altmış küsür yaşına geldiği halde hala atlamıyor babam böyle özel günleri. anneler günü, doğum günleri, sevgililer günü ve bilimum belirli gün kendinden sorulur. hediye almaktan sonsuz keyif alır ve mutlaka ufak bir kutlama yapar böyle zamanlarda. özel günler dışında da ufak sürprizler yapmayı seviyor, garip adam. deliye her gün bayram zaten...
az önce telefon etti, birazdan kapıyı çalacağını, benim değil mutlaka annemin gidip açması gerektiğini söyledi, sorgulamadım, peki dedim. ardından kocaman bir buket çiçekle kapıda belirdi. annemin gözler dolu dolu, sarıldılar, koklaştılar. buketin içinden bir gül seçip bana uzattı babam. "sevdiğin uzakta olabilir ama bugün gülümsemen lazım" dedi... gülümsüyorum ben de manasızca. bir güle bakıyorum bir de karşımdaki sevgi pıtırcıklarına...
kapitalizmin oyunuymuş... gerçekten umrumda değil, birbirini böylesine seven iki insan görmek yetiyor bana.
sevin, sevişin, bir güne değil bütün zamana yayın sevginizi. olur ya, altmış küsür yaşına geldiğinizde de sizin çocuklarınız yazsın birbirine sevgiyle bakan gözlerinizi...