1. oturulan bina büyüdükçe mesafesi artan ev sınır ortağı.

    Kendi başıma bir evde oturana kadar komşuluk ilişkileri ile ilgili yorum yapacak durumda değildim, çünkü ben çocukken komşular annemle babamın komşularıydı.

    Evlenip kendi evime çıkana kadar da çocuk kaldım.

    Evlendiğimde ilk taşındığım ev bir apartmandı. Karşı komşu olan yaşlı kadın ile kısmen bir iletişimimiz vardı; eşim ilk başlarda çalışmadığı için onun iletişimi daha fazla olmuştu.

    Sonraki taşındığımız ev, Eskişehir vişnelik semtinde ufak bir sokaktaki 4 katlı ufak bir aile apartmanı olmuştu. Yetişkin hayatım boyunca yaşadığım en güzel komşuluk ilişkileri ise o apartmanda ve o sokaktaydı. Binada oturduğumuz süre içerisinde çocukluğumdaki komşularla bizimkilerin ilişkisi gibi bir iletişimimiz oldu. Bir iki yıl içinde sadece bina içindeki komşular ile değil, karşı binalardaki komşular ile de tanıştık, kaynaştık.

    Sonrası şehir değişikliği, Ankara denen gri şehre gidiş. Biz taşınırken Eskişehirdeki komşularımızın yolluk yapıp verdiği ve arkamızdan su döktüğünü de söylemem lazım.

    Ankara. Sadece şehir değişikliği değil, komşuluk ilişkileri açısından da birden bire seksenli yıllardan ikibinli yıllara bir sıçrama olmuştu. Zamanda yolculuk.

    Daha farklı ve izole bir yaşam biçimiydi. Büyük siteler. Apartmanlardan oluşan koloniler. İlk yerleştiğimiz sitede uzun süre oturmadık, 6 ay içinde kendi evimize taşındık.

    Daha büyük ve güzel bir siteydi, fakat komşular uzaktı. Biz de uzaktık; sadece site büyüklüğü değil şehir büyüklüğü de etkiliyor olmalı. Trafik yoğunluğu, kalabalık, gri binalar... İnsanın kendine bile hal hatır sorma enerjisini bulamadığı yoğunluk.

    Karşı komşularımızın hakkını yemeyeyim, seksenli yıllardan kalan, izole, temiz kalabilmiş bir aileydi. diğerleri de iyi insanlardı, herkes iyi insandı ama uzaktık.

    Ardından eşimle yollarımızı ayırıp unvanına "eski" kelimesini ekledikten sonra 4 blokta 1200 tane 1+1 ve 1+0 evciğin olduğu, dar alanda kısa paslaşmaların yaşandığı, iş hanı ve otel arası tarza sahip evime taşındığımda komşuluk ilişkileri tamamen sıfırlandı.

    İletişim içinde olduğum komşularım ise alt kattaki tekel market ve geçen hafta işimin düştüğü emlakçılar. 1 - 2 ay önce yan kapı komşum olan ve miyavlamalarını duyduğum kedinin açık kalan kapıdan evime kaçıp beni ziyarete gelmesi ile kedinin insanı ile de tanışmışlığım oldu. 2 haftadır kediden ses yok; insanı ise zaten sessizdi, kedi kadar konuşkan değildi.

    Eskiden insanlardan kaçacak yer arardım, yaş ilerledikçe durum biraz değişiyor galiba. Şimdilerde birileri ile karşılaşıp selamlaşmak iyi geliyor, en azından kaçasım gelmiyor. Sessizliğim ömür boyu... Belki de değildir, yeteri kadar uzun yaşarsam Zamanla her şeye maydanoz olan konuşkan ihtiyarlardan olma ihtimalim var.

    Hatta...

    İçindeki herkesi, mehmet emminin torunlarına kadar tanıyabileceğim bir köye yerleşip şehirden kaçasım var. Öğle namazını müteakip köy kahvehanesinde adaçayı içesim (yoo adaçayı olmaz, tansiyona iyi gelmiyor, ıhlamur olsun), emmiler ile iki lak lak yapasım var. Ardından müsade isteyerek gittiğim evimde bahçe kapısını açtığımda tavuklarım kaçışsa, ve tabi ki komşularım olsa.

    ol(a)mayan köyümün yağmurlarında yıkasınlar beni. Komşularım yıkasın.
    #90830 Keltox | 7 yıl önce (  3 yıl önce)
    0yakınlık derecesi