sadece futbolla kısıtlanmaması gereken kapalı alan* eylemi. böyle tanım yapınca da matah bir şey gibi oldu. zamanın matahlarındandı neyse ki.
basketbol da oynanırdı evde. sadece çember ve plastik küçük topla oynamışlığım vardı. şu na benziyordu. sabah, akşam dinlemeden oynadığımı hatırlıyorum. apartman dairesinde ikamet edince, alta kattaki komşulara ses gitmesin diye turnikeleri parmak ucunda atmaya çalışırdım. bu güzel günlerin sonu, annemin bir gece ben uyurken sessizce gelip çemberin vantuzlarını söküp gitmesiyle bitmişti. on yıllar geçti üzerinden, vantuzları evin neresine sakladığını halen hatırlamıyor. aynısını atari 500'ün (namı diğer kara kutu) adaptörü için de yapmıştı. yeni adaptör almak kolaydı sonradan ama vantuz böyle değildi. vantuz kısmı evin içindeki "anne kara deliği"nde kaybolmuş durumda.
çocukların bilgisayar ya da tablet başından kalkmamasındansa, alt kattaki komşuyu rahatsız etmeleri daha sevimli geliyor benim gözüme. hayal gücü illa ki yalnızca görsel aktivitelerle gelişmiyor, fiziksel aktivite de şart. evin içinde yapıldığında, riskler (camlı vitrine, masanın ayaklarına, televizyona, konsolun üstündeki biblo ve vazolara dikkat etme gibi) oldukça arttığı için el-göz koordinasyonu ile birlikte çevre farkındalığının da arttığını düşünüyorum.
kötü bir şeyi sevimli bir şeymiş gibi gösterdiğim anlaşılabilir. çağ değişince, iyi şeyler kötü olmuş olamaz mı?