1. trabzonspor'un namağlup unvanını devam ettirerek lider olmasını sağlamış maç oldu. şimdi izlediğim kadarı ile maç değerlendirmesini de yazayım.

    tisserand iyileşmişken, kim min jae'yi sağ stopere atarak oyuna başlamak bence hata idi. waka (adı nasıl yazılıyorsa artık) tehditine karşı alınmış bence gereksiz bir tedbirdi. ve bu karar kim'in acemice gördüğü iki sarı kart ile elde patladı. şahsen kim'in ikinci sarı kartının biraz ağır olduğunu düşünüyorum. ancak neden verildi de diyemem. hakem gördüğünü verdi. kim'in acemilik yapıp kolunu kullanmaması gerekirdi.

    maç, fener çok erken gol bulmuş ve oyun fener'in istediği gibi oynanıyorken, kim'in kendini attırması sonrası gelen golle birlikte yön değiştirdi. ki o gol de tamamen altay'a yazar. yani baraj zıplayacak haberin olsun der gibi baraj arkasına adam yatırmak falan, sonra o adama rağmen yerden gelen şutu kayarak içeri almak, altay kalibresinde bir kaleciye yakışmadı. ama bir benzerini daha önce de yemişti kendisi. bu sezon geçen sezon kazandığı krediden biraz yiyor kendisi.

    kırmızı kart ve beraberinde gelen golden sonra sahada trabzon'un istediği bir ortam oluştu. ancak buna rağmen trabzon'un beklediği gol bir türlü gelmedi. fener eksik olmasına rağmen oyunu olmasa da skoru tutmayı başardı. vitor'un müdahaleleri 1-1'i korumaya yönelik olsa da, bu kez bir bildiği vardır dedirtemedi. szalai'nin fiziken ezilerek yaptığı penaltı ile skor 2-1 oldu. ben şahsen o penaltıyı vermem, ama verene de niye verdi diyemem. vermeme sebebim de önce cornelius'un sol koluyla szalai'ye faul yapıyor olması. zaten o avantaj sayesinde szalai müdahale edemez oluyor ve sarılarak düşürüyor. ama burada da gol szalai'ye yazar.

    üçüncü gol ise gayet olağan. zaten kendi evinde, rakip on kişi kalmışken ve o pozisyonda 1-1'i yakalamışken, kazanamamak başarısızlık olurdu. iki duran top golünden sonra üçüncü gol de gustavo'nun ıskasıyla geldi...

    özetle, fener'in hatalarıyla sonucu belirlenen bir maç oldu. böyle bir maçta, bireysel performanslar hakkında söylenebilecek pek bir şey yok. altay gününde olsa maç berabere bitebilirdi. hatta 1-1 o kadar çabuk yakalanmasa belki farklı şeyler de olabilirdi. ama olmadı. hatalar affedilmedi ve trabzon maçı kazandı.

    bu maçta hakem şöyleydi, böyleydi diyecek olan varsa gitsin başka sporla uğraşsın. ben hakem olsam şahsen ne o ikinci sarı kartı ne de penaltıyı verirdim. ancak bunun böyle olması, bence gri olan pozisyonlarda hakemin hata yaptığı anlamına gelmez. hakem gördüğünü verdi, elbette bazı takdir haklarında ev sahibinden yanaydı ama bu da hayatın olağan akışına aykırı bir durum değil. ev sahibi avantajına hakemin taraftarı sırtında hissetmesi de dahil çünkü. kaldı ki 100+ nabızla, onbinlerce seyirci önünde maç yönetmek ve saniyelik karar vermek aynı pozisyonu otuz beş kere ekranda izleyip karar vermekle bir değil. kolay bir iş olsa, herkes hakem olurdu. tekrar tekrar izleyip ahkam kesenlerin yüzde doksandokuzu o sahaya çıksalar düdüğü bırakıp ağlaya ağlaya soyunma odasına koşarlardı...

    fenerbahçe'de bireysel performansı iyi olan rossi, mesut, ferdi ve crespo vardı. gustavo'nun zaten belirli bir standartı var. valencia yorgundu. trabzon'da ise bakesetas yine günündeydi. iki duran topta iki gol buldu. tüm atakların da bir yerinde vardı. haricinde dikkat çeken bir performans pek hatırlamıyorum.
    #268824 larden loughness | 3 yıl önce
    0maç