ebed müddet umduğum bir başka var olma sahnesi vardı hep hayallerimde: bodrumlardan ötelere açılan dehliz kapakları, evimizin tabanındaki tahta boşluklardan düşerek sürüklenip en sonunda varacağım yeraltı şehirleri, her biri serçe parmağımdan büyük olmayan dostlarım...
bu yüzdendir ki, aklım ermeye başladığı çağlarda fantastik edebiyat hayatımda yer edinmeye başladı.çocukluğumda başlayıp halen süren "kaçış çabamlarımın" bir aracıydı, tolkien, ursula k. le guin, babannemin anlattığı köyümüzde yaşanan metafizik olaylar ve niceleri.
dağların zirvelerini, insanlar arası hiyerarşiyi ve hayatın gündeliklerini hep aklımda yer eden fantastik evrenlerle bağdaştırıyordum, fantastik evrenlerimse sabah uyandığımda hatırımda kalanlarla oluşuyordu ağırlık olarak.hep bir periye aşık olmak hissi yankılanırdı çocuk havsalamda.
yukarıda anlattıklarımı sadece insanlığın bir kısmı, şanslılar yani gördükleri rüyaları anımsayanlar anlayacaktır.rüyalar: atlaslar, pusulalar ve anahtarlar.kullanabiliyorsak ne iyi.
hatır, hatıra gerektirir. hatıra ise hatırlamak eyleminin eline bakar hep. hatırlamak için yazmalıyız; anları, anıları ve hatıraları. ve elbet rüyaları da.