işin en yoğun olduğu zamanlardı ben insanlara sahte gülücükler atarak sen mutluluklarına ortak olarak işini yapıyordun rüzgarın eşliğinde dalgalanan saçlarını gördüm önce dünya durdu belli bir süre sanki
seni ilk gördüğüm gün bir eylül günüydü elimde bir tepsi misafirlere içki servis ediyordum sen, fotoğraflarını çekiyor anı ölümsüz kılıyordun altın sarısı saçların gözümü kamaştırıyordu
kıyafetin altın saçlarına ekstra güzellik katıyordu çölde su bulmak gibiydi sana bakmak baktıkça bakasım daha da bakasım geliyordu sonra hayaller kuruyordum seninle sanki el ele tutuşmuş mutlu br şekilde.
belki uzun yıllar zihnimde yer alacaksın sana bir daha denk gelmeyeceğim belki de ama her zaman aklımda olacak o sap sarı saçın ve o tombul yanakların olacak seni bana sürekli hatırlatan.