Adapazarı çık aradan

  1. 2
    manyetolu telefon zamanlarındaki teknolojinin getirdiği yan etkilerden biri.

    Öncelikle, eski telefonlar nasıl çalışırdı ondan başlayalım. Telefonun bir ahizesi var. Ahizenin içerisinde de Ağza yakın olan yerde bir mikrofon, kulağın olduğu yerde bir hoparlör var.

    Aynısından karşı tarafta da var. Şimdi gözünüzün önüne bir tespih getirin. 4 boncuk hariç hepsini yok edin. iki boncuk bir uçta, iki boncuk diğer uçta kalsın. Burada taraflarda kalan boncuklar mikrofon ve hoparlör. Tespihin iki ucu arasında da, aslında aynı ip olan ama halka şeklinde bir bağlantı nedeniyle iki tane ip gibi görünen ip var. Bu da bizim telefon hattımız.

    Taraflardan herhangi biri mikrofon ile konuştuğunda, bu mikrofona gelen ses, her iki taraftaki hoparlörden de duyulur. Günümüz telefonlarında çok farklı bir teknoloji kullanılsa da, kendi sesini duyuyor olmak o günlerden gelen bir alışkanlığın devamıdır. O zamanlarda Telefonla konuşurken kendi kulaklığımızdan kendi sesimizi duymazsak hattın kesildiğini anlardık. Öyle ya, tespihin ipi koptuysa kendi sesim de bana gelmez; öyleyse karşı taraf da beni duymuyor demektir. Neyse, konuyu çok dağıtmayalım.

    Çok güzel; karşı taraf ile nasıl bir bağlantı kurduğumuzu anladık. Benim yanımdan karşı tarafa kadar ulaşan bir çift kablo var. Bu kablo da telefon santraline kadar gidiyor. Santralin yaptığı da, benim telefonumdan gelen kabloyu, başka telefondan gelen kabloya bağlamak.

    Şehir santrallerini, örümcek ağının merkezi gibi düşünebilirsiniz. Şehirdeki tüm hatlardan santrale gelen kablolar var ve bu sayede şehir içi görüşme yapılabiliyor.

    Peki, başka şehir ile nasıl görüşeceğiz? Bende var bir örümcek ağı, orada da var bir örümcek ağı. İki ağın merkezini birbirine bağlayan bir kablo daha çekeriz olur biter.

    Olur tamam ama, şöyle bir sıkıntı var. İki kablo çektiğimde sadece iki kişi görüşebilir. Yani koskoca Ankara ve İstanbul arası iki kablo çekmiş olsam; aynı anda sadece iki şehir arasında iki kişi birbiri ile konuşabilir. Fakat ihtiyaç çok daha fazla.

    Öyleyse yan yana başka kablolar da çekerim. Kaç kablo çkersem, aynı anda o kadar kişiyi görüştürecek kadar kapasite sağlamış olurum. Allahtan buradan bir güzellik var; 10 kişiyi görüştürmek için 10x2 = 20 tel içeren kablo çekmeme gerek yok. 11 tel içeren kablo çekip; bir tanesini ortak kablo yapabiliyorum.

    İki şehir arası aynı anda kaç kişi görüşür? 100 kişi? Öyleyse 101 telli kablo çekerim.

    Öyle olurdu. Kol kalınlığında kablolar çekilirdi. Bu kablonun içerisinde ise daha minik kablolar olurdu.

    Fakat her şeyin bir ömrü var. Minik kabloların üzerindeki koruyucuda çatlaklar oluşur (ana kablo ezilir, kemirgen kemirir vs.) ve bazı kablolar birbirine temas ederdi ve 'o an' gelirdi. Adananın lafa karşıtığı, adapazarının araya girdiği, çorumun atar yaptığı, bileciğin atara gider yaptığı an.

    Telekonferans sisteminin mucidi belki de bir fareydi ve bu haşere insanlara veba yerine beklenmedik telekonferanslar hediye etmişti.

    Kabloların kesişmesi, çaprazlanması ile oluşan bu sıkıntılı duruma melanj denir. Fransız dilinde 'karışma' anlamına gelir.


    Peki günümüzde neden olmuyor? Ya da bir ara tamamen kesilmişti ama günümüzde de çok nadiren oluyor gibi.

    Çünkü teknoloji önce modülasyon denen işlemi keşfetti. Yani bizim sesimizi oluşturan dalgayı, çok yüksek frekanslı başka dalgaların üzerine bindirmeyi ve karşı tarafta sesimizi taşıyan dalgayı ayıklayıp orijinal sesi yeniden elde etmeyi buldu. Bu sayede bir çift tel üzerinden farklı frekanslara bindirme yaparak yüzlerce, binlerce telefon görüşmesini aynı anda yapmak mümkün oldu.

    Sonra ses kalitesini arttırmak için analog sistemi bırakıp dijital sisteme geçiş yaptı ve bir farklı bakış açısı daha getirdi. Karşı tarafa sesimizi biraz daha geç iletme karşılığında, sesimizi minik ses dosyası parçacıkları haline getirip karşı tarafa iletti. Bunu yapaken de saniyenin yüzde birlik kısmında benim sesimi iletirken, kalan kısmında başka ses dosyalarını iletmeye başladı. Buna da TDM (Time division multiplexing / zaman bölmeli çoğullama) deniyor.

    TDM de yan etkilere sahip. Sesimizi biraz daha geç iletme pahasına demiştim; bazen telefon ile görüşürken karşı tarafın sorduğumuz soruya yarım saniye kadar geç cevap veriyor olması mallığından değil, bizi gecikmeli olarak duyduğu içindir. Bazen her iki tarafın saat senkronizasyonu bozulur, başka bir sıkıntı olur; metalik bir ses duyulur ya da kendi sesimizin yankısını karşı taraftan duyarız. Başka birinin telon görüşmesini duyma ihtimalimiz artık yok denecek kadar az ama kendi sesimizi gecikmeli olarak duyabiliriz.

    İçinde kömür tozu bulunan mikrofonlardan, telefon görüşmelerinin uydu üzerinden aktarıldığı günlere; elektrik ileten kablo yerine ışık ileten kablo kullanılan günlere ne ara geldik inanın onu bilmiyor ve şaşkınlık ile izliyorum.

    Düzenleme: sevgili okuryazamaz'ın eklediği yorumdaki bağlantı kesinlikle girdiye dahil edilmeli. Evet böyle günlerdi:

    www.youtube.com/...
    #77854 Keltox | 4 ay önce - düzeltme: 4 ay önce
     
  2. tümünü göster