ilk kullanımı emile zola tarafından sarfedilmiş sözcük. 1898 yılında bir sohbette kullanır bunu, lakin diğer yazılanlara göre ise 1893 tarihinde yaşanmış dreyfus olayı kapsamında láurore gazetesinde emile zola tarafından kaleme alınmış entelektüellerin beyannâmesi adlı baş yazı da (albert dreyfus'un aklanması) ilk defa kullanılmıştır.
şair paul valery için kendi kendine genişletilmiş bir uyarıcıdır entelektüel. olumlu ve olumsuz yanları ile. sosyolog michel foucalt bu kişilerin kitlelerden uzak bağımsız,özerk kişiler olduğunu savunur.
edward said'in bu kavramı incelediği aynı adlı kitabında ise marjinal,yabancı ve sürgün kelimeleri ile işlenmiş.
Gerçekten olanlar ve kendisini öyle sananlar olarak iki gruba ayrılırlar.
Gerçek bir entelektüel asla gerçek bir entelektüel gibi davranmaz, siz onu zaten hissedersiniz. Oysa ki öyleymiş gibi davrananlar, her şeyleriyle öyle olmadıklarını belli ederler.
Tevazu çok kıymetli bir erdemdir ve nadiren bulunur.
bir entelektüel yeterli derecede bilgi seviyesine sahip olup aşırı zekaya sahip olmayan, rasyonel bir şekilde düşünme ve sorun çözme yeteneğine sahip kişidir. sahip olduğu bilgisini bir amaca yönlendirir. bir entelektüel, tartışılmaz bir meraka sahiptir; merakı doyurulamaz. okumak, düşünmek, sorunları çözmek onun için büyük haz elde etmenin yoludur. bir entelektüel ile konuşmak, ilginç bilgilerle farklı konularda içgörülü düşüncelerini ustaca ilettiği için çok ilgi çekicidir.
İlber Ortaylı'nın entelektüel tanımı: "Entel(l)ektüel, üstüne vazife olmayan işlerle ilgilenen kişidir. Örneğin mesleği kimyacılıktır ama coğrafya ve tarihle de uğraşır, resim yapar. Bu iş öteden beri böyledir. Kendi dünyasının dışıyla ilgilenendir entel(l)ektüel." (Bir Ömür Nasıl Yaşanır" adlı kitabından)
genel tanım itibariyle, zeka ve düşünme yetisini, kendisine ticari fayda sağlamak için kullanan insanlara denmektedir. zaten temeli de latince intellectus yani anlamak kelimesinden gelmekte. şimdi bu olması gereken tanım. fakat ülkemizde, birden fazla hususta, * akademik derecede bilgi birikimine erişmiş insanlar için kullanılır. genel manasıyla bir konuda fikir yürütebiliyor olmak, ve bundan da para kazanmak insanı entelektüel yapar. çünkü sizden bir adım öndedir. örnek vermek gerekirse, ortak pazarlar (hepsiburada, n11 vs.). bizden önce düşünüp ticareti onlinea taşımışlar, arkasından devam etmişiz. onlar da, onlardan daha evvel düşünen almanlardan ilham almışlar, gibi gibi.
tüm okurlar, okuyamazlar, yazarlar, yazamazlar, bebekler, yaşlılar kısaca herkesin dahil olduğu gruptur tanımına göre. dünyadaki hiç bir canlı bilindiği kadarıyla 100'de 100 tüm bilgiye ve birikime sahip olamaması/olmama/olsa da bilinmemesinden ötürü, hayattaki ayma seviyeleri belirli bir sınıra kadardır. hayattaki ayma seviyeleri de belirli bir sınırda olduğuna göre, eksik bilgileri, tam bilgi sandıkları şeyleri de etkileyeceğine göre, kimse kesinlikle aydın sayılmaz. kimse aydın sayılamadığına göre gerçek ve tam anlamıyla alınan her farklı bilgi, farklı bir dal sayılır kişi için. bunu bünyesine katabildiği sürece de bu durumda herkes entelektüeldir. ((bkz: düz mantık) ).
diğer anlamlarıyla; herbokolog, bokolog veya bok vardır ve ne olursa olsun bunlar entelektüelliği doğurur. (amaç argo kelime olarak algılanması değil, bunların en sonda açıklaması vardır).
bu tanımlarda kişilere; ya belirli standartlarla tanımlanmıştır ki (kendileri de aslında belirli bir seviyede sadece belirli bir şeyleri belirli sınırlara kadar bilen ve o gelenekten devam ettirerek veya biraz güncelleyerek işlerini devam ettiren kişilerdir), veya kişi kendi fikirleriyle kendini biliyordur ve kendini bildiği birikime göre tanımlıyordur, veya da hiç uğraşmayıp tanımsız kalarak hayat idame kurallarını yerine getiriyordur.
yukarıda anlatmaya çalıştığım şeyin açıklaması şudur (isteyen bir sonraki bölüme atlayabilir):
- bilgi ölçümü belirli standartlarda yapılır ki genellikle eksiktir. şu tartışmayı çoğunuz bilir; canlıları ağaca çıkma yetisi ile ölçülendirmeye çalışırsanız maymunlar bu işin ustasıdır yani kazananı. bu durum aslında maymunları ağaç ve tırmanma ustası yapmadığı gibi, insanı, balığı, kertenkeleyi veya dağ keçisini de benzer işi bilmiyor kılmaz. yani ölçütler detayına kadar tanımlanamadığı sürece -ki ağaç ve tırmanma ayrı konulara ayrıldığında da, farklı kulvarlarla aşamalar dahil edildiğinde de süreç yine aynıdır- kimse kimseyi şu bilgisi şu kadardır diye etiketleyemez zira etiketleyenin de belirli bir bilgi birikimi olması gerekir ve kimse buna tam anlamıyla sahip değildir.
bunun en güzel örneği çağımızdaki insanlar değil midir zaten. bir çok diplomalı vardır işini bilmeyen, bir çok hobi sahibi vardır, eğitimini almıştan daha detaylı bilen ve bazen bu standartları düzenleyenlerde bu ikisinden biri de olabilir.
şu söylentiyi de bilirsiniz tahminen; marilyn monroe'nun iq ve eq seviyesi einstein'ınkinden yüksekti -ki kendisi matematiğin dışında fizik, müzik gibi farklı dallara da hakim olan, aklı yetişebilen ve fikir yürütebilen (yani aydın da denebilir) birisiydi. buna rağmen einstein'ın küçükken gerizekalı olduğu bile varsayılıyordu. sebebi de belirli kıstaslarla değerlendirilmesi. bu insanların entelektüel olup olmadığını söylemek şu durumda hangimize düşüyor?
bir sonraki bölüm burası oluyor.
hepimiz farklı/benzer hayat şartları yaşıyoruz ve bu düzlemde kendimizce tecrübelerimiz oluyor. kimimiz bazı konulara daha çok eğiliyoruz, kimimiz diğer konulara ve bu da tecrübelerimizi birbirimizden farklı kılmaya başlıyor. bunlara tam anlamıyla hakim olup birleştirebildiğimizde bile veya da birleşmelerinin sonucunda yeni ufuklara yelken açtığımızda bile yeterince aymış olamıyoruz. sadece aydınlık yolda ilerlemeye başlıyoruz. yani entelektüel oluyoruz.
eğer ki o yolun içinde olunduğu sürece başı veya sonunda da olunsa aydın sayılınıyorsa, o zaman kafası çalışan ve belirli şeyleri bir araya getirebilen herkes aydındır. yok yolun başı ve sonu varsa ve sonuna yakın olan aydın sayılıyorsa yolun başı sonu kime göre değerlendirilerek alınır. ayrıca isterse kişi hile yapıp belirlenen yolun sonuna gelmiş olsun, bu bile belirli bir birikim sonucudur ki diğerlerini alt ederek bunu becerebilmiştir.
bir de şunu farzedelim: bir insan her şeyi biliyordur ancak tek bir yetisi gelişmemiştir, kendisini ifade. kendisini ifade edemiyorsa (anlattığın karşındakinin anladığı kadardır bu da diğer etken) bu durumda o kişi aydın mıdır?
bir diğer farz şu olabilir: aydınlık sadece bilgi ve bunu doğru kullanımla oluyorsa, yeni nesil bilgisayarlar tüm bilgiyi sonsuz şekilde kendilerine dahil edebiliyor ve bunu kullanabiliyorken o zaman onlar herbokolog veya entelektüel sayılır mı? onların yanında biz sadece bokolog olarak kalmaz mıyız?
bu tıpkı insanların kendi tecrübelerinden gelen bilgilere göre kıstas oluşturması ve bunu toplumun geneline kabul ettirmesi ile gelen standartlar bütününden yola çıkmasıdır.
örneğin: en zengin kimdir diye kıstas uygulandığında; sağlık mı, para mı, bilgi mi, özgürlük vs gibi tartışmalara girilebilir. biri diğerini de etkileyebilen etken olacaktır mutlaka. biri olmadan diğeri de zamanla yitebilir. bu durumda tartışma sonucunun kararı kimdedir?
veya bu tartışmayı yapabilecek kapasitede olmak mı entelektüellik?
veya da bu tartışmayı yapanları değerlendirmek mi entelektüelliktir? ya da hepbiri?
yani kimin entelektüel olup olmadığının karar mercii yoktur. sadece birinin diğerinin özgürlüğüne dokunmaması için koyulan ortak sınırlar/standartlar vardır. geri kalanı tamamen var saymaktan ötede değildir. sebebi -bir ormanda dal kırıldığında kimse duymadı diye ses var mıdır, yok mudur- ile aynıdır. diğer adlarıyla; bilindiği kadarıyla, haberi olunduğu müddetçe, tahmin edilme sınırlarınca, işine geldiği kısmıyla.
bu yüzden de biz de kendimizce varsaydığımız kadarıyla şu zamanda; insanların çoğu herbokologtur aslında bu durumda. çoğunda da bokologluk da vardır boklukta. seviyelerini de en iyi yine kişinin kendi bilir. tartışılabilir, ancak ispatlanması sadece taraflardan birinin veya bir kaçının standartlarından oluştuğundan ve tamamının standartlarıyla kesişemeyeceğinden kesinlik kazanamaz.
bu yüzden de kişinin kendisinden başka kimse daha iyi bilemez. zira günün sonunda kişiye göre uygulanabilen bilgiyi ölçen ve yaşayan kişinin kendisidir. her tür farklı bilgiyi alıp sebebi ne olursa olsun kullanabilmesi ve paylaşabilmesi de bu durumda kişiyi entelektüel yapar, düz mantıkla da herkes entelektüeldir.
sonuç: çakma entelektüellik yoktur, makyajlanmış entelektüellik vardır ki bu bile entelektüellik sayılır.
bu yüzden, zevki rengi bir şeyleri tartışmak entelektüellik göstergesi olarak kıstaslanamaz. belirli kelimelerle tartışmayı herkesin yapabilir olması bilgi alışverişi olabilir belki ve herkes alışverişte iyi olmak zorunda değildir karşılıklı olduğundan. kişinin, zevki rengi bir şekilde kendince diğer benzer veya benzemezleriyle karşılaştırabilmesi entelektüelliktir.
bilgili vs zeki karşılaştırmasında iki tarafta da olabilendir.
notlar:
herbokolog: bilindiği kadarıyla her şeyi belirli bir uzmanlık derecesinde bilen ve kullanabilen,
bokolog: belirli bir alana yoğunlaşmış veya uzmanlaşmış aynı zamanda bunu kullanabilen,
bok: her şeyi tam anlamıyla bilmese de veya uzman olmasa da kendisine yettiği kadarını bilen ve gerektiğinde kendine yetecek kadar geliştiren veya adapte olabilen
En yakın zamanda liberaller ve solcu gibi görünen tam olarak tanımlayamadığım için efe aydal'ın adlandırmasını kullanacağım " sol gerici" kişilerle özdeşleşmesinden kurtaracağımız kavram.
Veba gibi her alana çökümüşler aq.
basın, televizyon, stk, sanat, ab fonları vs. bunlarda. Uzun zamandır Akp'yle kavgalı olduklarından ölü takliti yapıyorlardı ama hemen sığınmacı sorununda belli ettiler kendilerini. Tekrar bu yüzlerini görmek iyi oldu 2002-2012 arasını kısaca yâd ediyoruz.
Demografi, güvenlik, ülke yapısı bunların umurlarında değildir, türkiye'yi ab'ye bariyer yapıp ülkenin içine edip topuklayacaklar aldıkları ab fonlarıyla, yemezler. Dediğim gibi geçti o günler.
Fetullahçı kankaları da yok biraz eksik kalıyorlar yazık. onlar varken abd fonları da vardı bir de fethullahçılar taşranın dilinden anlıyordu bunlar lüks semtlerde oturdukları için anadolu'dan pek anlamıyorlar.
Cumhuriyetçiler veya kısaca vatanseverler geliyor artık sizin gibi 5. Sınıf etnik aydınımsıların defteri dürülüyor.
Yolumuz uğur mumcuların, necip hablemitoğullarının, bahriye üçokların yoludur.
Sizin takke düştü kel göründü. Yine, yeni, yeniden...