1880 - 1937 yılları arasında yaşamış korku öyküleri yazarı.
günümüz popüler korkusunun babası olmasına rağmen yazarlığı sırasında rahat yüzü görememiş. maddi güçlüklerle boğuştuktan sonra kötü barınma ve beslenme şartlarına bağlı hastalıklardan hayata veda etmiştir.
kimerya'lı conan ın yaratıcısı r.e. howard'ın arkadaşı ve yol göstericisidir.
Okuduğum en iyi yazarlardan birisidir.
Hayır, hiç shakespeare okumadım ve kürk mantolu madonna gerçekten madonna ile mı ilgili bilmiyorum. Ama lovecraft'in atmosfer yaratma, yarattığını aktarma ve tasvir konusunda eşine az rastlanır bir yazar olduğunu biliyorum ve izninizle subjektif bir yorum yapıyorum. Açıkçası amin maalouf ve lovecraft benim için çok önemli yazarlar ve övgüyle söz etmeden yapamıyorum.
Okuduğumdan korkmam, ya da gerilmem haliyle. Ancak lovecraft'in hikâyelerindeki tekinsizlik, okurken tam konsantrasyon sağlıyor. Onu eşsiz kılan taraflardan biriside bu.
bu adamin kendine yarattigi evren o kadar muazzam buyuk ve korkunctur ki bir an okurken gercek olabilir mi ki lan dedirtir en imansiz materyalist birine bile. adam inanarak yaziyordu cunku. millet okusun para kazanayim derdi degildi onunki, kendini gerceklikte tutuyordu yazarak. su marvel ve dc evrenini ikiye katlayip yutacak tek kisilik bir ordu resmen. respect.
Küçüklüğünde babasını akıl hastanesinde kaybetmiştir, daha sonra annesi de akıl hastanesinde ölmüştür. Kisacasi çocukken gördüğü kabuslar, travmalar ve sosyal anksiyete bu kadar korku dolu bir mitosu nasıl yaratabildigini açıklıyor. "İnsanoğlunun en eski ve en güçlü duygusu korkudur, en eski ve en güçlü korku da bilinmeyendir" küçükken her gece ağlayarak uyanıp daha sonra rüyasında neyin onu bu kadar korkutup aglattigini hatirlamamasi bu sözü söylemesine neden olmustur diye düşünüyorum.
masonlara ve ezoterik cemaatlere çok ilgili bir yazar. altın şafak hermetik cemiyeti* üyesi olduğu söyleniyor kendisinin.
the call of cthulhu'yu da bu ezoterik cemiyetlere edindiği tecrübeler üzerine yazdığı söyleniyor ki zaten hikayede de hem masonlara hem de ezoterik cemiyetlere bol bol gönderme yapılır.
Şimdi size garip bir yerden girip başlayacağım lovecraft ile ilişkime.
Öncelikle ben 97 doğumluyum ve birçoğunuz için bebeyim ki kabul ediyorum. Hiç o amerikan filmindeki yetişkin halli tavırlı çocuk tribine ya da efekan, uzay oğlum diye çağrılan elit ailedeki çocuklar gibi hayatın anlamını çözmüş velet triplerine girmeyeceğim. Sizin 97 model araba vardı amk onlar nasıl büyüdü dediğiniz nesiliz biz ahaha
Bazı şeyler insanı çeker di mi haliyle, ben de mesela müziğe ilgim farkındalık ile başladı yönlendirme ile değil. Her şeyi kendim öğrenmek zorunda kaldım bir mentorum olmadı hiç. Tab internet çağındayız ve bu meret öyle bir güç ki kullanırsan baya kafalar açılıyor.
Velhasıl kelam çocukluktan farkında olmadan kafamıza kazınmış bazı sanatsal stilleri, yaklaşımları şimdi idrak ediyoruz(?).
Mesela rock müzik sound'una aşinalığım çocukken dinlediğimiz kıraç, athena gibi sanatçılar yahut nfs oyunlarındaki ya da bilgisayar oyunlarındaki soundtrack'ler sayesinde.
Ya da jazz dinlemesek bile çizgi filmlerden, klasik müzik de keza öyle sound'a yapıya bir aşinalığımız var. Üzerine gidip irdeleyince insan farkına varıyor tabi bunun.
Mesela gothic'le alakam olmamasına rağmen çizgi filmlerden, oyunlardan, pop kültürden kısacası yapıyı anlıyorum. Ya da noir temasını ya da cyberpunk'ı batman animated series veya underrated kalmış ve benim çocukluğumda en sevdiğim olan batman beyond'dan biliyoruz. Hatta batman beyond denen çizgi film (!) soundtrack'leri birçok metal grubunu ağlatacak seviyede iyi ve şimdi müzikle haşır neşir olan biri olarak elektronik metal/industrial metal ya da aggrotech müziklerin etkisini görebiliyorum.
Ya da prince of persia serisindeki müzikler ile etnik metal, folk metali.
Konuya gelecek olursak bizim çocukluğumuzda sizin nesilde de olan hatta daha eski nesilde de olan bazı klasik ve kültleşmiş çizgi filmler olsa da farklı şeyler de vardı.
Evet elbette thom ve jerry, casper, flintstones, jetgiller, bugs bunny falan izledik sevdik ama mesela yugioh, tutenstein, beyblade, transformers, maske, bakugan, ben 10 gibi şeyleri de izledik
Bir de flash oyunlar var internetten oynadığımız ki bazılarını hala unutamıyorum. Yeni bir bilgisayar aldık mesela nostalji olsun diye oynuyorum bazılarını.
İşte bir seri vardı beni altıma sıçıran, daha doğrusu bir yapım şirketi miydi neydi bilinmez ama "sarbakan" ismini görünce bile korkuyordum. Karabasan isminin anagramı gibi çünkü.
Bu oyunların ortak noktası point and click olmaları ve boş yere tıkladığınızda karakterinizin yavaşça delirip ölmesiydi ve bir çocuk oyunu için baya ürkütücü idi aslında bu sahneler.
İşte victor's nightmares, houdini, stone circle, miller estate falan hep bunlarındı. Şimdi öğrendim ki mesela warner bros'un imiş bunlar.
Bu miller estate ve stone circle da arcane's mystery diye geçen bir korku serisiymiş.
Müzikleri muazzam olan bu oyunda farkettim ki geçenlerde tema lovecraftian imiş. Yani lovecraft hiç okumadığım halde hayatımda imiş.
Çünkü büyük ve antik bir gücün uyandırılması, insanların delirmesi, tarikatlar vs direkt lovecraft demekmiş.
Ulen düşündüm ben 10 çizgi filmini şimdi az buçuk sanat vizyonu olan biri olarak içinde aslında edebiyattan ne kadar içerik bulunduruyormuş. Direkt beden ele geçirme, body horror mu desen, Vilgax denen tipin direkt cthulhu olması mı desen, hatta ultimate alien serisindeki son sezon direkt lovecraft aq.
Forever knights diye bir kötü adam grubu vardı bu çizgi filmde. Bu son sezonda bunlar dagon diye antik bir kötüye karşı savaşıyorlardı. Şövalyeler ben ile işbirliği yapıyor ben kutsal bir kılıçla falan bunu yok ediyordu. Hatta vilgax ile bir olmuşlardı falan.
Ulan daha da düşündüm yugioh'da dartz diye bir tip geliyor ve mısır tanrılarından bile eski bir yaratığa tapıyor onun gücüyle (seal of orichalcos idi ismi yamulmuyorsam) insanları etrafına topluyordu. Yaratığın adı leviathan bak şimdi :D
Dmc 3 de yine gökyüzünde leviathan dante'yi yutuyordu vs.
Yani insan farkında olmadan da bisürü eser tüketebiliyormuş. Farkına varınca hasiktirler çektim tabi.
Bu arada daha birçok oyunda bu yaratıkların ismini falan duydum ama lovecraft muhabbetine bu korona sürecinde bir bakam dedim. O da carpenter'ın thing filmine sarmam ki ona da ordan ilham alan bir indie oyun sayesinde sardım (carrion) mutlaka bakın oyuna.
Sürekli bir lovecraftian ve cosmic horror, body horror dönüp duruyor, allah allah neymiş diye girip baktım, çok tuhaf eserler ile karşılaştım.
Ortamlarda hava atacak kadar lovecraft bilgim var.
Kısacası hikaye böyle gelişti. Bildiğim ve anladığım şeyler ise bu adam kozmik korku yaratıyor, bilinmeyene korku yaratıyor ve insanın evrende önemsiz olduğunu anlatıp bir nevi nihilizme yönlendiriyor.
Bu temada araştırmalar yaptım filmler buldum baya, the thing, annihilation, the void, color out of space izledim ve izleyeceğim daha çok var ama benim sorum şu sayın yazarlar bu samimi girdide, bana bu herif kimdir necidir anlatabilecek birisi var mı bir de bu adamın işlerine ya da belki de korku edebiyatına dair mentorluk yapacak bir cengaver bey/hanım var mıdır?
Hem sözlüğe büyük amme hizmeti olur hem de türe merak salanlara nerden başlanır nerden temin edilir bi fikir verir.
Not: aklıma geleni yazdığım için girdi dağınık, farkındayım ama samimi olsun istedim sebebi bu.
Lovecraft hikayelerinde korkuyu zekice kullanır. Mesela fiziki bir sınırlanma vardır genelde. Bilinmez korkusu ise basit ve muhteşem bir durumdur... Ama abi bunları tekinsizlik ile işlemek, işte orada hüner devreye giriyor.... (bkz: deliliğin dağlarında) nasıl da tekinsiz ve devasa bir kozmogoniyi işaret eder mesela.
Mitoloji ile biraz ilgilenen herkes tanrılarının Mezopotamya tabanlı olduğunu hemen yakalar. Hala başucu yazarımdır. Bazı geceler tekinsiz saatlerde okumak çok keyifli oluyor...
"the howard lovecraft series" adıyla satışa sunulmuş, bruce brown'ın yazdığı, renzo podesta'nın çizimlerini yarattığı bir grafik roman serisi olduğunu öğrendim. sırasıyla 2009, 2011 ve 2013'te basılmışlar. sonra da howard lovecraft & the three kingdoms adıyla tek ciltte birleştirip 2014'te tekrar basmışlar. cthulhu mitosu'nu sadece okumanın yetmediği zamanlarda güzel bir yan ürün olarak grafik romanlara da göz gezdirilebilir.
yetmemiş; bu grafik roman serisini uzun metraj animasyon filmi serisi de yapmışlar. gene sırasıyla 2016, 2017 ve 2018'de izleyiciyle buluşmuş. ya abi, cthulhu'ya benek* demişler ve müthiş şirin bir hale sokmuşlar. ben ciddi ağırlığı olan, ayrıntıları da ciddiyetine yakışır bir genişlemeyle oluşturulmuş roman karakterlerinin karikatürize edilmesinden genellikle iğrenirim ama ilk filmi izledikten sonra, cthulhu'yu sevip okşarken bağrıma basasım geldi. tabii ki 10 yaş ve civarı yaş grubundaki çocukların lovecraft sevgisini erken yaşta başlatmak ve müthiş yazarın hayal gücüne aşina olmalarını sağlamayı amaçlayan animasyonlar bunlar. lovecraft'ın kötücül, karanlığı delmek için üzerine 2-3 kat daha daha umutsuzluk kattığı, sadece gözünüzün önünde canlandırdığınızda dahi nutkunuzun tutulabileceği kadar gerçekçi tasvir ettiği shoggoth , nyarlathotep , cthulhu gibi karakterleri karikatürize olmuş bir şekilde izlemek, yetişkin lovecraft hayranlarından biri olarak beni üzüyor. ancak çocukların lovecraft'a ilgi duymalarını sağlamak için cthulhu'nun bir evcil hayvan, nyarlathotep'in hizmetkar, shoggoth'un her şeyi midesine indirmeye çalışan sığ bir kötü* olarak resmedilip canlandırılmasına kızamıyorum çünkü amaçta hiçbir kötücüllük yok. madem çocuklar lovecraft sevmeye küçük yaşta hazırlanacak, o zaman cthulhu benek de olur, lolipop da. sorun yok.
grafik romanların üçünü de okuduktan sonra son 2 animasyonu izlemeyi düşünüyorum. ilkini kablonet'in berbat sinema kanallarından biri yayınladı biraz önce, oradan izledim. grafik romanlarının ödüller alması ve çocukların okuması gereken kitaplar arasında önerilmesi de güzel ayrıntılar. bruce brown'la 10 yıl kadar önce yapılmış güzel bir röportaj var; şuraya bırakayım, yukarıda anlattıklarım ilginizi çekerse okursunuz. grafik romanların sıralı listesi de şöyle:
tanım: bunca zaman başlığına uğramamış olmanın utancı söz konusu olduğunda önünde saygıyla eğilmenin farz olduğu, hayal gücü gerçeği sonsuza kadar unutturabilecek yazar.