bu başlık kişiye özel bir başlıktır
-
Bölüm 2 = Panik
20 Haziran 2017 m.i.6 merkez binası Londra. Saat; 08:25
Eski İngiltere başbakanı. Winston churcil’in bir sözü var; İngiltere’nin ezeli ve ebedi dostları yoktur, ezeli ve ebedi çıkarları vardır. Bu söz Aaron Powel’ın m.i.6’e katıldığından beri kendisine sürekli tekrarlanan bir sözdü ve sürekli bu söze paralel hareket ediyordu. Orta doğu bir kazan gibi kaynıyor ve baş analist olarak Birleşik krallığın o kazandan istediği payı alabilmesi için her türlü denklemi kurup sınıyordu.
Aaron Powel o gün sabahlara kadar çalışmış ve evine dahi gidememişti merkezde bir odada uyumak zorunda kalmıştı. Uyuyalı henüz 2 saat kadar olmuşken şefinin tok sesi ile uykusundan fırladı.
+ Aaron uyan! Aaron neler olduğunu anlamaya çalışırken şef bir kez daha seslendi “ Uyaan”
- Buyurun efendim, bir şey mi oldu?
+ Çabuk peşime takıl, kıyamet kopuyor.
- Nasıl yani? Ne kıyameti?
+ Çabuk dedim, acele davranmalıyız gideceğimiz yere kadar sana anlatacağım.
Beraber odadan çıktılar. Aaron’ın şaşkınlığı odadan çıktıktan sonra iyice arttı. Merkez bina büyük bir panik halindeydi herkes bir oraya bir buraya koşturuyordu sanki bir ofis değil de arı kovanı gibiydi ve birisi bu kovana çomak sokmuş. Aaron şaşkın şaşkın şefinin peşinden giderken şefi ona bir dosya uzattı.
+ Bu dosya Wayne Brook adında Black pool’lu bir balıkçıya ait. Bu sabah bizim merkeze yakın bir karakola getirilmiş ve oradaki yazılı ifadeyi vermiş. Her şeyi dikkatli oku bu adamı bir kez de sen sorguya alacaksın.
- Nasıl isterseniz efendim. Aaron dosyayı okurken iyice şaştı kaldı. Eğer bu ifadelerin bir doğruluk payı varsa gerçekten kıyamet kopuyor olmalıydı.
+ 1940 yılından beri bu teşkilatta çalışıyorum ve ikinci dünya savaşından beri böyle bir panik görmedim burada. Bu yüzden sakın sorguda batırma!
Şef 90 yaşına 2 hafta önce girmişti ve daha 13 yaşındayken m.i.6’de çalışmaya başlamıştı. O zamanlarda önemli olan bazı belgeleri kimse bir çocuktan şüphelenmeyeceği içi yerlerine teslim ediyordu. Hatta birkaç o zamanki merkez binada eğitim bile almıştı. Yıllar içinde aldığı rol de artmış ve 1983’de bu teşkilatın başına geçmişti ve o zamandan beri ona efsane diyorlardı. Böyle bir adamı bile böylesine etki altına alabilecek olay ne kadar büyük olmalı diye düşündü Aaron. Beraber en alt kattaki yüksek güvenlikli hücreye gittiler kısa bir bakışmadan sonra Aaron içeri girdi.
- Wayne Brook. 20 Haziran 1968 Black pool. Anne ve Baban 1978’de trafik kazasında ölmüş 2005’de ise eşin Veronica kanserden ölmüş. 49. Yaş günüde ise buradasın ve eğer istediğim cevapları vermezsen seni bağladığımı makine ötecek ve 100. Yaş gününde buradan bin kat daha kötü bir yerde olacaksın. O yüzden konuşmaya başla.
+ Anlatacağım her şeyi polise anlattım başka ne bilmek istiyorsunuz?
- Polise vermediğin cevaplardan birisini, nesiniz siz? Adınız ne?
+ Biz insanlarız. Adımız ve ne olduğumuz bu.
- Makine ötmedi. Bunun için hazırlıklı mıydın?
+ Hayır. ( makine yine ötmedi)
- Enteresan. Peki neden bu örgüte katıldın?
+ Eşimin katillerinin cezasını siz vermediniz bende kendim vermek istedim.
- Eşinin kanserden öldüğü yazıyor burada. Ne katili?
+ Evet, eşim kanser oldu fakat ölüm nedeni tedavi olamaması. Tedavi olamadı çünkü tedavi masrafları çok pahalıydı ve ben sadece basit bir balıkçıydım. Hiç kimse de yardım etmedi.
- Sende katil olarak ilaç şirketlerini, sağlık sistemini ve dolayısıyla da yönetimi suçluyorsun o zaman?
+ Aynen öyle.
- Sonuç olarak sende bu katillere ceza vermek için amacı küresel devrim yapmak olan örgüte katıldın en sonunda da buraya kurmaca bir operasyon ile geldin. Büyük iş doğrusu seni sorgulayan polislerin aklını almışsın. Çok korkmuşlar. Fakat Bay Brook burası öyle bir yer değil. Değil küresel bir devrimin olması gerçekten kıyametin kopması bile bizleri korkutmaya yetmez.
+ Küresel bir devrim mi? Şaka mısınız siz? M.i.6’i daha zeki sanırdım. Bizleri gerçekten devrim yapmaya çalışan öfkeli bir grup mu sandınız?
- Değil misiniz?
+ Hayır değiliz. Çünkü amacımız devrim yapmak değil.
- Ne öyleyse.
+ Küresel çapta bir evrimleşme. Siz araya girip sormadan önce cevaplayayım ben. Aklınıza gelmeden cevaplayayım. Ahlaki ve değer yargıları üzerine bir evrim.
- Neden evrim peki?
+ Devrimler kalıcı ve kesin bir çözüm değildir hem çok kan dökülür. Bu sebeplerden dolayı da başarılı devrim tam manası ile yoktur. İnsanoğlu önüne çıkan bütün zorlukları evrim geçirecek aşmıştır. Buzul çağında geçirdi, hastalıklara karı geçirdi düşünsel olarak Antik-Yunan’da geçirdi.
-Sadede gelin lütfen.
+ Peki. Yani sen, senin şefin, bu teşkilat, bu ülke ve bütün sermaye sahipleri insanlığın başına gelmiş en kötü şeylersiniz. İnsanlığın sizi alt etmesi lazım. Yaşamına devam edebilmesi için.
- Ve sizde bir katalizör gibi bu evrimin hızlanmasını sağlayacaksınız öyle mi?
+ Hayır. Biz daha çok metabolizmadaki ak yuvar gibiyiz bedeni korur ve onun sağlıklı bir şekilde yaşamına devam etmesini sağlarız. Evrimi kendisi geçirecek. Sizler ise bu evrimin gerçekleşmesini engelleyen bakteri gibisiniz. Amacımız, işinizi bitirmek ve nihai olarak evrim geçirmek.
Aaron’ın kanı çekilmişti adeta. Hiçbir şey demeden hücreden çıkıp şefin yanına gitti.
Devam edecek...