1. 1
    nazım hikmet'in memleketimden insan manzaraları kitabında yer alan üçüncü kitabın isimsiz ilk şiiridir. "memleketimden insan manzaraları" kitabı ırmak şiir olarak yazıldığı için şiirler genellikle bölümlerle bile birbirinden ayrılmamıştır. konunun başı ve sonu neyse o şiirin nerede başlayıp nerede bittiğini okuyucu kendisi oradan bilir. şiirin adı yoktu ama şiir, "mustafa ile nigar'ın hikayesi"ni anlatıyor, şiire o yüzden "mustafa ile nigar" ismini yazdım.


    toprak göz alabildiğine
    dümdüz
    çırılçıplak
    ve kırmızı biber gibi acı.
    batıda bir tek, uzun
    kavak ağacı.

    bozkırda hâlâ dolaşıyorsa da
    kokusu sararmış kekiklerin
    gökçiçekler çoktan kurumuştu
    ve gevenotları safi dikendiler.

    başköy'le bakırlı'nın arası
    sekiz saat çeker.

    nigâr sabah ezanından beri
    kaçıyordu kocasının köyünden
    hovardasıyla.
    terlemiş memeleri.

    vakit öğleye yakın.
    isındı bıyamotları.
    toprakta uğultu.
    bozkırda cırlayak böcekleri ve çekirgeler
    söylüyor en umutsuzunu şarkıların.
    altı aylık bebesi kucağında nigâr'ın

    bozkırın üstünde bulutlar bembeyaz, üst üste ve ağırdı,
    belli belirsiz kımıldanıyordular.
    durdu nigâr.
    on adım önden giden
    mustafa'yı çağırdı.

    mustafa yıkmış kasketini ensesine,
    bakıyor bulutların arasından geçen bir çaylağa.
    yırtıcı mahluk
    germiş kanatlarını,
    sessiz sedasız,
    kâattan resim gibi,
    bulutların arasından akıyor.

    bulutlarda bir avlanmaz kuş olmak...

    kuyunun başındaydı kavak.

    nigâr oturdu kuyunun taşına.
    peştemalının altında karnı
    haindi ve yumuşak.

    bebek çıkardı kundaktan yumruklarını.
    kundakta düğmeler dikili
    iki sıra
    on ikişerden yirmi dört.
    bir tanesi cam.
    eğilse üstüne
    içinde kendini bir elma kurdu kadar görür adam.

    vakit ikindiye yakın.
    çekirgeler ve cırlayak böcekleri
    bozkırda hâlâ bitirmediler
    şarkılarını.

    bir tilki geçti yolun alt ucundan
    ve çovanların ardında kaybolmadan önce
    dönüp baktı kuyunun taşında oturanlara.

    bebek ağır geliyordu nigâr'a.
    kocasının dölü.
    ve mustafa diyordu ki:
    «- köyde ölen çocuğun
    hesabı mı var?
    ölü sayılmaz
    altı aylık ölü.»

    çaylak yırtıcıdır.
    tilki kurnaz.
    kuyu derin.
    bozkır uçsuz bucaksız
    ve kırmızı biber gibi acı.

    devrildi cam düğmenin içinde
    bir küçücük
    kavak ağacı.
    nigâr'ın kucağından
    bebek düştü kuyuya.
    yolcu yolunda gerek
    bebek rahat uyuya...

    rahatlığında yalnız kalmadı bebek.
    mustafa ile nigâr
    mapusanede
    aynı rahatlıkla uyuyordular.
    #7243 ma icari | 3 yıl önce (  3 hafta önce)