1. "ilişki" denilen şeyin ne olduğuna göre yorumu değişecek olan eylem.

    seksten bahsediyorsak, zaten türk erkeklerinin büyük bir çoğunluğu kerhane adı verilen çukura arkadaş zoruyla ya da çevre baskısıyla küçük yaşta gidip ilk deneyimlerini yaşıyor. 18 yaşındaki çocuğun 40'lık seks işçisiyle yaşadığı ilk tecrübesini mi tartışmamız bekleniyor? e tek gecelik ilişkileri de bu çerçevede düşünürsek, nesi garip bunun? iki bireyin de reşit ve akli olgunluğa ulaştıklarını ön koşul olarak düşünürsek, "alan razı, satan razı" noktasına geliyoruz.

    eğer ki bahsedilen bir sevgililik ilişkisiyse, o zaman da "kime ne lan bundan?" sorusu çıkıyor ortaya. "erkek yapıyor da, kadın yapamıyor. hani eşitlik?" eleştirisi mağaradan yapılmış. çevremdeki kadınların çoğu kendisinden küçük erkeklerle uzun süredir birlikte. evleneni de var. kadınla adam arasında 12 yaş var. ee? kime ne? benim bütün ilişkilerim de benden en az 4-5 yaş büyük kadınlarla oldu. tekrarlayayım mı: kime ne?

    "annesi yaşındaki kadınla ilişkiye giren çocuk" demiş bi' de atanamamış troll. böyle yorumları ben üniversitedeyken duyuyordum. hadi ben izmirliyim diye "olm siz zaten çok genişsiniz, sen sus hele bi'" diyorlardı bana, ben de susup dinliyordum. "memeleri baldırındadır lan onun hahaha" seviyesinde olan, kötücüllükte shredder 'la yarışan bu akıl, çevresindeki dar kalıpları yıkamadığı için yıkabilenlere bok atan güruhun temsilcisi. ne anlatacaksın ki buna?

    üniversitedeyken, o dönemki sevgilim benden 4-5 yaş büyüktü ve hatun sert mizaçlı ve kısa boylu olduğu için okula beni görmeye geldiğinde ve yan yana göründüğümüzde millet ona "annesi herhalde" diye bakıyordu. hatuna bunu hiç çaktırmamaya gayret ettim ben. aynı ortamda olduklarımın birkaçından da "olm siz bi' garip görünüyorsunuz birlikteyken" eleştirilerine de hep ateş püskürdüm "kime ne lan bundan?" diye. önemli olan ben değildim çünkü, o'ydu. onun kalbini kırma çabalarına hep kalkan olmaya çalışmıştım bu yaş mevzusu yüzünden. 19'umdaydım bu arada o zamanlar. anlaşamadık, ayrılacağız artık; çok belli bu. "son bi' yemek yiyelim" dedik. kadıköy'de var barlar sokağı'nda. güzel bir şarapeviydi o zamanlar. gayet güzel bir yemek yedik, konuştuk, içtik. mum ışıkları gözlerimizi yaşartmaya başladığında, bana şunları demişti, dün gibi hatırlıyorum:

    - yaş farkı konusunda beni ne kadar koruduğunu biliyorum, her ne kadar sen belli etmesen de. çok kırıldığım zamanlar oldu, çevrendekilerin bana arkamdan "annesi galiba" dediğini de duydum. hiçbir şey için sana teşekkür etmeyeceksem de, yalnızca bunun için minnet duyduğumu bil lütfen.

    salya sümük dağıldık orada ikimiz de tabii. kolay atlatılabilen şeyler, laflar, düşünceler değil bunlar; hem yaşarken hem de olup bittikten sonra. altı üstü o senden daha fazla yaşamış. ee?

    "söyleyeceğiniz sözler sizi bağlar, doğrudur bu. ama sözler ağzınızdan çıkmadan önce yapmayı unutursanız, o sözler sizin değil, muhattabının olur bir anda. öyle bir değiş tokuş olmalı ki (empati-sözler); iki taraf da memnuniyet duymalı bundan, öfke ya da kalp kırıklığı değil"

    yaşamadığınız olaylar, durumlar ve hisler için şimdiden peşin hükümlü olmayın lütfen.
    #57713 lake of the hell | 7 yıl önce
    17eylem