1. şiiridir. isimli albümünde kendisi seslendirmiştir. muhakkak dinlemenizi tavsiye ederim.
    ilk aşkım diye anlatır sabiha'yı. "o benim ilk aşkım, ben onun sevgilisi." on altısındadır kaptan ve kendini hep büyümüş sanarmış o'nun yanında.
    "ne kadar esmer güzeliyse o kadar severdi beni." der. bazı şiirlerinde tekrar tekrar rastlarız sabiha'ya. ayrılışları basit bir taşınma yüzünden kaynaklanmış.
    sonra gelsin sessiz telefonlar...

    dinlemek için;
    www.youtube.com/...

    belki bu son gecemiz doktor sabiha'yla
    nasıl en uzaklarda çalınan eski plaklar
    ne kadar da kalabalık hanımelleri
    ve böcek çıtırtılarıyla alabildiğine genişleyen
    ne müthiş bir gece saygılı
    nasıl saklı bir ışımayla yorgun
    miyop göz bebekleri
    korkuların bir başka yerinden
    bir başka sabah olmaya başlayacaklar
    gözlük camlarında şimdiden
    kaynaşıp duran ışık çekirdekleri
    bir mavzer namlusu gibi ince
    bir mavzer namlusu kadar kesin
    ve yüzlerce bin
    bir türlü bitmiyoruz ki sabiha'yla
    mısralar çoğaltıp fikret'in öfkesinden
    bizi ve gecemizi zenginleştiren
    sonra bir benim bir onun dudaklarında
    jöntürk komitasından kim bilir kimin
    paris'ta söylediği sûz-i dilârâ türkü
    hürriyet gazetesi'ni elleriyle dizerken
    şafakta öfkeli kararların büyüttüğü
    üstelik sarmaşıkların altında
    tanburların iç titreşimleriyle gittikçe derinleşen
    tanburi cemil bey karanlığında
    kırbaç gibi bir mektubuyla girmedik mi geceye
    sadrazam mithad paşa'nın zat-ı şahaneye
    beşiktaş'taki eski bir konağın en osmanlı
    en sûz-i dilârâ saatında
    üstelik sarmaşıkların altında
    “...fevkalâde riayetim vardır
    zât-ı mülûkânelerine bendenizin
    ancak padişahım
    muzır olan en ufak hususta bile
    menafiine milletimizin
    itaât etmekte mâzurum size
    nizâm nedir bilir misiniz
    usûl-ü meşveretle idare olunan bir millette
    tafsile hacet yoktur padişahım
    mesele bendenize emniyette
    ricâl-i milletten emin olunuz
    dokuz gündür mâruzât-ı mukaddemeyi
    is'af etmemekte devam ediyorsunuz
    bina-yı devleti tâmire çalıştığımız bir sırada
    yıkmak istiyorsunuz diyebilirim siz
    padişahım âdeta eğer bu esbaba mebni
    beni serkârdan azlederseniz...”
    tamburi cemil bey'den ürkek beyaz ferâceler
    doktor sabiha'nın ve iç gerginliği
    bu arada gazel tarzında
    bir dersaadet ki ziya paşa'dan aruz vezninde
    telkari mimareler
    ve mahyalar ve mahyalar
    mefailü failün
    öylesine utansak gece sisleri ile yüklü
    öylesine küskün
    üst üste birkaç yüz beyazıt meydanı'ndan
    yine silah sesleri duyar gibiyiz uzak ve uzak
    sıkı yönetim tebliğlerinde bu kaçıncı gün
    yürüyün çocuklar siz bizi göremezsiniz
    çünki sizin gözleriniz bizim gözlerimiz
    çünki sesinizde deprem sesleri var
    bizim sesimizden
    sözün gelişi ben, keçecizade irfan
    mekteb-i tıbbiye'nin üçüncü sınıfından
    hürriyet kademcisi (burayı tam anlamadım)
    mühendishane-i berre-i hümâyûn'dan
    halil cebeli bereket, bendeniz
    topkapılı cevdet, ikinci mim-mim grubundan
    üç yüz otuz altı senesi
    teşr-i saniin yedisinde anadolu'ya iltihak eyledik
    üç dâr'ü-l muâllimin talebesi
    mekteb-i harbiye derseniz ben mustafa kemal-selanik
    yürüyün çocuklar
    siz bizi göremezsiniz
    büyük yumruklar gibi sıkılı
    içinizde bir yerinizdeyiz
    çünkü sesimizde deprem sesleri var
    sizin sesinizden
    çünkü sizin gözleriniz bizim gözlerimiz
    yürüyün çocuklar
    siz bizi göremezsiniz
    nasıl ki doktor sabiha şimdi hem
    büsbütün sultanahmet mitinginde
    hem sûz-i dilârâ bir beste içinde
    hem silah seslerine katılıyor
    böyle uzaktan uzağa
    bir mavzer namlusu gibi ince
    bir mevzer namlusu kadar kesin
    ve yüzlerce bin
    eminönü meydanında beyanname dağıtıyor
    kürt mustafa sephalarından inmiş adamlar
    boyunlarında ipleri öylece
    gece bir yerde zor
    önemli değil bir yerde güzelliğ hanımellerinin
    râ bıyıklı felâh-ı vatan zabitleri
    değil mi ki durduğu yerde duramıyor
    ve değil mi ki ellerinde silahlar
    ve silahlar ve ilahitün faillatün
    kıvılcımlar üreterek tuz parça dağılıyor sûz-i dilârâ üstüne sedef kakmalı udlar
    günlerce yine boğaziçi edebiyat-ı cedide bulutlar
    sarmış yine afakını yine bir dud-i muannid
    bir zulmet-i peyza ki peyapey mütezayid
    bir doktor sabiha ki
    çarpa çarpa açılan duvarların getirdiği
    kelepçe sıtmalarından dehşetli sararmış
    dehşetli dalgalanan
    en köpek karanlıkta en büyük sular gibi
    udların şeyhülislam titremeleriyle
    avuçlarında mısralar ve arap harfleri
    her uzvu girdi gird-i havayişle sarsılan bir neslin oğlusun
    bunu yad et zaman zaman
    asrın unutma barikalar asr-ı feyzidir
    her yıldırımda bir gece bir gölge devrilir
    bir ufk-i itilâ açılır yükselir hayat
    yükselmeyen düşer ya terakki ya inhitat
    nasıl mızrap uçlarıyla tel tel çizilir
    sultan reşat gecesine tir leylim terela
    servet-i fünun mecmuasından fildişi sahifeler
    damad-ı hazret-i şehriyârî enver paşa
    ve bâb-ı âli baskınında bindiği at
    ve paldır kültür fedaileriyle
    ve ilahirin ve ila..
    ne kadar çok sabiha
    tanzimat'tan beri udların şeyhülislam titremeleriyle
    silah seslerine yatkın
    tir leylim te re la
    dudaklarında mısralar ve arap harfleriyle
    bir devr-i şeâmet yine çiğnendi yeminler
    çiğnendi yazık
    milletin ümmid-i bülendi kanun diye topraklara sürtüldü
    cebinler kanun diye kanun diye kanun tepelendi
    katıldı şadırvanlar boyunca su şarkıları geceye
    üçüncü selim'den santurların biriktirdiği
    öksüz bakışlarıyla gezindikçe neyler
    çocuk ıslıkları gibi temiz, iyi
    hadi gelsin taif zindanları
    bismillah sürüldüğün çıplak cellatları ve yağlı kementleriyle
    duvarlarında ısralar ve arap harfleriyle
    mısralar müstefilün müstefilün
    silah okşamalarıyla yarınlara götürdüğün öyle müthiş bir gece ki omuzların sıra
    yankılanır tir leylim te re la kubbelerinden
    bindokuzyüzlere özgü revolver öksürükleri
    fikret kafiyeleri ile mısra mısra
    parıldadıkça çığlıklar ışıldaklar gibi
    simsiyah meydanların en dip çizgilerinden
    öğrenci kasketlerinin öldürüldükleri
    bir türlü bitmiyoruz ki ama doktor sabiha'yla
    bir yerde benim doksanbeş'e doğru yıldızlara yükselişim
    bir yerde o'nun tarih-i kadim gözlükleri
    karardıkça kararmış eski plaklar
    üçüncü selim'in sûz-i dilârâ bestesi
    hani bambaşka bir gökyüzü saltanatıyla
    tir leylim te rel a
    te re la
    #85073 Tukenmekte olan kisi | 7 yıl önce
    0şiir