1. 1

    (bkz: Haruki Murakami) efendinin 1992 senesinde yazdığı romandır.

    Pekala direkt olarak kitapla ilgili düşüncelerimi yazacağım için vay efendim sıpoylırdır, yok efenim içinden bilgi vermişdir diye isyan etmeyiniz. Kitap incecik ve okunur hemencecik. Oku, gel, bir de burayı oku, yine gel konuşalım üstüne, nedir yani? Hayır nedir arkadaşım?
    O eli indir ben kavga sevmiyorum. Tamam döversin de sevmiyorum yani. İnsanlara sevmediği şeyler yapılmaz, herkesin özgürlüğü bidir. Bidir!

    Şindi buralarda sıpoylır yok, kitaplan ilgili küçük tatlı bilgiler var. Valla. Olm kitabın arkasında daha çok sıpoylır var. Yine valla.
    Kitap, hacime isimli bir zıpırın, japonya'da hatun bırakmamaya ant edişini anlatmıyor tabii ki. Hacime'nin çocukluk, gençlik ve orta yaş dönemine kadar olan hayatını anlatıyor.
    Hacime'nin ağzından anlatıyor. Hacime'nin hayatına giren, çıkan, dokunan, kalan, çıkan ama müptezeli olduğu hatunları anlatıyor. Hacime'nin ilişkileri üzerinden anlatıyor hacime'yi.

    Zannediyorum çoğu kişi bunu bir aşk kitabı diye nitelendirmiş fakat sonda söyleyeceğimi -ki aralarda söyleyeceğim- başta söyleyeyim, aşk kitabı denecekse eğer, yalnızca izumi'den bahsedilmeli. Ediliyor mu? Git oku! Halla halla.


    Neyse boşver arkadaş bunları, okuduysan kitabı ge bak ne diycem;


    -- spoiler --


    Öncelikle hacime bildiğin ipne. Düz. Katıklı mı diye sorarsan, katıksız derim. Ben de isterdim katıklı olsun ama değil.
    Öyle düşünüyorum ki entelektüel anlamda hacime'ye en büyük katkıyı sağlayan shimamoto'dur. Tipik bir erkek çocuğu olan hacime, yalnızlığı ve içe kapanıklığı yüzünden kendisini müziğe ve kitaba veren shimamoto'yla takıldığı için bal tutup parmağını emiklemiştir.
    Bu da onda bir alışkanlık haline gelmiş, erken keşfettiği müzik ve kitap okuma alışkanlığı sayesinde almış yürümüştür. Yürümesin miydi? Çalışan kazanır aslanım. Okuyan yani.

    Shimamoto'nun bir bacağındaki hastalık yüzünden, shimamoto sol bacağını biraz sürüyerek hafif aksak yürümektedir. Bu durumda okuldaki öğrenciler onu dışlamış, o da içine kapanıp soğuklaşmış ve bir tür ters orantıya dönmüştür bu durum. onlar dışlamış o soğumuş o soğuyunca onlar dışlamış hacime dişlemiş filan.
    Fakat Haruki efendi'nin standartları vardır tabii ki. Bir karakteri mükemmele yakın yapacağı zaman onu kitaba ve müziğe verir. Ona bir ulvilik katar ve insanlar o karaktere sonsuz saygı duyup inceden çekinirler. İşte shimamoto böyle bir karakterdir.

    Herkes hacime ile shimamoto'nun ilişkisini ve hacime'nin evlendiği hatun olan yukiko'yu anlatıyor sanıyorum.
    Fakat kimse izumi'den bahsetmiyor. Haruki bile! Halbuki aşka dair herhangi bir şey, hacime, yukiko, shimamoto'nun bahsettiği yıllarca acı çekmek, sıkıntı çekmek, sevmek, yıkılmak, özlemek, hasretten gebermek cümleleri izumi'nin yanında hiçbir şey demektir!
    Hacime'nin katıksız bir ipne olarak izumi'yi sallamaması tamam ama haruki'nin izumi'yi yazmaması beni çok üzdü. Vay başımı dağlara taşlara dedim. Hacime'nin shimamoto'yu kaybettiği günün öğleninde, izumi'yi takside görmesi ya da gördüğünü zannetmesinden sonra kitap bitene kadar geçen sayfaların tamamını izumi'nin ifadesiz suratını ve uzay boşluğu bakışlarını düşünerek okudum. Kitabı bitirip arka kapağı kapatırken, izumi'nin boşaltılıp hayvani duygularla kazınmış içini bir de ben kazıdım sanki. Öyle utandım ve üzüldüm. Kahroldum.

    Hacime shimamoto'yu daha sonradan gördü mü? Zarf ne oldu? Plak ne oldu? Geceleyin gittikleri yazlıkta hiçbir iz kalmadan shimamoto'nun yok olması? Üstelik o'nun gittiği saatlerde ne taksi vardır ne otobüs, uzakta kuytuda bir yer.
    Bunlarla ilgili haruki ki nedense sürekli harukami diyesim var bu adama, harukami diyim mi noğolur, ha neydi, harukami bu durumla ilgili bir ara hacime'nin ağzından bizi gerçeğin ne olduğu sorunsala götürüyor.

    Gerçek diyor, namıssız, nedir? Biz diyor, bir şeyin gerçek olup olmadığını diyor başka bir gerçeklikle sınayarak anlarız diyor. Yani x gerçek mi? E tabi gerçek, otobüse binip gitmiştim, şu kafede oturmuştuk hatta şunu içmiştik ben de üstüme dökmüştüm, o da gülüp temizlemişti, sonra elini göğsüme koyup öpüşürken ben onun ağz... bak ya. Okudum ya hep illa içinde cilsellik geçecek.

    Neyse toparlayayım. Az önceki örnekte x'in gerçek olup olmadığını, birçok gerçeklikle birbirine bağladım. Haruki ya da harukami diyor ki işte bu şeyleri birbirine bağlarken aradaki birinin gerçek olmadığı ortaya çıkarsa noğolur? Biz bu gerçek dediğimiz şeyleri başka şeylerle bağlayıp gerçek diyoruz. Peki diyor namıssız, hangisi gerçek? Zincirin diyor orasındaki mi burasındaki mi diyor. Utanmıyor ki. Utansa demez.Ben utanıyorum mesela. Ama o utanmıyor.
    İşte böylece shimamoto gerçek miydi değil miydi, acaba hangi kısımdan itibaren shimamoto yoktu ya da vardı, hacime bunu bir saplantı mı yaptı yoksa shimamoto'nun gidip gelmesi hacime'yi saplantılı gösterdi?
    Bütün bunları iki taraflı olarak ispat edebiliriz. Mesela zarfın olmaması, plağın olmaması, o gece gidilen yazlıkta hacime uyanınca shimamoto'nun olmaması, onu ararken bulamaması ve bir kısım rahatsızlıklar geçirdiği an izumi'nin yüzünü bir takside görmesi. Bunlar hep hacime'nin saplantıda olduğunu gösteren şeyler.
    Fakat shimamoto var da olabilir. Zarfı ona vermiş hatırlamıyor olabilir, plağı hacime'nin umutlanmaması için alıp götürmüş olabilir, onca yılın hasreti ve çekilen sıkıntılar sonucunda hacime'yle bir defa yatmaya hakkı olduğunu düşünüp fakat çocukları ve karısının mahvolmaması için ilk ve son defa onunla yatıp sonra yok olmuş olabilir.
    Ki her şeyi yarın anlatacağım deyip yok olmuştu. İŞte o yarın bu gerçekliği sorguladık.

    Hacime'nin boşta kaldığı, umudunu yitirdiği anda başka kadınların peşine düşüyor olması peki? Bu taksideki izumi'nin de aslında orada olmadığını anlatmaz mı? Ya da izumi belki de oradadır. Hangisi gerçek?

    Bu gerçeklik sorgusunu haruki her kitabında yapıyor. Yazarın imzası bu bence. Yazdığı romanlardaki durumlar, doğa üstü de olabilir ama olmayabilir de. Hem hepsinin gayet doğal bir açıklaması var, hem de doğa üstü açıklaması var. İki yana da oturuyor.
    Namıssız seviyor böyle şeyleri.

    Fakat ben yazımı izumi ile bitireceğim, haruki'nin bile ipneliğine karşı çıkarak. Yukiko'dan bahsetmedin diyeceksiniz diğ mi? Yukiko kim köpek ki? Halla halla. Şaka şaka, yukiko'luk pek bişey yok abicim ya. Piç hamsi bu et yok bunda.

    İzumi, benim için daha gerçek ve asıl olan. Milyarlarca yıllık dünyanın minnacık bir döneminde yaşayacak olan fakat bu hakkı da elinden alınan biri.



    -- spoiler --


    Yaşasın izumi'nin onurlu direnişi!


     
  2. 2
    türkçeye "sınırın güneyinde, güneşin batısında" ismi ile çevrilmiş murakami kitabı. kitabın ana karakteri için söylemek istediklerim şunlardır;

    allah belanı versin hacime! umarım aşırı uç feminist bir kadına ahlaksız teklifler yaparsın da linç edilirsin. inşallah psikolojin bozulur da pipin kalkmaz olur genç yaşta. viagra haplarını bonibon gibi yuvarlarsın da kalp krizinden öbür tarafa gideyazarsın. sonra sana tatsız tuzsuz hastane yemekleri getiren hemşireye "şu dünyada her şey insanlar için... türlü türlü ölüm var... işte rabbim yazmadıktan sonra ehe ehe" diye sohbet girişiminde bulunursun da sana oğlunu mastürbasyon yaparken yakalamış anne bakışı atar.

    amin.