içinde birkaç sene yaşayarak geniş geniş olmasa da, ufak fikirler edinebileceğiniz, en çok nüfuslu ilk 5 şehir içinde (Adana hariç hepsinde yaşadım bir süre) en fazla kasabaya benzeyen, belediyecilik anlayışı "biz bize yeteriz"ci, yerlisi canayakın, kültürel etkinlikleri bir istanbul ve ankara kadar olmayan güzel şehir.
fena eleştirilerde bulunulmuş. hayatımın büyük bölümünü içinde yaşadığım ve böylelikle de sahiplendiğim şehrime gerçek olmayan eleştirilerde bulunulunca, ben de bir şeyler yazayım istedim:
- insanları yapmacık değil, içtendir. bu durum, dışarıdan bakıldığında "chp kadın kolları izmir şube başkanı" gibi görünen "laikçi teyze"lerde de böyledir, sigara içmekten 30 yıllık bıyığı sapsarı olmuş, köşedeki bakkalı 20 yıldır işleten mehmet amca'da da böyledir. içinden geldiği gibi davranır izmir'in yerlileri. bu içtenlik illa ki olumlu anlamıyla olacak değil, şekilciliği abartıp "madem başörtülüsün, bu otobüste işin yok. in aşağı" diyebilecek raddede de olabilir. yapmacık derseniz, dışarıda farklı, evine girdiğinde farklı davranan insanlar gözünüzün önüne gelmeli. ama böyle bir şey yok. içi dışı bir insanlardır izmir'in yerlileri.
- "istanbul ağzı"nın ne olduğunu bilmeden, görmeden izmirli'nin konuşmasına "salon çocuğu gibi konuşuyorlar" yakıştırması yapmak doğru değil. istanbul'da 7 yıl yaşadım ben. izmir'e geri döndüğümde, insanlarla konuşurken "bizim köye geldik" diye mutlu olmuştum. ayrıca, düzgün konuşan insana, yalnızca konuşmasından ötürü yıkıcı eleştiriler yöneltmek sağlıklı bir beyni olan insanın yapacağı iş değil.
- "izmirliler'in genişliklerinin sınırı yok" eleştirisi ise, tam bir ergen yaftası. penguen medyanın izmir'i çorum ile, afyon ile kıyaslaya kıyaslaya "bakın, izmirliler'de haysiyet, onur, gurur, koruma mekanizması falan hiç yok" fikrini beyinlere apaçık zerk etmesinden ötürü oluyor bu. afyon'dan izmir'e ilk kez gelen birisi de, bu çarpık fikir bilinçaltına beton çivileriyle çakıldığı için hemen ön yargılı olarak bakmaya başlıyor çevresine. garip tabii. bursalı birinin karşısına geçip "bursalıyız" kelimesini el hareketleriyle hecelemek gibi bir şey. "kadını ayrı, erkeği ayrı geniş" denilince, benim gözümün önüne, her sokak başında kadın pazarlayan erkekler, mekanlarda her masadaki erkeğin kucağına oturup kalkan kadınlar falan geliyor. böyle bir şey olabilir mi? türkiye'nin hangi şehri tamamen böyle insanlardan oluşuyor? "genellemenin bokunu çıkartmak" da denebilir buna. ayrıca, bizim genişliğimiz insaniyet düzlemindedir. haysiyet, gurur, onur gibi kavramlar için işine girdiğinde, her izmirli türkiye ortalamasında davranmaya kodlanmıştır. yahu, izmir türkiye'de değil gibi yazmayın lütfen, rica ediyorum.
- "izmirliler dünya'daki gerçeklerden bihaber rahat hayatları ile siyaset konuşuyorlar" eleştirisini ben düzeltip böyle yazdım. orijinal eleştiri anlaşılmıyor nitekim. izmir'in kutsalının türkiye'nin genelinde olduğu gibi hz. muhammed değil, atatürk olduğu bir gerçek. atatürk'le ilgili herhangi bir olumsuz eleştiriye karşı kılıçlarını kuşanıp savunma pozisyonuna geçmeleri de doğru. ama bunun "dünya gerçeklerinden bihaber" yapılması ne demek; ben anlamadım. dünya gerçeğini geçelim, türkiye gerçeklerine bakalım: benzinin litre fiyatı 5,09 lira, en ucuz sigara fiyatı 9 lira, bir kamyon dolusu vergi sebebiyle tüketilen su ve elektriğin faturaya yansıyan miktarı, kullanılanın en az 3 katı, maliyeti 1 lira bile olmayan bazı meyve ve sebzeler aracılar sebebiyle pazarda bile 5-6 lira, emlak ve inşaat piyasası son 15 yıldır tamamen balon (50 metrekarelik, penceresiz zindana 1000 lira kira isteyenler var), işsizliğin gerçek boyutu en az %30'larda, ülke 1 yıldır ohal'le yönetiliyor, khk'lar ile bir anda işlerinden atılmış on binlerce çalışan hayatlarını sürdürebilmek için gereken koşulların altında yaşıyor, asgari ücret yoksulluk sınırının bile altında... bunlardan mı bihaberiz biz şimdi izmir'de yaşıyoruz diye? saçma. "rahat hayat" eleştirisi var bir de. 4 sene önceki gezi direnişi'nde saçları kopartılmış, kafasında kask olan polisin bu şekilde kendisine kafa attığı, yalnızca yanlış zamanda yanlış yerde oldukları için hayatlarının tamamında hatırlayacakları derin travmalar yaşamış binlerce insan var burada. bunları üzerinden değil 4 yıl, bir ömür geçse unutmayacak insanlar yaşıyor burada.
- "kadın izmir'de orta malı, kim istiyorsa alıyor" eleştirisine ben hiçbir şey yazmayayım, siz düşünüp cevap verin. sinirlendim zaten yeterince.
türkiye'de yaşamanın refah seviyesi 2014 verilerine göre 142 ülke arasında 86.'lık. izmir de türkiye'nin bir şehri. hepinizle aynıyız, hepimiz insanız. lütfen ona göre eleştirilerinizi yapın.
nüfus olarak 100 küsur binlik bir şehirden yaklaşık 35 katı büyüklüğündeki başka bir şehre eğitim nedeniyle göç edip 1 yıl orada yaşadıktan sonra "buranın insanı da çok şey" demeyin, yalvarırım demeyin. ben 7 yıl yaşadığım istanbul hakkında hiçbir zaman bu kadar sığ, çapsız eleştiriler döşemedim.