kimseyi, hiçbir cenahı karalama politikası gütmüyorum, sadece başımdan/yakınlarımın başından geçen 3 olayı anlatacağım.
geçen sene bu sıralar instagram'dan bir takip isteği aldım. tanımadığım biriydi, normalde tanımadığım kimseyle iletişime geçmem sosyal medyada ancak, profil fotoğrafında çok güzel bir kadın resmi vardı, dupduru bir yüzü vardı ve profili de açıktı zaten, baktım kimdir nedir necidir, sonra kabul ettim. kız bizim okulda ilahiyat fakültesinde okuyordu. ben kabul ettikten birkaç dakika sonra mesaj attı, merhaba vs. 15 dakika içerisinde iş buluşma faslına geldi. sözleştik, aynı gün içerisinde buluştuk. normal biri olarak duruyordu ve normal bir tanışma geçti. son buluşmamız da olmadı. bir hafta sonra bu arkadaş bana, "bak soslu, benim yaşım 24, kadınım ve bazı arzularım oluyor illa ki, bunları bastırmaktan yoruldum, ben görüştüğüm erkekle bir şeyler yaşamak isterim, bunu yapmam için de o kişinin benim eşim olması gerekir, aksi halde dini inanışım ve vecibeler gereği doğru olmaz. bu yüzden benle ciddi düşünüyorsan görüşelim." dedi, ne gibi bir ciddiyet diye sorduğumda -haliyle, tanışmamızın ilk haftası daha amk- "bu yaz nişan, önümüzdeki yaz düğün, sonra da çocuk" diye cevapladı. tabi canım vs. deyip geçiştirip istediğini ona verip "istediğimi" de alabilme imkanına sahipken, henüz böyle bir planım olmadığı gerekçesini öne sürerek ilişkimi kopardım. ta ki, geçen ekim ayına kadar. ekim ayının bir cumartesi günü bana tekrar yazdı ve görüşme talebinde bulundu, görüştük. flört aşamasına geldik. el ele tutuşmalar, sarılmalar, samimiyet göstergesi "bazı" davranışlar... velhasıl, bu arkadaş dişiliğini öne çıkararak konuyu yine evliliğe getirmeye çalıştı ve "düşüncelerin hala aynı mı?" diye sordu, zaman istedim kendisinden ve ben henüz bir başkasına aşıkken böyle bir şeyin etik olup olmadığını kendi içimde muhakeme etmeye başladım. o sıralar en yakın arkadaşlarımdan biri beni "x ile takıl olm, nereye kadar gidebiliyorsan git, boşver, haysiyet takınma, dünyanın dürüstü sen misin amk" diye gaza getirmeye çalıştı ancak o kişinin hassasiyetleriyle oynayamazdım, öyle düşündüm ve yine kararımı bildirdim o arkadaşa, sonuç yine ayrılık oldu tabi. bugün, 2. olayın üzerinden 4-5 ay sonra bu şehirdeki o en yakın arkadaşımdan öğrendiğim kadarıyla, bu kız arkadaş, benle görüştüğü sırada bir başkasıyla instagram üzerinden tanışıp onu başka bir şehirden buraya davet etmiş ve görüşmüşler vs. bu olayı, o çocuğun, benim arkadaşımın ev arkadaşlarından birinin arkadaşı olması hasebiyle öğrendiğini öğrendim. çocuk da bana bunu o sıra söyleyememiş ve ima yollu, "takı işte, gidebildiğin kadar git ileri" demekte bulmuş çareyi. çocuk nasıl biriydi dedim, sarışın vs diye tarifledi. oysa ben bu kızı ocak ayında kampüste esmer bir erkekle kol kola görmüştüm ve gülüp geçmiştim, yoluma devam etmiştim. yani bugün öğrendiğim olayı da bunla üst üste koyunca, kızın koluna taktığı erkeğin haddi hesabı yok. beni ilgilendirmez tabi, herkesin hayatına kimse karışamaz ama görülüyor ki, hakikaten "arzuların bastırılması" biraz zor oluyormuş...
sınıftan bir başka arkadaşımın başından geçen olayı da fazla uzatmadan anlatacağım. geçen dönem bizim arkadaş elinde ders kitaplarından biri ile dolmuşa binmiş ve o sırada kendisini beğenen bir ilahiyatlı kız arkadaş, bu arkadaşımı kitaptan yola çıkarak bölümünü ve sınıfını tayin edip bizim bölümden bir arkadaşına sordurup bulmuş ve instagram'dan ekleyip tanışma talebinde bulunmuş. kız, çocuğa saçı açık fotolarını falan atıyor (normalde türbanlı bu bacımız) ve konuyu sürekli cinsellik temalı muhabbetlere sürüklemeye çalışıyormuş. bizim arkadaş ise geçen sene kendisini terk eden eski kız arkadaşını unutamamanın verdiği buhranla boğuşmaktan bu kızla bir ilişki düşünmüyor ve bu kıza bunu defalarca beyan ediyor ancak kız sürekli bizimkini kazanmaya çalışıyor ve sınırları zorluyor. kulak arkası duyduğum kadarıyla da dişiliğini kullanmaya çalışıyor.
3. vaka ise çok daha dikkat çekici. avm'de bir giyim mağazasında çalışan arkadaşımın başına gelen olay şöyle: sevgilisi(ne)yle mezuniyet için takım elbise almaya gelen türbanlı bir kadın, yaka kartından bizim arkadaşın adını aklında tutuyor ve ertesi gün instagram'dan kendisini takip ediyor. takibe takip diyen arkadaşın dm'sine bir mesaj düşüyor ve bizim arkadaşla konuşuyorlar, kız kendini tanıtıyor ve avm'deki mağazaya kız akşama doğru (bizimkinin şiftinin bittiği saate doğru) bu sefer yalnız geliyor ve ordan bizim arkadaşla yemek yiyip biraz sohbet muhabbet derken arkadaşın evine geçiyorlar ve olaylar gelişiyor. tahmin edin bakalım o kız arkadaş ne okuyor? ilahiyat.
*
demem o ki, dışardan bakınca mutaassıp, dindar, muhafazakar artık ne diye nitelendirirseniz, o tarz görünen bu insanlar, üstelik din ve islamiyet konusunda yetkin bilgi birikime sahip olacak, kendi deyimleriyle örnek olacak (olması gereken) insanlar, kendi inanışlarının emirlerini tarumar etmekten asla imtina etmiyorlar. oysa, bu insanlar sevgilileriyle dışarda el ele gezen, birbirine sarılan, belki öpüşen bir çift gördükleri zaman bu tarz davranışları tasvip etmeyen cenahın sahip çıktığı, kadın dediğin böyle olmalı diyen güruhun mensubiyetini en azından zımnen kabul eden tipte insanlar. fakat görülüyor ki, bu insanlar son derece bastırılmış bir cinsel açlığın içinde boğuşuyorlar. veya açlıklarını bir şekilde telafi edebiliyorlar. bize de "hani marjinal bizdik?" diye bu olayları izlemek, duymak düşüyor.
son olarak, kimseyi giyinişi, söylemleri ve dışardan görünüşüne göre şucu-bucu, böyledir-şöyledir diye kategorize etmemek ve türbanın, tesettürün güya perdelediği insan doğasının en doğal dürtüsü olan cinselliğin bastırılabilecek bir şey olduğuna, taassubun merkezi sayılacak ve güya mütedeyyin insanlarla dolu şu şehirde dahi kani olmamak gerektiğini düşünüyorum.
dipnot: burdan o en yakın arkadaşıma seslenmek istiyorum. böyle bir durumun varlığını öğrendiğinde bana ima yollu "götür" diyene kadar olayı izah etseydin her şey çok farklı olurdu ve vicdan muhasebemi bir kenara bırakıp işi sonuna kadar götürebilirdim, seni kınıyorum dostum, seni kınıyorum.*