6. sınıftan itibaren her yıl matematikten, geometriden, analitik geometriden, fizikten, kimyadan, biyolojiden bunların uygulama derslerinden ve -anladınız işte- alakalı ne varsa onlardan kaldım. sene sonu sınavı, sene başı sınavı, kurtarma sınavı, son anda hangi sınav varsa ondan ucu ucuna geçer not alıp sınıf tekrarından kurtuldum.
matematik temelimin zayıf olduğunu, ilgim olmadığını söyledi öğretmen sıfatı verilmiş insanlar. işi ailemin ilgisizliğine, evimdeki spekületif sorunlara kadar götüren oldu. bu arada adı sanı olan meşhur bir okuldayım.
sonra avrupa'ya gittim, son seneyi orada bir kasabada okudum. Öğretmen bir iki ders anlattı, test yaptı, neyim ne değilim onu sordu, eski karnelerimin kopyalarını istedi. 3 hafta sonda dedi ki "ben tam olarak ne olduğunu anlayamıyorum, senin matematik kafan var, açıkça yeteneğin var, bu başarısızlığı anlayamadım".
araları hızlı geçeyim. özetle adam bizde müfredatın kapsamına bakıp sarsıldı. "bu kadar şişik müfredatla sadece soru tipi ezberlersin, bir bok anlamazsın ki" demeye getirdi. garibim bilse ki bizde sistem onun üzerine kurulu, matriks-determinant çözüp "bu işlem neyi çözer" dediğinde suratına alık alık bakan hocalarla dolu.
Kişilik tipleri var, bunları bilip müfredtı yönlendirmesi gereken rehberlikçiler var. "sorunlarım var", "ders çalışmak istiyorum ama beceremiyorum" diyen çocuklara "şimdi yemeğe çıkıyorum canım sonra konuşalım" demekten ibaret meslek icraları. bizdeki matematik sadece tek bir kişilik tipine hitap ediyor. başarı oranı da tam o yüzdede. embesilliğe bakar mısın.
Neyse arkadaş özetle o sikindirik kasaba okulunun öğretmeni sorunun eğitimin benim kişiliğime uyarlanmış halde sunulmamasından kaynaklandığını çözdü, gitti bir popüler matematik kitabı verdi mesela, hala kütüphanemde baş köşemdedir. soru çözmemi değil, yazmamı istedi. ozel ders falan da vermedi. haftada bir ders sonunda 5 dk. konuştuk
döndüm, sıfır çektiğim üniversite sınavında ilk tercihlerimden birine girdim. hala hesap kitaptan ekmek yiyorum.
şu yazıyı bile okumaya üşenecek insanlar yetiştiren, "yapamadığın soruyu geç" kadar ağır bir gerizekalılığı öğretmeyi marifet sayan bir kafa, bu kafaya aşık öğretmenlerdir sorun.