ligden düşmemesi için ligin sonuna kadar sadece 9 puan alması gereken takım, izmir'in gururu.
biraz önce biten maçta teleset mobilya akhisarspor'u bornova doğanlar stadı'nda 2-0'la geçtik ve 13 maçta 21 puan almış olduk. maç baştan sona öyle bir kontrolümüzdeydi ki, 10 maç yapsak akhisar'la, hiçbirini kazanamazlardı. ilk 15 dakika maç tamamen avuçlarımızdaydı. topla oynama yüzdesini %81 'e çıkarmış, pozisyon bulamasak da, oyunu akhisar kalesine yıkmıştık. ancak ilk yarı pek kısır geçti. direkten dönen bir top hariç, pozisyon bulamadık.
ikinci yarıda da hemen hemen aynıydık bir süre. 60'larda biraz hareketlendik ve pozisyonlar bulmaya başladık. gouffran'ın hücum gücü belirleyici oldu. adis halâ agresif, halâ tutuk. seviyoruz sevmesine ama bu agresifliği saçma sapan sarı kartlar görmesine sebep oluyor. bir kere daha cezalı duruma düşerse, taraftar kendisini topa tutacaktır. 70. dakikada ekran görüntüsü aldım gene; topla oynama yüzdemiz %70 . maç boyu 70'in altına inmedi bu istatistik zaten. 79'da maçın en kötüsü selçuk'un kafa golü ve göbekli dayı halini almış olcan adın'ın kaptırdığı toptan gelen kontra atakta adis'in nefis asisti ile halil'in şık plase golüy geldi ve 2-0 kazandık. akhisar maç 2-0 olana kadar hücumu hiç düşünmedi. 11 kişi gömülü oynadılar. geçen haftaki beşiktaş deplasmanından nasıl puan alabilmişler; anlamadım.
tamer hoca axel ngando'yu takıma alıştırmak için böyle maçları seçiyor ve bence iyi de ediyor. fiziği zayıf, savunması hemen hemen hiç olmayan, tam bir amc. beşiktaş maçı haricinde, kendini gösterebildiği maç yoktu. bu maçta iyiydi. tamer hoca'nın bu maç özelinde en iyi yaptığı iş ise, 54'. dakikada castro'yu orta sahanın göbeğine çekmek oldu. rotman'ı neden halâ 50'li dakikalarda oyundan alıyor; anlamıyorum. selçuk ilk golü atıp maçın yapay kahramanlarından biri olmasaydı, gene 90 dakika sahada kalacaktı; eminim. castro'yu göbeğe çekerek hem ilk yarı hemen hemen hiç görünmemiş castro'nun daha çok pas dağıtmasını sağladı hem de hücumdaki 3'lünün (gouffran-halil-adis) birbirleryle iç içe oynamasının önüne geçmiş oldu. daha fazla alan buldular. castro da, ikinci golde olduğu gibi, ara pas atabildi. castro'nun amc oynaması külliyen hata. scarione yedekteydi ama 5 dakika bile oynamadı. sakatlığı bitse de, castro-scarione iş birliğini görmeye devam etsek gene. hücumdaki can damarımız adis'in kendi yaratacağı pozisyonlar değil, bu iş birliği.
içerde bu haftayı kayıpsız geçmek önemliydi. fikstürün ilk yarısı bitene kadar 3'ü deplasmanda olmak üzere (ki 2'si de üst üste) 4 maçımız kaldı. akhisar maçı dahil, "5 maçta 5-9 puan arası alırsak süper" demiştim. kaldı 2-6 puan. bu gazla karabük'ü de, yeni malatya'yı da yenebiliriz. ardından oynanacak iç sahadaki konya maçı, özellikle taraftar açısından "laiklik vs. yobazlık" olarak algılanacağı ve futbolculara da bu yönde şiddetli baskı yaratacağı için belirsiz bence. bizans deplasmanında da yenilebiliriz, sıfır sıkıntı. konya maçını da kazandığımızı düşündüğümde, zaten ilk yarı sonunda 30 puanı cebe indirmiş oluyoruz.
umarım sezon sonunu 30 puana oldukça yakın bir puanda bitiririz.