayan, ben dalgama bakarım diyen herkes sokaktaydı. tam bi halk direnişiydi. eğitimlisi, liberali, solcusu, dincisi, sağcısı, eliti, beyaz türk'ü kim varsa ilk bir hafta oradaydı, ama sonra benim hayallerimle birlikte kayboldular. umarım o insanlar tekrar ortak payda da buluşabilirler.

    #94127 11001 | 7 ay önce - düzeltme: 7 ay önce
     
  11. 11
    Dolar'ın 1.80tl olduğu yıllar
    Teey teeey...
    #94173 bhzxlkdt | 7 ay önce - düzeltme: 7 ay önce
     
  12. 12
    henüz küçük sayılabilecek yaştaydım, bir şeylere dair inancımız vardı. umudumuz vardı. parktaki insanların birliği beni öylesine mutlu ediyor, etrafa o kadar büyük bir huzur yayıyordu ki.

    şimdi dönüp bakıyorum, kanımız bile doğru düzgün akmamış. bir sürü çocuğu öldürmüşler.

    isyan günlerinde yaşamak güzeldi, gezi güzeldi. sonra da pek güzel bir şey olmadı zaten bu ülkede.
    #94189 ofelia | 7 ay önce
     
  13. 13
    bugün manşetlere düşen mehmet ali alabora'ya gezi parkı eylemlerindeki tutumu nedeniyle tutuklama kararı sayesinde bir kez daha iktidarın kendi seçmeni üzerinde yaratmaya çalıştığı "bakın gezi organize ve finanse edildi" algısının devam ettiğini görmüş olduk. gezi parkı eylemleri amaç ve nedenlerinin (çevre duyarlılığı, özgürlük arayışı vs.) bilerek ve istenerek iktidar tarafından kendi kitlesi üzerinden çarpıtılmasına engel olmak için hiç bir direnç göstermeyen muhalefet de en büyük suçu işliyor.

    dolar o günlerde 1.80'di bu arada.
    #118599 bhzxlkdt | 2 hafta önce