1. 1589 - 92 yılları arasında doğumu ve 3 eylül 1651 yılında ölümü tarihlenen sultan 'in önce ardından da nikahlı eşi olan valide sultandır.
    Ayşe Sultan, Fatma Sultan, şehzade murad, süleyman, kasım ve ibrahim isimlerinde çocuğu olmuştur.
    Bunlardan ve - nam-ı diğer sultanlık yapmışlardır.
    Kendisini dört padişah vaktinde devlet yönetiminde görmekle övünürdü. Osmanlı'da sultan 'liği resmiyette yoktur. Ancak çocuk sultanlara devlet işlerinde veziriazam ve vezirleri destek vererek idareyi sağlarlar. Kösem sultan ise kendisini çocuğa sahip çıkıyorum, destekleyip yönetime hazırlıyorum gibi bir bakışla sultanların ağzından "sa'adetlü arslanım" diye başlayarak emirler ve fermanlar yazar.

    Kazandığı korkunç yükseliş, devleti tamamiyle ele geçirme ciddi boyutlara varmıştır. Kesinlikle osmanlı tarihinin en güçlü kadın karakteri olduğunu çok rahat söyleyebiliriz. 'da tüm bilgiler sultana sunulur ve emirler alınır arzlar yapılır. Fakat kösem zamanında öyle bir durum oluyor ki arzlar kösem'e ve direkt ona hitapla yapılır olmuş. Sultandan sonra en yüksek makam olan veziriazam dahi kösem'e hitap ederken "devletlü efendim, ben kulun halis ve muhlis kulunum" gibi cümleler kurar. Bu gerçekten şaşılası bir durumdur.

    kösem'e ", , " diye ünvanlar takılmış olması, imparatorluktaki konumunu açıkça gösterir.

    -nam-ı diğer 'ın katliyle tahta ikinci defa geçer. muhtemelen kösem'in de dahliyle ulema ve şeyhülislam, çıkar çatışmalarından ötürü ikinci mustafa'yı tahttan indirerek yerine 'te tutulan 'ı geçirirler.
    Dördüncü murad henüz 12 yaşındadır. bundan ötürü annesi mahpeyker valide sultan ona destek olmak için devlet erkanında bulunmayı meşrulaştırmaya çalışır. 1623 ve 1632 arasında kösem bizzat oğlu adına emirler yazar devleti yönetir.

    yeni sultanların başa geçip 'u yapıldığında yeniçeri ve askerlere verirdi. dördüncü murad döneminde işler o kadar rayından çıkmış ki isyan edip padişah deviren, istediğini muhakkak elde edebileceğini farkeden yeniçeri ve sipahiler padişah değiştirmekle bile uğraşmayıp direkt üç defa culûs bahşişi almıştır. Üstelik üçüncüyü alırken söz verip bir daha almayacaklarını söylemiş, ardından sözlerinde durmayıp dördüncü defa bahşiş istediklerinde hazinenin tam takır olduğu ve verilemeyeceği anlaşılınca saraydaki gümüş kap kacaklar eritilip darphanede ya çevrilmiş, bununla ödenmiştir.
    Tam takır hazineden daha da tam takıra gitme işi bu olsa gerek. Bununla bitmemiş tabii, her zaman daha da beteri olmuş.
    17. yüzyılın başlarından itibaren osmanlı bir bunalım, gerileme, çöküş dönemine girdiğinde kösem'in baş aktör olarak içinde olması, devletteki yolsuzluk, rüşvet, ordudaki bozulmalar, bilimsel ve teknolojik gerileme halini kanaatim odur ki hızlandırmış ve önlenemez bir hale sokmuştur.

    1632 yılında artık dördüncü murad devleti yönetebilecek kadar büyümüş ve çevresindeki kösem rakiplerinin de verdiği gazla kösemi uzaklaştırmaya çalışmıştır. Hatta kösem'i payitaht'ın dışına sürmeye kalkmış fakat araya girenler sayesinde kösem bundan yırtmış 'da kalmasına izin vermiştir.

    Dördüncü murad'ın kendine olan özgüveni bozulmuş, çeşitli üstünlük kurmalarla iyice kişiliği dağılmış olduğundan epey yanlış kararlar vermeye başlar. Divan-ı hümayun'da halkın kendisine yaptığı şikayetlerle direkt yöneticileri keskin bir biçimde cezalandırışı, içki tütün yasakları, kahvehaneleri v.b. kapatışı, gereksiz yere askerleri şiddetli cezalandırması, herhangi bir sorunda sorumluları dinlemeden yüksek cezalara çarptırması, ciddi isyanlar, iran şahının bunaltıcı saldırıları, boğazlarda venediklilerin baskısı v.b. nedenlerle dördüncü murad'ı tahttan indirmeleri için yeniçeri ve ulema ekibine yeterince güç vermişti.

    Dördüncü murad'ın kendi kaygılarının yanında, kösem karşıtlarının da telkinleriyle kendisini sağlama alması gerekiyordu. Büyük bir hata yaparak revan zaferi dönüşünde kanununu çiğneyerek kafeslerde tutulan kardeşleri şehzade bayezid, süleyman ve hasan'ı katlettirdi.
    Burada kösem osmanlı hanedanı için büyük bir önem taşıyan hamle yaptı ki birinci ibrahim'i saklamış ne olur ne olmaz diyerek katlini engellemiş.
    Bu sayede Osmanlı hanedanı tamamen sultan birinci ibrahim üzerinden soy devamını sağlamıştır.

    Kösem'in de hem yerini gücünü koruması hem geleceğini garanti altına alması hem de dördüncü murad'ın artık açıkça kendisine karşı cephe alması ile iş ilerledi. Aslında hem askeriye hem ulema hem hanedan tarafı dördüncü murad'dan kurtulmak için cesaret arıyordu fakat tersi çok pis olduğu için kimse kalkışamıyordu. Kalkışmaya da gerek kalmadan dördüncü murad 1640 yılında vefat etti.

    Al takke ver külah hemen sultan birinci ibrahim'i tahta geçirdiler. Neredeyse hayatı boyunca kafes'te ölüm korkusu içinde kapalı yaşayan ibrahim elbette akli melekelerini yitirmiş, mahvolmuş bir haldeydi. Pekala bu durum da kösem'e yaradı ki sekiz sene daha devletin başında bulunabildi.
    1648 yılında (yine) bir buhran zamanında kösem ve ocakağaları bir cunta kurarak hem yerini koruma, hem daha çok kazanma hem devleti yönetme hevesiyle tam bir dram olan sultan birinci ibrahim'i tahttan indirirler ve ilerleyen günlerde katlini gerçekleştirirler.

    Yine ve yine kösem liderliğinde sultan birinci ibrahim ve 'ın oğlu ve kösem'in torunu 'i tahta çıkardılar. Fakat dördüncü mehmed henüz 7 yaşındadır. Hemen ulemadan, hem sultan birinci ibrahim'in indirilişini tekrar şeriata uydurarak meşrulaştırıcı hem de dördüncü mehmed'in sultanlığını onaylayan "aklı zayıf olanın saltanatı caiz değildir..." diye başlayan "ma'sum (12 yaşından küçük) biri padişah olabilir vekil olan veziriazam 12 yaşına kadar onun işlerini onun adına yürütebilir." diye devam eden fetva alınır.
    Nihayetinde aynen dördüncü murad zamanında olduğu gibi dördüncü mehmed zamanında da kösem'in gölgesi tahtın üzerindedir, tek farkla!
    Şimdi hadice turhan valide sultan da paranın ve gücün tadını almış, peşine düşmüştür fakat önemli bir eksiği vardır ki yönetmeyi bilmez. Hangi durumda ne yapılır, ne ferman nasıl yazılır, kim desteklenir kimin ayağı nasıl kaydırılır, kimin kellesi vurulur kim sürülür bilemez. Şu halde yine kösem'e muhtaç olur ve kösem bu zamanda da yine devletin içindeki en kudretli kişidir.
    Bu dönemde kösem'e yeni bir ünvan verilir, .

    Artık kösem, ocakağaları, ulema arasında bir güç dengesi kurulmuş, bi'nevi devlet göstermelik bir padişah ardında cunta kurulu haline dönüşmüştür. Veziriazamların biri gider, diğeri gelir. Neredeyse her şey rüşvete bağlanmıştır. makam isteyen herkes büyük rüşvetler verir ardından bu rüşveti ve arzuladığı parayı kazanmak için halk ile esnafı soydukça soyar. İnleyenin kafasını ezer, ah edenin her şeyine el koyar...
    Öyle ki en fazla rüşveti verip makamı ele geçirenler, aynı zamanda hemen makamı satışa çıkarır daha fazla verene satarlardı.
    Rüşvet verme işi öyle söylentide kalmamış, aleni olmuştur. Bizzat veziriazam olmak isteyen birinin kösem'e yazdığı arz belgesi ve kösemin yanıt belgesi yayımlanmıştır.

    Nihayetinde osmanlı'da görülmeyen bir şey olur ve çaresizlik, zulüm ve sömürü altındaki esnaf ile halk ayaklanır. saraya yürür. Bir türlü vazgeçirilemez. veziriazamlık kovalayan bu ayaklanmaya destek verir ve halkın önünde saraya yürür, fakat çok ilginç bir şey olur ki halk veziriazamın yanında şeyhülislamı da suçlu bulup kendilerine verilmesini isterler.
    İsyan bir zaman devam eder, dönüşüm zamanının geldiğini farkına varan kösem hemen planını kurup gücü elinde tutacak anlaşmalara girişir.
    İş büyürse padişahın yerine kim geçer, nasıl olur, kimle ittifak kurulur planları yapılır. hem çok küçük hem de annesine daha çok bağlı olan dördüncü mehmed'i indirip yerine şehzade süleyman'ı geçirmenin planını yapar, saraya silahlandırılmış askerleri alır, has oda oğlanlarıyla, içoğlanlar, hadım ağalar, bostancıbaşı gibi bir bölünme yapılır.

    Akşam olup padişah has odaya çekildiğinde plan uygulaması başlayacaktır. Fakat hadice turhan valide sultan da olayı öğrenir, kendine göre hazırlanır, ocakağaları haricinde yeniçeriye haber salar ve o da beklemeye başlar.

    Kösem odasında dışarıdaki gürültüyü işitip, planının gerçekleştiğini düşünerek "geldiler mi?" diye seslenir. dışarıda karşı planı kuran ve intikam soğuk yemeğini iştahla yiyecek olan "beli (evet) geldiler, taşraya buyurun." diyerek odanın dışına çıkartır kösem'i.
    Korkunç durumun farkına varan belki de hayatında ilk defa korkan kösem, en tepeden en dibe batmanın şaşkınlığı içinde odasına kaçıp gizli odalardan bir dolabın üzerindeki gizli bölmeye saklanır. Kaderin cilvesi elbet, gelenler odada bir 'ine rastlarlar. Anlarlar ki kösem odada gizleniyordur. Etraftaki bazı ipleri keserek gizli bölmeyi açar, kösemi eteklerinden tutup aşağı çeker ortaya çıkarırlar.
    Ardından derhal perde iplerinden birini kösem'in boynuna sarıp, ağzından ve burnundan kan fışkırtarak 2 eylül 1651 yılında öldürürler.

    odası ve eşyaları yağmalanır, soyup soğana çevirerek topladığı akçası hazineye alınır. Korkunç meblağlarda paradan bahsedilir. kösem'e yardımcı olanlar bulunup idam olunur. Kösem ile birlikte olan cunta başları , , idam edilir, efendi de sürgüne gönderilir.

    Yani sömürülen halkın parası yine iç olur. Halk ezildiğiyle, sömürüldüğüyle, öldürüldüğüyle kalır.
    Ve mahpeyker kösem sultan ertesi gün eski saray'a götürülüp sultanahmet meydanı'ndaki merhum sultan birinci ahmet'in türbesine defnedilir. Aynı halk bugün dahi kendisine dua eder.

    'ın aziz ruhu şad olsun.
    #285384 Tukenmekte olan kisi | 2 yıl önce (  2 yıl önce)
    0tanınmış kişi