1. 'ın felsefi kitabıdır.

    el mustafa adlı "ermiş" 12 yıl boyunca yaşadığı orphalese kentinden doğduğu kente gitmek üzere kullanacağı gemiye binmeden önce orphales halkına çeşitli konularda görüşlerini aktarır. orphalese halkı el mustafa'dan bazı konulardan bahsetmesini ister ve istedikleri konuyu dile getirirler. el mustafa da halkın istediği konularda görüşlerini ifade eder. örneğin; çocuklara dair, sevinç ve kedere dair, aşka dair, evliliğe dair gibi...

    kitap muazzam aforizmalar ve metaforlar içerir. birkaç örnek vermek gerekirse;

    - kendinden başka bir şey vermez aşk ve kendinden başkasından almaz. ne sahip olur aşk ne de sahip olunmak ister. çünkü aşk aşka yeter. (aşka dair)

    - sizler yaysınız, çocuklarınız da bu yaydan fırlatılan oklar. okçu sonsuza giden yoldaki hedefi görür ve okları tez gitsin, ırak gitsin diye gerer sizi var gücüyle. okçunun elinde gerilmek mutluluk versin size; çünkü "o" sağlam yayı da sever, uçan oku sevdiği kadar. (çocuklara dair)

    - kederli olduğunuz zaman yine yüreğinize bakın göreceksiniz, aslında, bir zamanlar neşe kaynağınız olan için ağlamaktasınız. (sevinç ve kedere dair)

    - ahlakı sadece güzel kıyafeti olarak taşıyan, çıplak dolaşsa daha iyidir. ne rüzgar ne de güneş delebilir çıplak tenini. (dine dair)


    -- spoiler --


    - kim çile ve yalnızlığı geride bırakabilir ki içi sızlamadan? (geminin gelişi)

    - sevgi kendi derinliğini bilmez ayrılık vakti gelip çatana kadar. (geminin gelişi)

    - birbirinizin tasını doldurun ama aynı tastan içmeyin. birbirinize ekmeğinizden verin ama aynı somundan yemeyin. şarkı söyleyip dans edin birlikte, eğlenin ama yalnız başınıza olun ikiniz de. (evliliğe dair)

    - istenince vermek iyidir, fakat istenmeden, ihtiyacı anlayıp da vermek daha iyidir; eli açık olanlar için, alacak olanı aramak vermekten daha büyük bir sevinçtir. (vermeye dair)

    - hayatı çalışmak yoluyla sevmek hayatın en derin sırrına ermek demektir. fakat eğer ıstırap çekerken, doğduğunuz güne lanet edip bedeninizin yükünü taşımayı alnınızın kara yazısı sayıyorsanız, o zaman size cavabım şudur: yazılanı silecek olan sadece alın teridir. (çalışmaya dair)

    - keder varlığınızda ne kadar derin bir oyuk açarsa, taşıyabileceğiniz sevinç o kadar fazla olur... sevinç ve keder birlikte gelir; biri sofranızda sizinle otururken, unutmayın, diğeri yatağınızda uyumaktadır. (sevinç ve kedere dair)

    - evliyalar ve adil kişiler nasıl her birinizin içindeki en yüksekten daha yukarı çıkamazlarsa, kötüler ve zayıflar da, yine sizlerin içindeki o en alçak noktadan aşağıya inemezler... eğer varsa aranızda sadakatsiz kadını yargılayacak olan, kocasının yüreğini de tartsın terazide ve ruhunu ölçülerle vursun ölçüye. inciteni kınayacak olan varsa, incinenin de ruhuna baksın. eğer aranızda doğruluk adına cezalandıracak ve kötü ağaca baltayı vuracak olan varsa, köklerine baksın ağacın. gerçekte iyi ile kötünün, meyve veren ile vermeyenin köklerini sarmaş dolaş görecektir toğrağın sessiz bağrında. (suç ve cezaya dair)

    - yasa koymaktan haz alıyorsunuz. ama onları çiğnemekten aldığınız haz daha fazla.... orphalese halkı, davulun sesini boğabilir, lirin tellerini gevşetebilirsiniz ama tarlakuşuna şakımamasını kim buyurabilir? ( yasalara dair)

    - aranızda en özgür olanların tapınağın korusunda ve kalemin gölgesinde özgürlüklerini birer boyunduruk ve kelepçe gibi taşıdığını gördüm. yüreğim kanadı; çünkü özgürlük peşinde koşma arzusu bile sizin için bir dizgin halini aldığında ve özgürlükten bir amaç, gerçekleşmiş bir şey olarak söz etmeyi bıraktığınızda özgür olabilirsiniz ancak. (özgürlüğe dair)

    - tek başına hükmeden akıl, kısıtlayıcı bir güçtür; başıboş bırakılmış tutku ise, kendisini yok edene kadar yanan alevdir... yargılama yeteneğinizi ve arzularınızı, evinize gelmiş sevilen iki konuk saymanızı isterim. bir konuğa diğerinden fazla ihtimam göstermezsiniz kuşkusuz; çünkü birine daha fazla önem veren ikisinin de sevgisini ve güvenini yitirir. ( akıl ve tutkuya dair)

    - dostunuz fikrini söylerken aklınızdan geçen "hayır"dan korkmaz, "evet"i de kendinize saklamazsınız. o sustuğu zaman da yüreğiniz onun yüreğini dinlemekten geri durmaz... siz de en iyi yanlarınızı dostunuza ayırın. eğer moralinizin bozuk olduğunu bilmesi gerekliyse dostunuzun, bırakın yüksek olduğunu da bilsin. dostunuz ne içindir ki onu zaman öldürmek için arayasınız? onu hep yaşanası zamanlarla arayın. çünkü o sizin ihtiyacınızı karşılamak için vardır, boşluğunuzu doldurmak için değil. (dostluğa dair)

    - dün, bugünün anısından ve yarın, bugünün düşünden başka bir şey değildir. (zamana dair)

    - içinizdeki iyiden söz edebilirim, ama kötüden söz edemem. çünkü kötü, kendi açlığının ve susuzluğunun ıstırabıyla kıvranan iyiden başka nedir ki? gerçekte iyi acıktığında en karanlık mağaralarda bile yiyecek arar, susadığında ise bataklıktan bile su içer... amacınıza doğru sağlam ve cesur adımlarla yürürken iyisinizdir. ama bu yolda topalladınız diye kötü olmazsınız. topallayanlar bile geriye doğru gitmezler... çünkü gerçekten iyi olanlar çıplak olana "giysin nerede?", evsiz olana "evine ne oldu?" diye sormaz. (iyiye ve kötüye dair)

    - gençlerinizden bazıları sanki o her şeymiş gibi haz peşinde koşuyor; yargılanıp, azarlanıyorlar. ben yargılamazdım onları, azarlamazdım da. arasınlar derdim. çünkü hazzı bulacaklar; ama bir tek haz olmayacak buldukları... şimdi gönlünüzden geçirdiğiniz soru şu: "hazda iyi olanı iyi olmayandan nasıl ayıracağız?" gidin tarlalarınıza ve bahçelerinize bakın, arının hazzının çiçekten bal almak olduğunu göreceksiniz; ama çiçeğin de hazzı arıya balını vermektir. çünkü arı için çiçek bir yaşan kaynağı, çiçek için de arı bir aşk habercisidir, hem arı hem de çiçek, her ikisi için de hazzın verilişi ve alınışı bir ihtiyaç, bir vecit halidir. (hazza dair)


    - sizi en çok bunun için kutsuyorum: çok şey veriyorsunuz ama bir şey verdiğinizin farkında değilsiniz. gerçekten de aynada kendini seyreden sevecenlik taşa döner ve kendine methiyeler düzen iyi bir edim, felaketlere gebedir. (veda)



    -- spoiler --

    #71536 blackmamba | 7 yıl önce (  6 yıl önce)
    0kitap