1. aşağıdaki girdi meta sözlükte 2 yıl önce yazılan bir girdiydi, hatta 2 yıl önce doğum günümde yazmışım.

    Aradan iki yıl zaman geçmiş, fiiliyata yeni geçiyor.

    O zamanlarda bir mahkeme günü alınmamıştı.

    ilişkiye bir şans daha verilme denemesi iki insanın ömründen giden iki yıla neden olmuş.

    ***
    derler, boşanma konusunda dama çıkmış ve atlamak üzere olan biri olarak tadında yazalım bir şeyler.

    20 yılı geçti ilk tanışmamızın üzerinden. evliliğimiz de 10 yılı geçti.

    boşanmak üzereyiz. muhtemelen 2016 mart - nisan gibi bitirmiş oluruz.

    nasıl bu duruma geldik? görebildiğim, anlayabildiğim birden fazla neden var.

    evlilik öncesinde yaşadık, sorunların başlangıcı buydu belkide. çok sevdim, saplantı derecesinde de sevildim. ama şimdi, tekrar tekrar düşündükçe farkına varıyorum ki ben aslında hayalimdeki sevgiliyi sevmişim. bir kadro varmış kafamda, iş ilanı verir gibi ama gizli bir ilanla aramışım sevdiğimi. sonra biri çıkınca iyi ya da kötü kafamdaki sevgili kadrosuna oturtmuşum onu.

    evlilik için eşimin de bir nedeni vardı, kısaca bahsetmem lazım. belki bir başkası okur da problem teşhisine yardımcı olur. eşimin ailesi biraz baskıcı ve kontrolcü. eşim üç kız kardeşin en büyüğü. nasıl bir baskı ile yetiştiğini tahmin edebilirsiniz. benim de tam tersine insanların özgürlüğüne saygı duyan bir yapım var. eşimin ailesi ve benim ailem eski dost. eşimin ailesi baskıcı olmasına rağmen beni tanıdıkları için ilişkimizi desteklediler. ben de eşim için özgürlüğe açılan bir kapı gibi oldum. (olabildim mi bilmiyorum. buna ben yorum yapamam)

    bir diğer neden, aşk. gözünü kör ediyor insanın. 'bir daha asla' derken, 'aşka inanmıyorum' derken yakalıyor insanı. kimi bünyeyi kamyon çarpar gibi aniden çarpıyor, kimisini sarmaşığın sarılması gibi yavaş ve derinden yakalıyor. nasıl olursa olsun sonucu aynı. kör ediyor insanı. sevdiğine bir kötülük yakıştıramıyor. en az iki yıl sürüyor lanet olasıca.

    bir diğer neden, dinlememek. çok hatalarım oldu. dinlemedim. görmezden geldim. aşk bitince her şey bitmiyor. geride kalan başka sevgiler de oluyor, sevginin başka çeşitleri işlemeye devam ediyor. (sevgilinizi 5 yaşındaki çocuğu sever gibi, dişlerinizi sıkıp yanağından makas alarak sevmek aşk değil[miş]) bu yüzden çok geç fark ediyor insan. aşk bittiğinde anlamadım önce. bir şeyler değişti, aklımdaki sevgili modeli ile uyuşmayan yönlerini fark etmeye başladım. ama kafamda öylesine kusursuz bir sevgili modeli vardı ki kabullenemedim. sanki ait olduğu makama ihanet edermiş gibi geldi bana. bu uyuşmazlığın üstüne gittim. en büyük hataları orada yaptım.

    değiştirmeye çalıştım. çalıştık. aşk bir ip gibi. iki ucu var. taraflardan biri bıraktığında ip yere düşüyor. ilk kim bıraktı bilmiyorum. dedim ya çok geç farkına vardık bittiğinin. bitince de birbirimizi değiştirmeye çalıştık. kafamızdaki kalıba sığdırmaya çalıştık. sığmayınca savaştık. karşı tarafın savaştığını görünce daha da şaşırdık, daha güçlü savaştık. daha güçlü savaştıkça daha çok yaraladık birbirimizi.

    yaralandık. ayağına vuran ayakkabı nasır yapar ya bir süre sonra, terlik bile giyemezsin. ufak bir şey bile dokunsa canın yanar. birbirimizin sıkan ayakkabısı olduk, nasır tuttu yüreklerimiz. ufak temaslara bile tahammülümüz kalmadı.

    biz erkekler bir problemin farkına vardığımızda genellikle içimize kapanır düşünürüz. iç güdü ile ben de öyle yaptım. iletişimi kestim. küslük değil, hiç küsmedik birbirimize. başka bir şey bu, kapattım kendimi. içimdeki sığınağa kaçtım. kaçtım. iyi mi yaptım yoksa kötü mü bilemedim. daha doğrusu, birbirimizi yaralamamıza neden olan bir iletişime devam etmek mi daha zarar vericiydi, kaçmak mı daha çok zarar verdi bilmiyorum. her kaçışımda sevdiğimi anladım. her geri dönüşümde de daha çok yaralandım. günlük hayatta herkesin dikenleri vardır. bunu biliriz ve ona göre hazırlıklı oluruz, maske takarız, eldiven giyeriz. ama sevdiğine karşı nasıl eldiven takar insan? işte böyle, her seferinde avucuma dikenler geldikçe daha fazla yaralandım. daha çok yaraladım.

    huzur bitti evde. huzurun olmadığı ev yuva olamaz. her insan akşam olunca kendini atacağı bir sığınak ister. yuva ister. yuvam yok benim. eşimin de yuvası yok. huzur olmayınca bir anlamı yok.

    belki de tüm insanların içerisindeki iç güdü böyledir, böyle olması gerekiyordur. aşk bitmek zorundadır, bitmelidir ki çiftlerin ilgisi birlikte yetiştirecekleri çocuklarına yönelsin. çocuğumuz olmadı bizim. o da çok yıprattı bizi, en çok da eşimi yıprattı. çocuk sahibi olabilmek için kendini günümüz doktorlarına emanet eden kadın bir başka kahramandır benim gözümde. çok zorlu bir süreçti. doktorların yönlendirmesi ile istatistiksel olarak en sık karşılaşılan yöntemler ile çocuk sahibi olmak için çabaladık. en son tüp bebek denememizde 8 embriyonun hiç biri hayata tutunamadığında genetik analiz yaptırdık ve genetik olarak uyumsuz olduğumuzu öğrendik. ilginç bir durum, ikimizin bedeni de sağlam olmasına rağmen birbirimizin genleri yeni bir canlı oluşturamıyor. yani birbirimizle değil başkaları ile evlenmiş olsak belki de her ikimiz de çoktan çoluk çocuğa karışmış olacaktık.

    bir şekilde bu günlere kadar geldik. psikiyatriste gittik. bir süre daha gideceğiz. ama ikimiz de biliyoruz ki amaç boşanma kararını verirken tarafsız bir uzmanın görüşlerinden yararlanmak, "belki bir şeyler yapsak, çaba göstersek yürütürdük" cümlesindeki "bir şeyler" i yapmış olmak için gittiğimizi biliyoruz. boşanmak da evlilik kadar önemli bir karar. anlık duygusallıktan uzak, objektif bir düşünce ile verilmesi gerekiyor.

    benim ailem biliyor. vereceğim karara saygı duyuyorlar. karar ne olursa olsun destekleyeceklerini söylüyorlar. fikrimi etkilemek adına yorum yapmaktan bile kaçınıyorlar. eşimin ailesi henüz bilmiyor diye biliyoruz. sanmıyorum. bilmez mi hiç, anne baba olur da anlamaz mı?

    bu gün bir kere daha boşanma konusunu konuştuk. kış günü olmaz dedik. benim önümde bir kaç ay sürecek yurt dışı projeler var. eşimin uzmanlık tezi var. mart - nisan gibi boşanalım dedik.

    bitiyor.

    suçlu aramıyoruz. ortada bir suç yok. anahtarın ait olmadığı bir kilidi açamaması suç değildir. ama anahtarı zorlamaya devam edersek ya anahtar, ya kilit kırılacak. o zaman suç olur işte.

    ***

    2017 Düzenleme yorumu: Eski eşimin de ailesi karara saygı duydu. Dava sonuçlansın, anlaşmalı boşanma ile ilgili hukuki süreci, dilekçe örneklerini ve deneyimlerimi yazarım.

    2019 Düzenleme yorumu: hukuki süreci ve dilekçe örneklerini yazmamışım, onu da bulunca yazayım.

    Boşandıktan sonrası sultanlık. Erkek tarafı olarak kafam rahat. Arkadaşlığa zarar vermeden bitirmiş olmak da mutluluk verici.

    Fakat önemli bir tavsiye. Duygularınız stabil duruma gelmeden bir duygusal ilişkiye yanaşmayın. Ben yaptım siz yapmayın.
    #40648 Keltox | 8 yıl önce (  6 yıl önce)
    3anket