diğer adı todd mcfarlane's spawn olan, 1997'de başlamış ve 3 sezon (her sezon 6 bölüm, her bölüm yaklaşık yarım saat) sürmüş, milenyuma 1 kala bitmiş müthiş çizgi film serisidir. spawn'ı filminden dolayı sevenler hoşlanmayabilir. biraz çizgi roman takibi ve süper kahramanlara bakış açınızın "superman harika yaae, herkesi dövüyo. çok iyi adam"dan öte olması gerek. yoksa hiçbir bok anlayamazsınız.
çok sert bir giriş oldu (benim standartlarıma göre bile). ama spawn'ı sadece filmi ile bilen ve böyle yargılayan birçok insan var etrafta. özellikle sosyal medya bunlarla kaynıyor. karanlık teması, cehennem askeri olması, şeytani ögeleri özellikle ergenleri pek heyecanlandırıyor ama spawn sadece bunlardan ibaret değil. iyi ki de değil. aslında sadece bu yüzden biraz çizgi roman takibi ve bakış açısı gerektirdiğini yazdım. bunlar gerçekten de şart bu seriyi izlemeniz için. todd mcfarlane ikinci sezonunun son bölümünün ardından yaklaşık 5 dakika kadar konuşuyor. dvd için özel bir ek olabilir bu. sene olmuş 2017, bu 5 dakikada bahsettikleri halâ geçerli. adam diyor ki: "çeşitli iletişim organlarından bize ulaşan insanlar bir "çizgi roman" olduğu için cumartesi sabahı yayınlanacak bir çizgi film olduğunu düşünüyorlardı. onlara sürekli dedim ki: "anlaşılan romanı okumamışsınız. olayların nasıl gittiğini bilmiyorsunuz. ödevinizi yapıp ondan sonra gelin". adam bunu '90'ların sonunda, oldukça da ünlü bir çizerken söylüyor açık açık ve bu adamın çizgi filmi hbo'da yayınlanıyor o zamanlar. hayal edebilmeniz için şöyle yazayım: ünlü televizyon kanallarının birinde yayınlanan ve izlenen bir dizinin ünlü bir oyuncusu çıkıp "sizin beni ve bu diziyi eleştirmeniz için önce benim geçtiğim eğitimlerden geçmeniz ve benimle aynı yerde olmanız gerek". kabaca göt ister bunu demek, di' mi? mcfarlane her zaman büyük götlüydü iyi ki =)
bahsettiğim bu 5 dakikada bir şey daha söylüyor ki; bence amerika'nın çizgi filmleri ya da animasyonları ile japonlar'ınkilerin ya da çinliler'inkilerin neden aynı olmadığını güzel özetlemiş: "benim için, gördüğüm en güzel çizgi roman, yorumu ve dağıtımı açısından konuşmak gerekirse, akira ismindeki romandır. otomo katsuhiro tarafından yapılmıştır. çizgi filmi amerika'da da kısa bir süre yayınlandı. görsel olarak hayret verici bir seyirdi. kalite ve saniye başı geçen kare sayısı olarak... disney'de yapılanların çok az altındaydı. maalesef, bu ülkede bir çeşit uçurum var. cumartesi sabah kuşağındakilerle "disney harikası" kalitesinde olanlar var, ki pek çok stüdyo tarafından tutulan da son söylediklerim. ikisi arasında sahiden de hiçbir şey yok. kalite ve tür olarak değerlendirirsek spawn tam olarak ortada yer alıyor. içinde oynayabileceğiniz öylesine büyük bir alan var ki. bundan mutlu olmamam mümkün değil". güzel açıklamış, di' mi?
çizgi filme geri döneyim, zira çok fazla gereksiz ayrıntı verdim. spawn'ın orijinal serisinin açılışıyla başlıyor çizgi film de (film de böyle başlamıştı, hatırlarsınız). ama sonrası oldukça ağır ilerliyor. genelde bu kadar ağır ilerleyen hiçbir görsel şeyi (bunun içine baleyi, tiyatro oyununu ve operayı da katabilirim) sevmiyorum ben, içim sıkılıyor. jim jarmusch sevmeme nedenlerimin başında gelir bu sebep. çizgi filmdeki bu ağır işleyiş beni ele geçirdi adeta; hem de ilk sahnesinden son sahnesine kadar. bütün seri 9 saati aşıyor biraz. serinin içine girmemdeki en büyük etken, başlangıçta da yazdığım gibi, spawn'ı iyi bilmem. filmini en az 4-5 kere izlemiş, orijinal serisini birkaç kere okumuşluğum var. bence mcfarlane bu çizgi filmi benim gibiler için yapmış o yıllarda.
uzun zamanınızı alacaktır ve başından kalkmadan izlemeniz gerekiyor. internette dvd hali bulunuyor, 6 parça halinde ve her parça 1 buçuk saate yakın. güzel türkçe alt yazısı da mevcut. böyle izleyebilirsiniz. youtube'da da orijinal dili olan ingilizce hali var ama özellikle clown'ı (violator) seslendiren michael nicolosi'nin aksanından hiçbir şey anlamama ihtimaliniz çok. alt yazılı izlemeniz şart.
ön şartı orijinal seri çizgi romanını bilmek olan, "karanlık ortamlı çizgi roman işte yaae"cılara ters köşe yapacak bir seri bu. benim en çok sevdiğim karakter olması sebebiyle hiçbir kötü yönünü göremedim tabii. şiddetle öneririm benim gibilere.