1. 1
    ortanca yeğenimin gülme isteği uyandığında aramızda mütemadiyyen geçen dialog.
    - dayı, ben sana ilk konuştuğumda anne mi diyordum?
    + evet kızım.
    - ihihhihhiihihi
    + gülme lem.
     
  2. 2
    yıllaar önce kuzenim 3.5-4 yaşlarındayken bacak kadar boyuyla teknolojiye merak salmaya başlamıştı.

    bir bayram akşamının ilerleyen saatlerinde babaanne-dede, çocuklar, torunlar hep birlikte otururken bizimki eniştemin telefonunu aldı incelemeye başladı. eniştemin çalıştığı kamu kurumu, görevde oldukları süre zarfı içinde bazı kesme iş telefonu olarak iphone vermişti. çocuk da tuşlu telefonların arasında ilk kez iphone gördüğü için biraz şaşırmıştı.

    konuşması da biraz ilginçti. "c"yi "z", "f"yi "p" olarak telaffuz ederdi rum-gürcü karışımı gibi. :)

    + eniştezim bu çok deyişik bir teleponmuş.
    - oğlum kurcalama onu, o devletin telefonu.

    bizimki usul usul telefonu yerine bırakır. aradan yarım saat kadar süre geçer halamlar evlerine gider. bir süre sonra içeriden telefon sesi gelir. bizim sıpa koşa koşa telefonu almaya gider. telefon zil sesinin evdekilerden birine ait olmadığı anlaşılır.

    babam "kimin telefonu çalıyor?" diye sorar sormaz bizimki elinde telefonla birlikte içeriden koşarak gelir:

    "amzaaa devlet teleponunu unutmuuuş!!!"
    #22255 carmen | 2 yıl önce
     
  3. 3
    amcamın küçük kızına, annesine yani yengeme "yenge" demeyi öğrettim.

    yengem "senin ağzına sıçarım" ile "senin ağzını yırtarım" arası o menvalde bir şey söyleyince olay kapandı.
    o hala anne diyor ben yenge.
    #22256 timoteus | 2 yıl önce
     
  4. 4
    alt komşunun 3 yaşındaki çocuğu ile aram baya iyidir. her gün yanıma gelir. birlikte oyun oynarız. gezmeye gideriz. bazen de onu parka götürürüm. bugün de götürdüm. gitmeden önce evden çıkarken yaşadığımız diyalog şu şekilde:

    ben: hadi asansörü çağır
    çocuk: asansööörrrrr geeeeellll !
    #22257 itsmeasli | 2 yıl önce
     
  5. 5
    dayım, bizim sülalede özellikle baba tarafında ırsi olan "eşşoğleşek"i çok kullanırdı.

    bigün dayım buna kızınca, bizimki, yani küçük oğlu
    - eşşoleşeğin babası! diye cümleye başlayınca apışıp kalmıştı. kızamadı da çocuk sıfat olarak haklı şekilde kullanınca.
    #22259 timoteus | 2 yıl önce
     
  6. 6
    gökyüzünü kapkara bulutlar kaplamıştır. dört yaşındaki yağmur'la parktan dönülmektedir.
    k: çabuk koşalım. yağmur gelecek havaya bakılırsa.
    y: ben zaten yanındayım ki.
    k: ...
    #23695 kesret | 2 yıl önce
     
  7. 7
    7 yaşındaki ilkokul ikinci sınıf öğrencisi olan kuzenimle aramda geçen diyaloğu aynen aktarıyorum, komik mi trajikomik mi siz karar verin:

    b: ben
    k: küçük kuzen
    h: halam

    k: soslu fıstık abi biliyo musun ateş i kim bulmuş?
    b: (alla alla ateş? çok eski diil mi lan, belli miymiş kim olduğu) kim bulmuş abicim?
    k: adöl pitler (bkz: adolf hitler) demek istiyor :)
    b: enteresan... kim söyledi sana bunu?
    k: kimse söylemedi, ben kendim bilirim. ateşi bulmuş, sonra da yakıp yakmadığını test etmek için yahudi leri yakmış. hani ben de küçükken sobanın yakıp yakmıycağını bilmiyodum da sen benim elimi sobaya deydiriyodun ya, o da yanıp yanmıycaklarını test etmiş işte.
    b: ........... (vay anasını çocuktaki düşünce yapısına bak lan, hem nerden hatırlıyo ki benim ona 2 yaşındayken yaptığım eziyetleri? lan olm bi' dakka lan çocuk yahudiler falan da diyo!!! n'oluyo lan) halaaaaaaaaaaa... bu çocuk nelerle ilgileniyo böyleeeee?!?!
    h: he ya soslu fıstık, hiç sorma bu böyle durduramıyoruz, sürekli kitap okuyup belgesel izliyo...
    k: soslu fıstık abi, sen yerçekimi ni kimin bulduğunu biliyo musun?
    b: tabi ki biliyorum, isaac newton buldu yerçekimini. hikayesini biliyo musun, kafasına elma düşmüş di mi ağacın altındayken? (masum surat ifadesiyle)
    k: yanlışın var, aslında nivtın'ın bulduğu yerçekimi değil, hileli soru sordum sana. yerçekimi diye bişiy yok, uzay dan dünyaya uygulanan bi baskı var o yüzden yerçekimi var sanıyoruz biz. nivtın da bu konuda yanılmış. (bilgiç bi tavır)
    b: .............. (oha, çüş, yuh) peki uzaydan bu baskıyı kim yapıyor dünyamıza?
    k: uzaylılar ... (gözlüğünü düzeltip uzaklara derin derin bakış atar halde)
    h: asdfgasdfgasadfaadgadhdajsfjs...
    b: ..............

    yok abi, şimdiki nesille baş edilmez. sözlüğe gelse yazar olur çocuk o kapasiteyi gördüm ben bugün...

    yerçekimiyle ilgili yazılanlar bazı çevrelerce kabul gören bir teoriymiş, çocuk uydurmuyormuş yani arkadaşlar :)
     
  8. 8
    yıllar önce, bir türlü dinmek bilmeyen baş ağrılarım yüzünden soluğu hastanede aldığım bir gün, koridorda neşeyle koşturan güzeller güzeli bir kız çocuğuyla tanıştım. aniden karşımda durdu ve benimle şu şekilde iletişim kurdu:

    m: Benim adım Melis Çakır. Babam Falanca Çakır, kendisi öğretmen. Annem Filanca Çakır, o da araba koltuklarına kılıf diker. Yanımdaki de babaannem Farzımisal Çakır. Biz Çakır ailesiyiz. Senin adın ne, neden buraya geldin?

    k: Migren. Yani başım ağrıyor, onun için."

    m: Adın Migren mi?

    k: Hayır, ismim kaiser. Migren hastalığımın ismi sanırım, boşver bu konuyu. Memnun oldum Melisciğim.

    m: Ben de memnun oldum, seni çok sevdim.

    k: Herkesi sevecek gibi bir halin var zaten, yerinde duramıyorsun. Sen neden geldin buraya?

    m: Benim bir şeyim yok, korkma. Babaannemin bacakları ağrıyor yine, onun için geldik. Kaç yaşındasın kaiser?

    k: On sekiz.

    m: Ben altı yaşındayım, yani aslında annem beş buçuk diyor ama ben altı diyorum herkese. Nasıl olsa bir gün altı olacağım. Yalan söylemiş sayılmam herhalde.

    k: Bu yalan sayılmaz. Eğer on sekiz dersen yalan sayılırdı ama.

    m: Neden?

    k: Çünkü altı yaşında olmadığını anlayamaz insanlar ancak on sekiz yaşında olmadığını anlayabilirler.

    bunun üzerine biraz bana baktı, sonra boş bir noktaya bakarak düşündü. sonra da melis çakır'ın adı anons edilir gibi oldu.

    m: Gitmem gerekiyor kaiser, babaannem çağırıyor. Ben seni çok sevdim, beni sakın unutma olur mu? Bu gece yatmadan önce sana dua edeceğim. Kendine iyi bak.

    Öpücük attı ve gitti. Hayatımda gördüğüm en naif insandı. Seni asla unutmayacağım Melis Çakır.

    Sonra tüm renkler yine hastane rengine, tüm kokular ilaç ve gereksiz sesler çıkartan beyaz terlik kokusuna ve tüm duygular karmaşıklığa dönüşerek ve dövüşerek devam etti. Melis Çakır'ı bir daha görmedim. Görürseniz söyleyin, ben de ona dua ediyorum.

    not: komik bir diyalog sayılmaz fakat gülümsetir.
    #63138 kaiser soze | 2 yıl önce (  2 yıl önce)
     
  9. 9
    (bkz:#64215)
    #64216 morgase | 2 yıl önce (  2 yıl önce)
     
  10. 10
    -Buuuğ ne ?
    +Örümcek. bak ağ örüyor.
    -Örümböcek
    +HÖnk ????
    -örüm böcek örüm böcek örüm böcek...

    örümcek: Eski Türkçe örümçi "örücü," sözcüğünden +Ak sonekiyle türetilmiştir. -etmoloji sözlüğü-
    #64254 son kurtadam | 2 yıl önce
     
  11. 11
    4 yaşındaki kızım: baba bu tarak senin mi?
    baba: hayır kızım, evimizin tarağı.
    kızım: hmmm, evi mi tarıyosunuz onunla? eheeehee

    espri de yapıyo kuzu sorpası.
    #74733 morgase | 1 yıl önce
     
  12. 12
    benle babam arasında fi tarihinde geçen bir tane geldi aklıma, ama tarih hatırlamıyorum

    bir yere gidiyorduk arabayla, ben arka koltuktayım arabnın içine yola falan bakıyorum. direksiyonun orada da iki tane sarı ok var. ama her zaman gözükmüyorlar, uslu çocuk olan gargamel gibi arada bir görüyorsunuz. çok sık değil. arada bir sağ ya da sol ok çıkıyor. tam da sağa/sola döneceğimiz zaman. sağ ok çıkıyor sağa dönüyor babam, sol ok çıkınca sola. neyse gittik gittik ama benim aklım hala oklarda. resmen araba biliyor nereye gideceğimizi. o söylüyor ondan sonra gidioruz. en sonunda dayanamayıp babama sordum o da sağolsun söylemedi tabii :d

    birkaç sene sonra öğrendim ki o sinyalmiş. araba bilmiyormuş yani :(

    gerçi benim on yaşında öğrendiğimi bazı hödükler hala öğrenememiş ama konumuz bu değil :)
     
  13. 13
    yazın büyükada'da aya yorgi kilisesinden inerken bahçelerinde limonata satan üç çocuğa denk geldik. kızlar 10-11 yaşlarında erkek olan ise muhtemelen 6-7 yaşlarında. hem iki dakika duralım da nefes almak için solunum yollarımızı kullanmaya başlayabilelim hem de çocuklara harçlık çıksın diye limonata içmeye karar verdik.

    ben: ellerinize sağlık...
    annem: çocukların eli değince bir başka oluyor...
    oğlan çocuğu: ama yapmadan önce ellerimizi yıkadık!!
    kızlar: kikir kikir
    #110972 tepelerin kocakarisi | 9 ay önce (  9 ay önce)
     
  14. 14
    küçük oğlana kızılmıştır, yaramazlık yapmadan duramadığı için...
    hala yaramazlığa devam ederek elindeki patatesi gösterip;

    yaramaz oğlan: atayım mı bunu yeye?
    morgase: at da ben de seni camdan atayım..
    yaramaz oğlan: (ağlamaklı bi ses tonuyla) ama çamuy oluğuuuuuummmm

    hadi gel de kız şimdi
    #116476 morgase | 8 ay önce
     
  15. 15
    morgase: aferin oğlumaaa
    oğul: bi daha de
    morgase: aferin oğlumaa
    oğul: bi daha de
    morgase: aferin oğluma
    oğul: son kes de
    morgase: aferin oğluma
    oğul: ama bi daha demiycen tamam mı?
    morgase: ???
    #116477 morgase | 8 ay önce
     
  16. 16
    2 yıl önce katılımcı olarak gittimiz dergi fuarından güzel mi güzel bir not defteri hediye edilir. Akşam eve gelince defteri gören küçük kardeşin defteri ister.

    + ama abicim ben onunla ödev yapıcam.
    - yap hadi, ben bekliyorum.

    Defteri ilk günden bitirmemek için ilk sayfaya birkaç şey karalanır, sonra durulur.

    - hadi, yazsana.
    + düşünüyorum abicim.

    Ve bir on saniyelik bekleyişten sonra küçük kardeş kalemi elinden alır.

    - dur abi, sen düşünme ben düşünürüm.
     
  17. 17
    Kuzenim 5. Sınıfa giderken sorduğu envaiçeşit sorular üzerine evrim teorisini anlatmıştım biraz. Bundan birkaç ay sonra din kültürü dersi için annesiyle test çözerken ‘bilmem neyi aşağıdaki peygamberlerden hangisi söylemiştir?’ Diye bir soru çıkmış, şıklarda hz. Adem de var. Bizim çocuğun verdiği cevap: ‘adem demiş olamaz anne o daha maymundu.’ Haydaa. *
    #136665 pretending | 3 ay önce