1. toplu ulaşımı çileden çıkarır, siz insanlıktan çıkmak istemedikçe nin mitoz bölünmesinden ötürü gözlerinizin önüne metrobüs sahneleri gelir. son 5-6 yıldır berbat bi' hal aldı. ayrımcı olmak istemiyorum, yoksa güzel planlarım var kendilerinin toplu taşımayı kullanmasıyla ilgili.

    daha bugün oldu bir olay, yazacağım buraya. her böyle olay yaşadığımda (ki artık haftada 4-5 kere yaşamaya başladım), bakıp bakıp okurum. sinirim geçer belki.

    iş çıkışı alsancak'a uğrayıp hatunun ayırttığı ayakkabıyı almam gerekiyordu bugün. "erken çıkarım biraz, tam iş çıkışı kalabalığının tam ortasına kalmadan da eve geçerim" diye düşünüyorum. olmadı. 5'e doğru alsancak'a anca varabildim. ayakkabı işi kısa sürdü, hemen durağa gittim. bekleyenler genelde beyaz yakalılardı. "oh" dedim, "en azından gün teyzelerinden kurtuldum. anlayışlı kesimle birlikte ön cama yapışık gitsem de olur". tezcanlı olduğum kadar, çabuk gaza gelme huyum da var. iki özelliğimin de köküne kibrit suyu...

    otobüs geldi, zor da olsa bindim. tahmin ettiğim gibi otobüsün %90'ı işten çıkmış, evine gitmeye çalışan, gözlerinden yorgunluk akan çalışan grubundan oluşuyor. sabahları metroda selam verdiklerimin birkaçını da gördüm, göz kırpıştık. kendi kendime "ulan" dedim, "bazen çok abartıyorsun". 1 durak gittik. otobüste herkes üst üste olmasına rağmen, günün yorgunluğundan ötürü sessizlik kaplamış her yeri. durakta durdu otobüs, ön kapıdan şöyle diyaloglar duydum:

    - "şoför bey, kaç dakikadır bekliyoruz. böyle dolu mu gelinir?"
    + "ben ne yapabilirim han'fendi. iş çıkışlarında böyle oluyor."
    - "biz sizi beklemek zorunda mıyız bu kadar yaa?
    + "..."
    - "daha eve gidip yemek yapacağız. lütfen ilerler misiniz? biz de binelim."

    bu teyze tipindekilerin birçoğunu ben her sabah metroda görüyorum. bazen de akşam iş çıkışlarında görüyorum gene metroda. sabahları yer kapmaya çalışıyor, akşamları da biraz daha beklememek için millete emirler yağdırıyorlar. ben laf edince de "gençlik çok bozulmuş" oluyor. bana genç diyor: ayakkabılarımın biri diğerinin üstünde, bir elim tamamen dolu, diğer elimin 3 parmağıyla direğe tutunuyorum ve şikayet etmiyorum. hemen önümde, 5 dakikadır zorla akrabalık ilişkileri kurduğum liseli çocuğa da pis pis bakıyor: çocuğun sırt çantası ayaklarının dibinde, bir elinde montu var, diğer eliyle de zar zor tutunuyor; bazen kayıyor ve bana tutunuyor. bu gün teyzeleri bana ve genç çocuğa "bi' de laf yetiştiriyorlar. terbiyesizlere bak" diyor. iç sesim "cinnet zamanı geldiii! saçından tut, yere çalıver" diyor ama sinirle gülümsemekten başka bir şey yapamıyorum. çünkü "terbiyesizim".

    ineceğim durakta inemedim ben çünkü orta kapıya 10 metre uzaklıkta olmama rağmen, insanları ezmeyeyim diye düşündüm. 2 durak sonra inebildim ve geri yürüdüm. benden 1 durak sonra, gündeki hamur işleriyle tıka basa dolu mideleriyle (çevremdeki 3 insanın karnının aç olduğu ağız kokularından belli oluyordu ve hepsi de çalışandı), kürek kadar dilleriyle (şoföre sayıp söverlerken çevremdeki güruhla birlikte sinir gülümsemelerimizi birbirimize yansıttık, ağzımızı açmadık) otobüse binmiş teyzeler halâ "yer veren de yok ya, off!" falan diyorlardı. büyüklere saygıyı anlarım. ben de bu şekilde yetiştirildim ama bunun adı arsızlık oluyor be agacım. bu denli çapsız arsızlıkları gördükçe "umarım 60'larımı görmeden göçüp giderim" diyorum. yaşam enerjimi emiyorlar.

    büyüklere saygının olduğu yerde küçüklere sevginin olmadığı bir terbiye tanımı yok. ben bunu hiçbir gün teyzesine anlatamadım. ben iş çıkışları çok yorgun olduğumda ve oturmak istediğimde, ters yöndeki metroya binip son durağa gidiyorum ve oradan biniyorum mesela. sıfır sıkıntı oluyor. sen de yap bunu. ayakların mı ağrıyor; günden eve gidişini n'olur iş çıkış saatlerine getirmeyiver. hem sen rahat git hem de çalışan grubu senin of'layıp puf'lamalarını, kürek dilini çekmesinler. ağzımız kokuyordu diyorum açlıktan, ağzımız. yolda bir ara salyam aktı benim, evdeki kedileri kesme planları falan yapmaya başladığımı fark ettiğimde kendimi durdurdum.

    izmir'de 5-6 yıl önce aktarma istasyonu sisteminin çapı korkunç boyutta büyütüldü. uzun hatların büyük kısmı kısaltıldı ya da bölündü. otobüslerin sefer sayısı da aynı kaldığı için aktarma istasyonlarında korkunç kalabalıklar oluyor artık. o zamanlarda protesto yürüyüşleri yapıldı, ben de gittim. bu gün teyzeleri yoktu orada. iş çıkışlarındaki izdihamı istanbul ve ankara'dakiler biliyor işte. bizdeki durum o denli değil ama gene de ön camda gidiyoruz. bir de bu gün teyzelerinin afra tafralarını çekmek istemiyorum ben. 6 yıldır çekiyorum, bir 3 yıl da ben rahat edeyim, onlar günden evlerine daha erken gitsinler. olmaz mı?

    metrobüs görüntülerini gördükçe odin'e şükür duaları ediyorum ama bu 65 yaş üzeri için iyi hisler beslemiyorum. bunu da böyle laps diye söyleyince "aile terbiyesi almamış", "ağzından çıkanı kulağı duymuyor", "sen de yaşlanacaksın. o zaman görürsün göt" diyorlar. varsın olsun. susacak değilim buna.
    #63518 lake of the hell | 7 yıl önce
    2şehir