günlük konuşmamızda telaffuz etmemize çok az kalan yıl.
ben ki hala sağa sola 2007 diye tarih atan insanım. benim için epey zor olacak.
bundan yüz yıl kadar önce abimin uzay yolu 1999 diye bir kitabı vardı. okuma yazma öğrenme yaşına gelmemiştim ama kitabın rakamlarını anlıyordum elbette. yatmadan önce abime soruyordum nasıl bir kitap diye.
o da bana 2000'li yıllarda dünyada olabilecek olan muhteşem teknolojileri anlatıyordu.
sonra kitabı okudum ama abimin anlattıklarıyla pek alakası olmadığını fark ettim. geceleri beni uyutan (evet burada bir mecaz var) george orwell'a sahipmişim.
bunca yıl hayatta sanırım yapmak istediklerimin çok azını yapabildim.
ki ben şanslı bir tarafındayım hayatın. çalışınca bir şey olabilen zamanlardan geliyorum. (ben de size hayali dünyalar anlatayım mı?) en azından ev mev alabiliyorduk maaşla primle falan.
buna rağmen ne yaptın derseniz sanırım ne yapmadım'ı daha kolay anlatırım.
aslında bu koca hayat birkaç ufak dilekten ibaret.
kimi bir cafe açmak ister, kimi bir kızı olsun ister, kimi bahçeli bir ev ister.
bakınca hiç birimiz bunların saçma olduğunu düşünmeyiz. saçma olan bunlara ulaşamamaktır.
kimsenin canını sıkmak istemem, dileyen sevgili dostlarım şu an okumayı bırakabilir zira neşelenmeyecek.
coğrafya kaderse bile insanın en azından koskoca dünyada bulunduğu yeri değiştirebilme hakkının olması gerekmez mi ya? bu ne saçma olaydır.
savaş, toprak, yurt, vatan neyse, bunların da üzerine çıkıp düşünün lütfen. gerçekten gerizekalı bir olay.
finlandiya'nın buz dünyasından sıkılıp sıcak havalarda yaşamak isteyen bir insan var. sadece sıcak bir yerde yaşamak istiyor, hayatı boyunca o buz kaplı yollarda söylenerek işine gidiyor, geliyor, gidiyor geliyor.. tek isteği güneşli bir yerken, hepi topu aklı yerinde yaşayacağı 50 yıl için sadece basit bir mekan değişikliğiyle çok mutlu olabilecekken aynı yerde takılıp kalıyor. belki emekli olunca 10 gün tatil yaparak iyi hissetmeye çalışıyor ama o tatil ona daha kötü geliyor ve kaçırdıklarını bir kez daha görüyor.
şimdi o finlandiyalı istese giderdi gitseydi falan demeyin lütfen, ülke sınırları dışında düşünmeye çalışıyoruz.
yıllardır hepimize kakılan onlara ait gerçekler, sınırlar, onlar bunlar...
sorarlarsa 2025 deriz, ama hala bir yerden bir yere gidemediğimiz dev bir dünya.
bir avuç adamın kararlarına uyulmaya devem edilen, kimsenin sorgulamadığı, ve bu şekilde devam eden yönetim tarzlarıyla makasın ağzının daha da açılacağı, en son kırılacağı aşikar.
bahçede bir kaç gül var, ha babam onları suluyorsunuz, gübreler bilmem neler, yan tarafta kuruyan otlar var, hiç bakmadan gülünüzü korumaya devam ediyorsunuz, baktınız zarar görecek, gülünüzün etrafını telle çeviriyorsunuz falan.
yan taraftaki ısırgan otlarının, kesip biçmediği bakıp yeşertmediği için oluşan zararlı otların, o bahçeden kendi gülüne ulaşmayacağını sanmak katıksız gerizekalılıkla açıklanabilir.
hala bu sistemin etrafında dönen dünya, sistemi döndürmek için harekete geçecektir elbet.
ben mesela burada içmek istiyorum kahvemi;
www.youtube.com/... yağmur yağabilir çok da severim.
ama burada içiyorum, ha o da ankara'nın en güzel yeri tunalı;
gezibilen.com/...
hadi tamam ben oturmayayım;
www.youtube.com/... ama iki üç tane de böyle mimari görmeyeyim mi ya?
keşke geceleri aşırı inandığım biri bana yine gelecek güzel dünyayı ve zamanları anlatsa.
velhasıl kelam 2025'te de bir halt değişmeyecek, kaç gündür yeni yıl ile başlayacak olan e-ticaret dünyasındaki vergilendirme çalışmalarıyla uğraşıyoruz. hayırlı olsun dostlar, tüm internet sitelerindeki her şeye %20 geldi. ocak itibariyle sisteme girecek, yani istek listenize eklediklerinizi falan bir gözden geçirin derim.
kafamıza demokrasi diye amerika'nın çökmeyeceği, birileri tarafından katledilmeyeceğiniz, arada bir bir kıymalı pide yiyip bir soğuk bira içebileceğiniz, hastanelerde eklentilenmiş suriyeli afgan doktorların eline düşmeyeceğiniz, kuş maaşınızın tamamına yakınını ev sahibine vermeyeceğiniz bir yıl dilerim.
sağlıkla kalın.
ilk gününün arefesinde kulzos'ta beklentilerimi yazıyorsam yepyeni ve farklı bir yıl olmayacak gibi. ama buralardan topluca elimizi eteğimizi bir dönem çektiğimizi düşününce ufak bir değişiklik de olabilir sanki.
benim bölgesel makro ölçekte olumlu bir beklentim yok kendisinden. türkiye ve hatta komşuları için yeniden bombok bir yıl olacak gibi.
global düşününce de hayal kurmaya gerek yok ama batı-doğu ayrımı kavgaya doğru giderken bu aynı zamanda dünyayı bütünleştiriyor diğer yandan. norveçli, suriye'deki rejim değişikliğini sadece gazatesinden okumayıp baya kendi topraklarında hissediyor artık. sınırlar daha fazla korunmaya çalışılıyor ama koruma çabasından daha hızla da yok oluyor. dünya için yeni bir çağın başlangıç yıllarından biri olabilir.
kişisel düşünürsem artık yorgun kılındığım, kendime hedef koymadığım, beklentisizleştiğim bir yeni yıla yürüyorum. kendi özel dünyamın 2024'ten daha kötü olacağına dair bir işaret göremiyorum. kendi yılıma çok pesimist bakamam.
new year's eve mutlu geçsin ve bu mutluluk tüm yıla yansısın. amen.
İşçi emekçilere kol gibi girecek sene. Dibin dibi yok. Ama bir o kadar da diyalektik. İşçi emekçilerin öfkesini biledigi bir sene olacağı muhakkak. Kolay olmayacak elbette. Zor bir sene kapımızda. Nasıl karşılayacağımız asıl mesele.. Umut ve barış dolu, bir sene olsun hepimiz için. Ha bir de seven sevdiğine kavuşsun. Son olarak sağlık diliyorum herkese. Akıl ruh sağlığı en çok..
aynen devam. '24'ü bozmadan gitsin, bayrağı devralsın.
diyorum ama bir yandan da beklediğim gibi çıkan bir yıl olmadı. hepimizin milatlara, referans noktalarına ihtiyacı var. yıl dediğin bundan ibaret (bir miktar buğday kaçıncı taneden sonra yığın olur meselesi) yoksa bugünün devamı yarın işte.
stallone demişti ya: Zaten ne yapmamız gerektiğini biliyoruz. mesele kalkıp yapmakta. 2025'de başlama, devam etme kafam olsun.
Ölüme bir adım daha yaklaştığım yeni yıl. Malum Mozambikte adam ve kafasında kufilerle saraya yürüyenler oldukça çok bir bok değişmeyecek zaten ha gitseler dahi yıllar süren doğru hamleler ile biraz kendine gelebilir belki.
Bunun dışında şahsi olarak, birçok şeyden vazgeçtiğim, gerçekten monogamist yaşadığım bir sene olacak gibi, kimseyi siklemediğim, umutsuz, beklentisiz, akışa uygun yaşayacağım ve de eskiye nazaran duygusuzlaştığım bir sene olacak.
Şimdiden spoiler yedim çünkü. Hayatında dört beş kez yılbaşı kutlayan bana fena gelmedi, ortam bizim buralarda bizi idare etti ama sevdicekle girmek çok güzeldi.
Şahsi olarak sakin bir yıl istiyorum bu kadar. Başka bir şey değil. 2026 da askerlik yılım olacak zaten. Yedek subaylık tek dileğim o seneden de.
Yılbaşı o kadar yoğun geçti ki, yazmak istememe rağmen hakkında iki satır yazamadığım; "yeni" olmasını umduğum yeni yılımız. 2024 yılı mayısında artık biraz da "kendiliğinden" galiba hayatımda bir çeşit "devrim" oldu denilebilir. O günden sonra da o kadar yoğunlukla geçmeye başladı ki her şey yabancı dizi delisiyken önceden, bir bölüm dizi bile seyredemiyorum artık mesela, fırsat bulduğum anlarda seyretmeye çalıştığımda da sadece dizideki sesleri duyuyorum, sonra bakıyorum ki aklımın içindeki labirentteyim. Dalıp gitmişim. Olmuyor yani. yeni şiirler de yazıldı zaman zaman ve bir kenarda birikiyor; hepsi artık hatıra olarak kalan anılardan can bulmuş olsa da. 2024'te Uzun süreli birlikteliğim bitti mesela "beklenen gemi" link beklenmeyecek bir daha. Ama güzellikle hatırlanabilecek ender izler de bıraktı bende. Önceye göre Günleri organize edebilmeyi başarsam da artık, Zamanı verimli kullanmayı öğrenemedim hâlâ ve kendime vakit ayıramıyorum henüz bu yüzden. O da olacaktır diye umuyorum zamanla.