1. 'nin yönettiği en uzun filmi. vizyona girmiş hali 3 saat 49 dakika, hali ise 4 saat 10 dakika. üşenmedim, extended halini izledim. malum ortamlardan filmin bu halini edinmek çok güç değil ama uygun türkçe altyazısı ne yazık ki yok. kesilmiş sahnelerin filme uygun olmaması can sıktığı gibi ("uygun olmama" kısmını açmam gerek: sanki filmin çekimlerinden sonra uygulanmış hiçbir düzeltme yapılmamış bu sahnelere. renk paleti bile farklı. neyse ki bu sahnelerin filmin geneline etkisi hemen hemen sıfır. ciddi ayrıntılar barındıran birkaç sahne var, onlarda da görüntünün bu kadar kötü olması izleme zevkinin içine edemiyor), altyazı bulamamak da ciddi bir sorun haline gelebiliyor. filmi ingilizcesine güvenenlere tavsiye etmek isterim. geri kalan kitlenin de filmin vizyon halini izlemeleri yerinde olacaktır.

    italyan yönetmen leone'nin en iyi işlerinden biri olarak gösterilen film, 'nun bu ayki film listesindeydi (). 4 saatlik süresi göz korkutacağından dolayı hemen hemen kimsenin seçmeyeceğini düşündüğüm için ben seçtim. iyi de yapmışım. lise zamanımda izlemeye başladığımı ama yarıda bıraktığımı hayal meyal hatırlıyordum. filmin ilk 10 dakikasında "acaba tamamını mı izledim?" diye düşündüm ama izlemediğimi anladım. gibi, bu kadar uzun filmleri tekrar izlemekten erinmediğimi fark ettim. kendimle ilgili böyle küçük aydınlanmaları seviyorum.

    film aslında 'in romanından uyarlama ama romanı okumuş olanlara göre film gayet kötü. internetteki eleştirilerde, leone'nin filmi bu kadar uzun tutmasının "romanı kopyaladığını" ima etme çabası olarak göstermesine dikkat çekilmiş. romanla ilgili hiçbir fikrim yok. konu, "noodles" takma adlı "david aaronson"'ın amerika'daki "büyük buhran" döneminden hemen önce brooklyn'in kenar mahallelerinden biri olan yahudi mahallesinde başlayan çocukluğu, gençliği ve sokak serserisi olarak başladığı ergenliğinde suç şebekelerinin kol gezdiği 1930'lar amerika'sında suç baronluğuna yükselme hikayesini anlatıyor. fazlasıyla esintileri olduğunu söylemek mümkün. ancak sadece noodles'ın hikayesini anlatmıyor leone; noodles'ın büyüdüğü çevreyi, "içki yasağı"ndan önceki ve sonraki amerika'yı, o dönemki orta ve üst sınıf yahudilerden oluşan amerikan halkını ve tabii ki bolca siyasi göndermeleri de işliyor. tarihi bir film olarak görülebilir çünkü filmde kullanılmış setlerden özgünlük akıyor. bir an kendimi tiyatro salonunda izlediğim bir filmdeki bir tiyatro sahnesinde buldum. evet, inception gibi oldu. buram buram gerçekçilik kokan setler, başarılı oyunculuklarla süslenince leone'ye pek iş düşmemiş bence.

    filmi 4'e bölüp dizi gibi 1'er saat halinde izleyenler de varmış. bu yöntemi önermiyorum zira filmin anlatımı doğrusal değil. bu yüzden, parçalara böldüğünüz filmde nerede kaldığınızı unutabileceğiniz gibi, olay örgüsünde anlatılmayan küçük ayrıntıların ne zaman araya girebileceğini de kaçırabilirsiniz. filmden zevk almanızı baltalayabilecek, büyük bir risk bu. "parçala, izle" yöntemi yerine, çayınızı, kahvenizi, abur cuburlarınızı yanınıza doldurup tuvalet arası hariç, aralıksız filmi izlemeye çalışmanız daha verimli olacaktır. filmin akışı ilk 1 buçuk saatten sonra gayet hızlanıyor. doğrusal olmayan anlatıma alışma dönemiyle birlikte, sıkıcılığı üzerinizden atabileceğiniz süre bu ilk 1 buçuk saat. sonrası lokum gibi gidiyor.

    1980 civarı ve öncesi hemen hemen hiçbir filmi izlemeyen, olabildiğince uzak duran benim gibi izleyiciler için tarihi film olarak da değerlendirilebileceğinizi yazmıştım. yakın amerikan tarihi'ne biraz ilgisi olan herkes güzel ayrıntılar bulup gözlerini parlatabilir filmi izlerken. özellikle "içki yasağı" dönemi ve "büyük buhran" sonrası orta ve alt sınıfın hayatlarını nasıl sürdürebildiklerine dair "illegal" yolların başarılı açıklamaları mevcut. leone'nin amacı her ne kadar bu illegalliklere parmak basmak olmasa da, dönem filmi olarak düşünüldüğünde, kendisinin hem doğru hem de gerçekçi bir iş yaptığını söyleyebilirim.

    filmle ilgili birkaç ekran görüntüsü almıştım. açıklayarak onları da koyayım aşağıya. spoiler yok bunlarda, korkmayın:

    - filmin en iyi esprisi: "biz sizi 49 dolar 50 cent'e gömebilirken, yaşamaya çalışmak niye ?"

    - freak show'a giriş : sanırım 1930'lar sonunda amerika'da "insanlı sirk"ler olarak türkçeleştirilebilecek, fiziksel farklılıklarından ötürü korkulan insanların gösteriler yaptığı bu yapılar fena halde çokmuş. filmde de bunlardan birinin girişi vardı, hemen ekran görüntüsünü aldım. bunun set olarak filme dahil edilmesi bir yana (konuyla düpedüz alakasız), bir de, bu sahnenin sadece 3-5 saniye sürdüğünu ve tekrarlanmadığını da hatırlatayım. yukarıda açıkladığım gibi, leone dönem filmi çekmenin ne anlama geldiğini biliyor gerçekten de. birçok yönetmen böyle ayrıntıları gösterip filmi uzatmak yerine, doğrudan doğruya senaryo anlatımına dalar. leone bu konuda özel bir yönetmen.

    - bebekler : bu sahne bana göre çok önemli çünkü 'e gönderme var burada. büyük usta ve 'in muazzam filminin sonlarına doğru kosmosla ilgili sahnelerde bu ekran görüntüsünü çağrıştıran, ışıklı ve tam anlamıyla etkili bir sahne vardı. once upon a time in america'nın bu sahnesinde de o kosmosa düştüm ben. sahne gene çok uzun sürmüyordu ama çekim açısı beni etkilemeye yetti.

    - filmin "carol"'u : 1 ve 2 . ilk sahne aldığında kendisini 'a benzetmemek için zor tuttum kendimi. filmdeki rolü artıkça, güzelliği de göz kamaştırıcı olmaya başladı benim için. sanırım döneminin en güzel aktrislerinden biriymiş. nasıl ki ile (ve komple 1960'larda) güzelliği ile büyülüyormuş, tuesday weld de -ismen tanınmasa da- '80'lerin en güzel aktrislerinden biriymiş. fonda ile birlikte '60'larda çektikleri filmler de var.

    - so long to (1 ve 2 ): amerika'daki "içki yasağı"'nın bitişine üzülenlerin (içki yasağı döneminde el altından alkol satışı çok büyük paralar getiriyormuş insanlara. böyle böyle fabrikatör olanlar bile olmuş. yasak kalktığı için üzülmeleri gayet normal) tabut şeklinde pasta yapıp yasağı uğurladıkları sahne. ilk ekran görüntüsünde daha net görülüyor: gerçek tabutmuş gibi, pastanın üzerine karanfil koyanlar var.

    - extended halinde bir sahnesi uzun uzun gösterilen, filmde kullanılan oyununun afiş i: filmin sanat yönetmeni ve sanatla ilgili kafa patlatmış fularlı ekibi gerçekten de müthiş. benim gibi "bu kadar eski film izlenir mi yaae?" kafasında olan boş insanlara bile etkileyici gelebilecek dekorlar kullanmışlar ya da yaratmışlar.

    filmin oyuncu kadrosu da, 4 saatin dolu dolu geçmesini sağlamaya yetiyor. afiş te de adı geçen 'nin filme hemen hemen hiçbir şekilde etkisi yok. sanırım leone 'nun tek başına filmi sürükleyemeyeceğini, filme seyirci çekemeyeceğini düşünmüş ama yanılmış. de niro ile birlikte oynadıkları sahneler muazzam olan "çirkin karizması"nın ne olduğunu cümle aleme göstermiş. "kötü çocuklar"ı tamamlayan ve filmin çekimlerinin bitimine yakın aşırı doz uyuşturucudan hayatını kaybeden senaryonun gerçekçiliğini tavan yaptırmış. "fat moe" de, de niro ile karşılıklı oynadıkları sahnelerde döktürmüş. tuesday weld'in "carol" rolü zaten filmin en iyilerinden. "fat moe"'nun kardeşi, oyunculuk hayaliyle burnu bir karış havada "deborah"'ı canlandıran gerçekte de pek yaşlananmamış (1961 doğumlu). "noodles"'ın orta yaşlılığında gönlünü kaptırdığı, duru güzelliği ve iyi mimik kullanımıyla "eve" karakterini adeta gerçeğe dönüştüren 'e, 2009'da teşhisi konulmuş. geçen yılın sonlarında da 64 yaşında hayatını kaybetmiş.

    biraz da kamera arkasından notlar yazayım istiyordum ama saat çok geç oldu, yarın işe kalkmam lazım. benim gibi '80'ler öncesi (ya da civarı) filmlerden pek hoşlamayan izleyicilere tavsiye ederim. de niro'nun oyunculuğunu da pek sevmeyen ben bütün yan karakterleri, dekorları ve senaryosuyla bu filmi sevdiysem, sizin de sevme ihtimaliniz hiç de az değildir. 4 saatlik süresi korkutmasın, su gibi akıyor. 18 yaş sınırına yakın seks sahneleri var ama çok da büyütülecek şeyler değil. ailecek bile izlenebileceğini düşünüyorum.

    afiş

    fragman
    #95316 lake of the hell | 7 yıl önce
    0film