la casa de papel, kağıt ev veya ingilizce isminin türkçeye çevirisi para vurgunu. etraftan duymaya başlayınca bir an önce izlemem gerek dedim; çünkü biraz daha popüler olsaydı sikseler izlemezdim. nedense popüler işlere karşı böyle bi garezim var. ilk sezonu 13 bölüm olarak netflix'te, 6 bölümlük ikinci sezonu torrent diyarlarında bulunabilir. sanırım 2. sezonu ispanyol bi kanal yayınlamış, o sebepten böyle.
dizi hızlı bi giriş yapıp daha da hızlı devam ediyo. breaking bad severlerin çabuk bağlanabileceği bi hikaye anlatış tarzı var. yalnız o kadar başarılı bi senaryo örneği değil. hızlı devam etmeyi acelecilik olarak da algılayabiliriz ki bence bu sebepten boka sarmaya başlıyo.
karakterlerin geri plan hikayelerini flashback olarak değil de sözlü olarak anlatmaları iyi gibi görünse de duygusal olarak karakterlere yakınlaşmayı engelliyo. görsel bi sanat icra etmeye çalışıyosun zaten, siktir git kitap yaz o zaman bize bunları göstermeden anlatacaksan. burda biraz da tembellik yapıldığını düşünüyorum.
izleyici hemen idrak edemese de alttan alttan asıl rahatsız eden unsur ise karakterlerin inanç sıçramaları. çok çabuk fikir değiştirip bunu kararlılıkla uygulayan insanlar var ve bunlar o karakterlerin o ana kadar yaptıklarıyla çelişiyo genelde. hatta bundan da çok rahatsız eden şey: sonraki kısımlarda çatışma yaratmak amacıyla göz göre göre mantıksız olanı yapan karakterler. breaking bad yeri geliyo birkaç bölüm boyunca sonraki bölümlerde oluşacak çatışmaların temelini atıyodu ki hikayede boşluk kalmasın. böyle fevri denebilecek müdahalelerle çok daha başarılı olabilecek bi senaryoya tecavüz edilmiş.
neyse spoiler vermeden bu kadar anlatabilirim. spoiler kısmına da girip çok daha uzun bi yazı yazmak isterdim ama üşengeçliğim üstümde. soğuktan ellam. bok attığıma da bakmayın ilk sezonu yer yer kumandayı fırlatma isteği getirse de su gibi akıp gidiyo. bi de son olarak: tokyo'ya bir, nairobi'ye iki. bunlar adama karıyı boşatır.