öğrenciyken babam o döneme göre hiç de fena bir miktar yollamıyordu bana geçinmem için. hatta yaşıtlarım gibi yurtlarda ya da ev arkadaşlarıyla değil, tek başıma bir ev tutmuş yaşıyordum.
güzel bir arkadaş ortamımız vardı. neredeyse her gün takılıyor, içiyor, dağıtıyor fakat hepimiz sorumluluklarımızı yerine getiriyorduk. sabahlara kadar kafamızı kurtarıp, 3 saatlik uykuya rağmen 6 saat dersin hiçbirini kaçırmıyorduk. böylece kimse vicdan yapmıyor, herkes kafası rahat bir şekilde eğleniyordu.
fakat babam zengin bir adam değildi, ortalamanın bir tık üstündeydi belki durumu. şuanın parasına çevirirsek, 400 lira kira desek, üzerine 1000 lira da bana yolluyordu harcamam için. o da yetmedi, ailemden habersiz gidip kyk almıştım, onu da üstüne ekleyip hepsiyle takılıyordum.
öğrencilikte rahat edemeyeceksem, ne zaman edeceğim kafasında takıldım yıllarca. fakat her şeye rağmen bu para da bana yetmiyordu. yani sürekli, paramın geldiği ilk 1 hafta krallar gibi takılıyor, sonraki 20 günü öyle ya da böyle geçiriyordum. 10 günde 1000 lira yiyorsam, kalan 20 günde 200 lirayla geçinmeyi başarıyordum. aslında çok da lüks yaşamıyordum. yani gidip barlarda sağda solda takılmıyordum. sadece çok içiyor, boğazımdan kesmiyordum. yani diğerleri gibi bir bara gidip önüme bir bira koyup, 3 saat oturmuyordum. onun yerine, evde vakit geçiriyor, hiç takılmıyor gibi görünüp her gün sızana kadar içiyordum.
hah dedim o vakit, askeri ücretten fazla paraya sahibim fakat yetiremiyorum. yani yaptığım tek şey, kendi standartlarıma göre sadece ihtiyaçlarımı karşılamak. yani ekstradan bir şey satın almıyor, bir kursa ya da spora para ödemiyordum. en son ne zaman kıyafet aldım, onu da hatırlamıyordum. demek ki ben sadece hayatımı sürdürmek için bile fazla paraya ihtiyacı olan biriyim. askeri ücretle aile geçindirebilecek ciddiyette yaşayabilen bir adam olamayacağım muhtemelen. o zaman benim götü sağlama almam lazım. yoksa mütevazı bir hayat beni mutlu etmeyecek.
yıllar geçti, alkole zam geldi, tuborgun şişesi değişti falan, iş güç sahibi oldum.
hiç öyle hayalimdeki gibi ofis hayatım olmadı. çalışma arkadaşlarım falan da olmadı. hala öğrenciliğimden kalma kıyafetleri giyiyordum. aslında güzeldi home office çalışmak.
ama hiçbir şey değişmemişti. öğrenciliğimin 3 katı kadar para kazanıyordum. yine ekstra bir şeye para harcamıyordum. yine aynı kalitede bir evde yaşıyor, yine yalnız, yine rock'n roll takılıyordum. ee benim hesap yine aynı gidiyordu..? yine ay 10 çekiyor, gerisi yok.
ee nasıl lan, ekstra napıyorum da daha fazla para aynı yaşam tarzında yetmiyor. oturdum ciddi ciddi hesap kitap yaptım, çakozlayamadım.
sonra 1 ay boyunca kendimi gözlem altına aldım. yaptığım her şeyi izliyor, öğrenciliğimle kıyaslıyor fakat müdehale etmiyordum. eve sarhoş yürürken ne içtiğimi falan hesaplamaya çalışıyordum bi gözüm kapalı.
sonra anladım. doların yükselmesi, paranın değersizleşmesi ya da ekonomiyle falan alakası yoktu. alkol ya da uyuşturucu eşiğim de yükselmemişti. sadece önceden öğrenci psikolojisi içerisindeydim. önceden 3 tane 1 litrelik marmara alırken, şimdi rakıya, vodkaya falan düşüyordum. önceden faturalarım yok denecek kadar az gelirdi, evde mi duruyorduk sanki adam akıllı. şimdi 300 lira doğalgaza bayılıyorum.
kedime aldığım mama bile en taşaklısından. o zaman da vardı kedim, hatta aynı hayvan. 4 liraya pet shoptan mama alırdım. ama kafamda, hesap yapmadığımda, ikisi de kediye mama almak olarak canlanıyor. oturup düşünmediğimde, ikisi de yine alkol içiyorum sızana kadar diye hesaplanıyor.
dün farkettim, önceden evimde battaniye yorgan falan olurdu hep. şimdi hiç yok, donla geziyorum. gelir tabii doğalgaz 300 lira. hayat standartlarım değişmemişti aslında, sadece daha çok keyif pezevengi olmuştum. bir de o zamanlar arkadaş ortamında herkes kendi kayıntısını kurtarırdı. yani eve herkes elinde siyah poşetle gelirdi. şimdi ben arıyorum, moruk gel rakı var içek diye.
tamam, gönlü bol olmak güzel. ama ben bunların hesabını hiç yapmazdım mesela. yani içeceksek, takılacaksak ne şekilde olduğu ya da kime girdiği falan önemli olmazdı hiç benim için. ne kadar para ezmişim, nereye gitmişim hiç umursamazdım. yani bu güne kadar.
ama artık daha ufak hesapların adamı olmaya karar verdim. yani sosyal medya kullanan insanlarız. eşim dostum, üniversite arkadaşlarım falan yatırım için ikinci evi alan insanlar. ve muhtemelen hepsi benden az kazanıyor. evli olanı, çocuk bakanı falan var.
ben hala 10 liralık chopper motora binip, sikko bir semtte yaşayıp gidiyorum. eşyalarımı ikinci el alıyor, uyandığımda akşam nerede, kimle takılsam diye hesap kitap yapıyorum.
kaç yaşında adamsın, ev ekonomisi, aile kurma, yatırım yapma, daha çok kazanma gibi şeyler düşün biraz, sığır herif.
bi kız arkadaşım vardı, o derdi hep. istediğini hiç çalışmadan elde eden, güzel imkanlara sahip, tanıdığım en zeki adamlardansın. çarçur etme ömrünü, bir düzen kur artık demişti.
ben de muhabbeti evliliğe falan götürüyor diye düşünüp, darlanıp, kaçmıştım hatundan. kafama sokayım.
neyse sözlük, demem o ki günü kurtarmaca olayı bir yerde patlıyor, sıkılıyorsun. bazı adamlar ciddiyet sahibi olamıyor uzun süre, hala öğrenci gibi takılmayı seviyorlar. ben onlardanım sanırım. hiç de böyle planlamamıştım oysa. neyse, ben biraz sahibinden'e girip ev, araba falan bakayım. umarım eve gelirken aldığım şarabı yapıştırınca gece, fikirlerim değişmez. haydi hayırlısı.