1. fikirle başlar, eyleme dökülmeyince içeride şişer, vücudu etkiler, fiziksel acıya sebep olur ve son tahlilde tedavi edilmez, ortaya çıkarılmaz, yok edilmez ise ouroboros'a evrilir. bu zalımın kızı/oğlu yılanın sonunu kimse bilmiyor, di' mi? eh, o da bilmiyor çünkü sonsuz bir döngüde arkadaş. konağı kimse ya da neyse, onu da bitirmek için sonsuz acı çekerek bundan zevk alıyor. sonra gelin bunu soquq hayatlarımıza uyarlayalım, shall we?

    - kasiyer yırtık para verdi, sinirden kudurdun, eve gitmen lazım, karnın aç ve yorgunsun, dünya'nın bütün dertleri sırtında gibi hissediyorsun ve ay sonuna bile gelmeden paran bitmiş; bunları düşünüyorsun. "sıçarlar" diyerek eve yollanıyorsun, yırtık para cebini delercesine hissettirerek. evdeyken, birkaç saat yırtık paradan ortalığa saçılan "dehşet" yokmuş gibi hissettiriyor ama zamanı gelince aklında büyüyor. sinirleniyor, sinirleniyorsun. "neden geri vermedim?", "neden tepki göstermedim?", "neden? neden? neden?". bunun şiddete dönüşemeyeceğini sananlar ve -daha da kötüsü- hayatlarını bu sanrıyla bitirenler, hafta sonu kimsenin ilgilenmediği bir maçta neden televizyonu balkondan attığını sorguluyor senin, sen bile kendini sorgulamazken. ouroboros evin balkonunun ucundan herkese, tüm dünya'ya gülümsüyor.

    - eski anılardan kurulu bir yumak olan rüyalar bilinçaltından fırlıyor ve sana berbat bir gün geçirmeye and içmiş gibi, valhalla'da yeniden doğmuş bir savaşçı gibi dinini, imanını emmek için hayatına giriyor. günün uyanık olduğun kısımları senin için bir lanete dönüşüyor, ne yaparsan yap kurtulamadığın. geceleri de perde kapanmasın, savaşçı geri dönüp belanı bellemesin diye kendini uyuşturmaktan başka bir bok yapmadan geçen bir hayat döngüsüne giriyorsun. içindeki ouroboros, henüz şiddet doğurma isteğine haiz değil ama herhangi bir sıkılma anını, gereğinden fazla beklediğin o anı bekliyor. arabada beklerken, otobüse binmek için sıra beklerken, rüyalarına giren eski sevgilinin evinin önüne neden geldiğini bilmediğin anlarda "beklerken"; orada seninle birlikte o da bekliyor. sonraki gece rüyan ne olursa olsun, besleyeceğin tek şey onun şiddete dönüşmesine ramak kalmış olan iradesi olacak ve sen bütün bunları "ulan, ne berbat günler, aylar, yıllar yaşadım ben ya" tadında gördüğün ve kendine acıdığın için "şiddete yönelmiş acı"nın tarifini depresyon kelimesinin sözlük anlamında arayacaksın mal mal. kötü bir hayat, daha kötü bir sonu doğurur. bunu da aristoteles değil, orta doğu'da sıradan bir gün yaşayan her sıradan insanın her gün kendisine söylediği bir laf olduğunu bilmeden kendine söyleyeceksin.

    şiddeti evin 4 duvarına, kum torbalarına, yazılara, paragraflara, insanın kendisinden başka birinin hiçbir bok anlamadığı aforizmalara dökmek lazım. bunu yapmak lazım ki, "birey değişirse toplum değişir" tezi devlet tam karşı köşede soluklanırken dahi değişmesin.
    #292457 lake of the hell | 4 ay önce
    0genel terim