Aklından fikrinden çıkmaması. Zihninde paralel evrenler oluşturman bir sürü. Hayalinde kurduğun köylerde, evrenlerde, gelecekler, mutluluklar tasarlaman. Sonra gerçeklerin hatırına gelmesi. Mantığın, aklın sana bir şeyler anlatmaya çalışması. Tabii senin dinlememen.
Çünkü insan, hüsrana uğramaya meyillidir. Zaman zaman aklın, mantığın yanıldığı da oluyor elbet. O zaman daha ölmeden cennet.
Yine de her an O'nu düşünüyor olmak güzel. Olmayacak işlere "amin" demek olmasa bile, hani film izlerken "film icabı" dersin ya; "hayal icabı" deyip kendi yazdığın yönettiğin o filmi izlemeye devam edersin; işte öyle bir şey.
elbette filmlerde, romanlarda olduğu gibi en zoru sonu yazmaktır. onun da kolayını bulursun, yine "yarım" bırakırsın.
aşık olmak, "yarım kalmak" diyecektim de; "bu kaçıncı yarım" diye bi ses yükseldi bilinç altımdan. Neymiş, yarımın yarısı çeyrekmiş, falanmış filanmış. lisede matematik dersini verememiş gelmiş bana ne anlatıyor...
neyse. bir çift göz çizeyim, bir de uzun pozlama şelale gibi saçlar. kurban olduğum öyle güzel yaratmış ki tarif etmeye çalışmak başlı başına mesai.
he; gel gelelim: aşık mıyım? aşık olmak, ölmek gibi bi şey. bu ise kalan son canım; allah gecinden versin.