1. dün büyüdüğüm semtten kopamadığımı, kopamayacağımı anladım.
    berbat bir yerde geçti çocukluğum. o hep hakkında polis giremiyormuş diye söylentiler olan semtlerdendi. polis giriyordu aslında, ama girmiyordu. bıkmışlardı, çekiniyorlardı belki de. hep her şey bittikten sonra gelirlerdi. kendi haline bırakılmış bir yerdi.

    Bütün çocukluğum kavgayla, dövüşle ve illegal olaylara şahit olarak geçti. adaleti bile mahalle abileri sağlardı. kavga mı ettin, ayırırlar ve kavga ettiniz diye ikinizi de döver yollarlardı. fakat mahalle kültürü, bütünlüğü ve sadakati çok fazlaydı. o mahallenin çocuğuysan, ailedendin.

    14 yaşında babamın emekli ikramiyesiyle yeni ev alabilmesiyle kurtulmuştuk. daha nezih bir semte geçmiştik. mahalleden bir süre haberleştim herkesle. koca yerden üniversite, hatta lise okuyan 3 5 kişi çıkmıştık.

    10 yıldır yanından bile geçmiyordum semtin. herkesi unutmuş, herkes tarafından unutulmuştum. kimseyle iletişimim de yoktu.
    alakam kalmamıştı hiç.

    bu süreçte çok sakin, seviyeli bir hayat yaşadım. akademik hayatım çok iyi, konuşması diksiyonu düzgün bir birey oldum.
    en son ne zaman kavga ettim, bir olaya karıştım hatırlamam bile. gayet tatlı yaşıyorum.

    ananem hala oradadır ama. onu da anne evinde karşılaşmazsak görmezdim hiç. aklıms geldi dün. hazır dedim şehre gelmişken ananemi de göreyim. yaşlandı artık, pişman olmayayım sonra ölürse falan. annem de telefonda demişti hem, seni sayıklıyor diye.

    gittim dün akşam. içtim çayını, lafladık saatlerce. çıktım sonra, otobüs durağı mahalle çıkışındaydı. yürüyordum. yürürken sağa sola bakıyor anılar canlandırıyordum. şu köşede top oynardık, bu köşede annemden dayak yerdim falan diye. evler hala aynı gecekondu şeklindeydi. hala sokaklar dar, esnaf aynıydı. hala tehlike kokuyor, sokak lambaları yanmıyordu adam akıllı.
    sağda solda takılan gençler hala teşko giyiniyor, şahinlerle dolanıyor ve ot kokuyordu etraf yer yer.

    yürürken yanlarından geçtiğim genç tayfaya göz ucuyla bakıyor, çoğunun adını bilmiyor fakat tanıyordum. selam vermedim hiç nasılsa tanımazlar diye. alakam da yoktu zaten.
    fakat bir şeyler ters gidiyordu. ya da değişmişti. çünkü bu kadar sorunsuz yürümem ilginçti, mutlaka birileri salça olmalıydı. öyleydi çünkü. saçma ama ghettolarda böyledir, elbet önünüze geçip sıkıntı veren olur. hiçbir şey olmasa, sigara isteme bahanesiyle tartılırdınız ne ayak olduğunuz konusunda. değişmiştir belki dedim, kaç yıl oldu.

    durağa yakın korktuğum başıma geldi. 2 eleman yanan sigarayı ayağıma doğru fırlattı. düzeni biliyordum, görmezden gelip ilerlersen, gelirlerdi peşinden. tartışmadan uzaklaşmak mümkün değil.
    döndüm, kardeş dedim, ayağıma geldi, az dikkat edin.
    sanane lan falan diye parladılar birden. baktım kimse yoktu etrafta. sokak da dar.

    o an bişey oldu bana. sanki yıllardır içimde hapsettiğim bişeyler zıpladı. özüm çıktı gibi hissettim. ilk yumruğu ben atmıştım. hem de öyle öfkeliydim ki, sanki kanıtlamaya çalışıyordum oradan olduğumu, saygısızlık etmişler gibi hissettim saçma bir şekilde. ve bu hiç ben değildim.

    6 dakika kadar boğuştuk, birini sağlam gömmüştüm. fakat yüzümde kanayan yerler vardı anlayabiliyordum. diğeri hala saldırıyordu.
    daha sonra bir anda nereden geldiğini anlayamadığım 4 kişi belirdi. o yüzleri tanıdık gelen fakat isimlerini çıkaramadığım elemanlardı.
    elemanlara öyle bir girdiler ki, benim durun yapmayın diyesim geldi.

    aldılar beni sonra, kahveye indik. nerlerdesin lan sen muhabbetleri yaptılar. elemanlar mahalleden değilmiş kapıştığım. ama kavga konuşulmadı bile, çok normaldi onlar için. çay ısmarladılar. inanmazsınız kahvede 20 kişi gelip selam verdi, hal hatır sordu. benim bile varlığını unuttuğum kuzenlerime selam söylediler.
    aynı dili konuşmuyorduk, ama aynı mahallenin çocuklarıydık. hepsi de top oynadığımız günlerdeki samimiyettelerdi.
    sonra komşu çocuklarını uyandıran egzos sesiyle, modifiye bir arabayla durağa bıraktılar.

    o an anladım. hala oranın çocuğuydum. hem kendi içimde vardı, hem hayatımdan çıkaramadığım insanlar hala vardı.
    o yüzden unutmamak gerekmiş özünü, zaten unutulmuyormuş.
    #72339 the crow | 7 yıl önce
    0anket