homoseksüel

  1. 1
    aynı cinsler arasında yaşanan duygusal ve cinsel ilişkiye denilir. halk habiriyle eşcinsel yahut gay, lezbiyen ifadeleri kullanılır. bu terimleri kullanırken iğrenç, sapık, kötüymüş gibi yüzünü ekşiten insanların ağızlarına terlik vurasım geliyor.

    heteroselliğine kimse bir şey demiyorsa sana, benim homoseksüelliğime de bir şey dememelisin. ne tercihtir ne istek, ne arzu ne de fantezidir. tamamen doğuştan gelen bir yönelimdir. ısrarla homofobik oluşunuzu, empatiden yoksunluğunuzu inan anlamakta güçlük çekiyorum.


    #83174 pia | 8 ay önce
     
  2. 2
    birkaç gün önce suriye'li bir homoseksüelle tanıştım. iyi giyimli, dil olayını çözmüş, oturup konuşmayı bilen düzgün bir adam. iyi eğitim aldığı belli. bir süre lafladıktan sonra iş atıyorum sandı. sevdiğim kadını anlatıyorum hala gizli gayim açılmak istiyorum sanıyor. "ya arkadaş" dedim, "tüm araba kazalarımı sağdaki soldaki kadınlara bakarken yapmış bir adamım. en son birinin bacaklarına gözüm takıldı diye arabayı bankete düşürdüm, vinçle çektik. bak tedavilik noktada heteroseksüelim". adam o zaman neden onun derdiyle laf arasında bile ilgilendiğimi anlamıyor. insanları bu kadar yalnızlaştırmamak, bu kadar yabancılaşmalarına izin vermemek lazım.

    diğer yandan, ortak (homoseksüel) arkadaşımızın (homoseksüel) arap çevresiyle konuştukça bakıyorsun, özellikle kapalı toplumlarda bu iş gizlenmek zorunda olduğu için nice "erkeklik" deyince gürleyen evli barklı, çoluklu çocuklu adamlarla ilişkileri olmuş. neredeyse tamamı aşağılanmış, darp edilmiş, ağır tacize/ tecavüze uğramış.

    bazıları tacizi "sıra bende" mantığıyla benimsemiş. yarın başkasına tecavüz de edebilecek, darp da edebilecek tipler izlenimini bıraktı. öyle "ay hepsi çok cici" durumu yok yani.

    yani demem o ki, ayıpladıkça, taşladıkça ortadan kalkmıyor sadece çirkinleşiyor bu işler. rıza olduktan sonra kim yatakta ne yaparsa yapsın, bize ne.
    #96679 son kurtadam | 5 ay önce
     
  3. 3
    Tüm samimiyetimle söylüyorum tıpkı türkiye'deki diğer azınlıklar gibi medya kısmı en çok zarar veriyor bu kesimlere.

    Lgbt-i faaliyetlerinde onların yaşama hakkı dışında halkı galeyana getirecek şeyler yapılıyor çünkü. Ateistim ama abi sen zaten toplum tarafından sevilmiyorsun, her dediğin batıyor yanlış yere çekilmeye yer aranıyor, sen niye hala dini aylara laf atıyorsun mesela?
    Ya da irite edici şekilde sunuyorsun kendini?

    Burda zaten sevmediğim kısmı eşcinsel olmak değil. Hetero olan herhangi bakın herhangi bir insan da bunu yapsa ben yine gıcık olurum.

    Allah aşkına gerçekçi konuşalım türkiyede herhangi o tarz aktiviteye katılan genelleme yapıyorum o tipte bir insanın davranışlarını yeni tanıştığınız bir insanda görseniz irite olup uzak durmaz mısınız?

    Bu doğanın kanunu, gerçek. Bütün canlılar kendine benzemeyenden korkar. O halde eşcinsel biseksüel artık neyse insanlar bunun korkulucak bir şey olmadığını göstermeli insanlara. Böyle davranışlarla bir yere varamazlar.

    Bir diğer sinir olduğum şey neden bütün eşcinsellerin televizyonda birçok dizide karikatürize edilmiş hali gibi davrandıkları. Hatırlarsınız türk boktan dizilerinde klişe konu başlıkları vardır. Bir tanesi de bir eşcinselin mahalle abisi diye bildiğimiz herhangi birine kan vermesi ve o abinin gitgide değişmesi ve o eşcinsel kişiye benzemesi.

    Burda verilen alt mesaj bu bir hastalıktır, kanla bulaşır gibi bir şey. Ama dediğim sahneyi hatırladınız di mi, gözünüzün önüne geldi yani? (Akasya durağı, cennet mahallesi gibi dizilerde işlendi meselâ)
    İşte orda gösterilen eşcinsel kişi nasıldır abi. Pembe veya renkli fular, elde yelpaze, makyaj yapan bolca "ay şekerim" kalıbını kullanan tipte biridir.

    Ancak yurtdışında bildiğim kadarıyla (meşhur hollywood yıldızları dahil) herifler baya böyle oturup kahvede batak atacağın şekilde maskülen, ağır abiler ama herif eeşcinsel mesela.
    Neden türkiyede bu böyle değil mesela bunu çok sorguluyorum. Emin olun öyle olsaydı insanlar korkmaz daha çok severlerdi. Çünkü dış hayatında etki eden bir yanı yok herifin. Yatak odasında yaptığı da kimseyi ilgilendirmeyeceğine göre bence daha az problem olurdu şimdiye göre.

    Son olarak şeyden de bahsetmek istiyorum.
    Bir konuyu popüler olunca herkesten fazla savunan insanlar var ya ona da sinir oluyorum. Politik doğrucu diye daha önce bahsettiğim tipte insanlar bunlar. Bunlar bazı şeylere sırf iyi görünmek için gerçek fikirleri yerine neyden daha çok prim, rant yaparım bakış açısıyla düşündükleriyle yaklaşırlar.

    Homoseksüeller de bu konuya dahildir. Bunlara göre herhangi bir homoseksüel kötü olamaz, hata yapamaz. Misal ben bir homoseksüel ile tartışsam metroda, izbanda vs. bunlar gelip benim sanki o kişiyle sırf homoseksüel diye tartıştığımı sanıp o kişiyi savunurlar (ben haklı olsam bile)

    Anladınız di mi olayı normalleştirmek yerine daha çok dikkat çekerler. Madem eşcinsellik normal bir şey mesela, bunu halka empoze etmeye çalışıyoruz.; bunu o kişiye aşırı ve gereksiz hassasiyet göstererek, o kişiyi uzaylı görmüş gibi ilgi duyarak değil gayet diğer insanlara nasıl davranıyorsak öyle davranarak başarabiliriz.

    Biliyorum çok homofobik bir girdi gibi duruyor ama doğrular bunlar. Tamamen samimi düşüncelerim, yoksa ben de klasik primci girdilerden yazabilirdim ama ben realistve pragmatist bir adamım. Benim yapım böyle.

    Ayrıca homofobik değilim ancak eşcinsel ilişkiyi (erkekte olan) iğrenç buluyorum. Bu eşcinsellerden nefret ettiğim anlamına gelmez kavramları karıştırmayalım lütfen. Köpekleri seviyoruz ama cinsel ilişkilerini izlemekten zevk almıyoruz di mi mesela aynen o hesap. Şimdi gelip "eşcinsellere köpek dedinnnn, şerefsiiiiizz!!" Demeyin de.

    Anladınız işte siz. Eyyorlamam bu kadar.
     
  4. 4
    evlendikten sonra öğrenildiği takdirde, japonya'da, eşinize 1500000 yen tazminat ödettiren cinsel kimlik (imiş). o da 13500 abd dolarına denk geliyor.

    bu arada bu başlık sayesinde yu shirota'nın da homoseksüel olduğunu öğrendim. kadınlar ne koşuyordu bu adamın peşinde... vay be...
     
  5. 5
    6 yıl boyunca eve getirdiğim sevdiğimi, arkadaşım diye tanıştırdım anneme. ayrılalı 3 yılı geçmiş olmasına karşın annem halen sorar. "benim güzel kızım napıyor" der. ameliyata her girdiğinde bir sesini duysaydım der. o kadar çok sevmişti. iki tane kızım oldu derdi. geçenelerde yine sordu da cevap veremedim. geçiştiriyorum bir şekilde. yardımcı olamadığım gibi de söyleyemiyorum.

    açılamamak da ayrı bir sorun ve sıkıntı. sağlıklı bir ortam olmadığı gibi bunu kaldırabilecek güçlü ve sağlıklı bir ruha, bedene de sahip olmadığından susuyorum. sıklıkla evde geçen evlilik mevzularını kalbini kırmadan kapatıyorum.

    doktor anneme ömür biçtiğinden beri, annemin aklında yatan sadece kızımı yalnız bırakacağım düşüncesi. pia tek başına kalacak ve ne yapacak. endişelerini anlıyorum. hak da veriyorum. ancak var olan bir şeyi gizlediğim yüzünden konuşamamak daha çok insanı üzüyor. keşke şartlar biraz daha iyi olsaydı da açılabilseydim ya da sevdiğim olduğunda bu benim sevdiğim diye tanıştırabilseydim.

    ilerde ne olur bilmiyorum. akrabalarımın baskısına maruz mu kalırım yoksa daha mı farklı gelişir olaylar bilmiyorum ancak bana yöneltilen sorular olduğunda evlenmeyeceğim yönünde düşüncemi söylüyorum. bu sefer sende bir şey mi var, diyerek defolu muamelesi görüyorsun. toplumun dayattığı değişmez politik kültürün insan hayatında ne derece yanıklar açtığı apaçık.

    8-9 yıldır katıldığım lgbti toplantılarında o kadar çok hikaye dinledim ki, benim hikayem yine iyi diyorum. illa ki açılmak gerekli mi, değil. ancak bir noktadan sonra mecburiyete dönüşüyor. kendi çemberinde döndüğünde kimse sana karışmıyorsa her türlü şekilde o vakit hiç gerek kalmıyor. ancak ilişkiler içinde bulundukça daha zorlaştırıcı bir hal almaya başlıyor. abilerim dahil, neden erkek arkadaşım olmadığı yönünde kafa patlatılıyor. çalışma masamın duvarında kocaman "aşk örgütlenmektir" dövizi var. herkes görmesine karşın kimse aklına getirmiyor ya da görmemezlikten geliyor. Gökkuşağılı broşum var, gömleklerimin yakasında ya da tişörtlerimin kenarlarına takıp ortalıkta geziyorum yine kimsenin kafasında lamba patlamıyor. prideli bez çantam var kızılay'a giderken bazen onu kullanıyorum yine yok. ama gelip bana senin neden erkek arkadaşın yok ya da neden şimdiye kadar erkek arkadaşın olmadı bir şey mi var diye rahatlıkla gelip sorabiliyorlar. yine de başka bir şey olabileceği seçeneği akıllarına ya getirmiyorlar ya da konduramıyorlar. böyle üç maymun oynarak yaşayıp gidiyoruz. bir yerde patlayacak. o vakit patladığında benim tek istediğim ekonomik özgürlüğümün olmuş olması.
    #96821 pia | 5 ay önce