yaklaşık bir ayımı bu şehirde geçirdim. dün de döndüm. anılar henüz tazeyken hakkında iki kelam edeyim. bencileyin yaşlı teyzeler için mükemmel bir yer. kalan ömrümü orada geçirebilirim. bunun bir sebebi şehir dümdüz, ne iniş var ne yokuş. evden çıkıp yorulmadan saatlerce yürümek mümkün ki öyle yaptım. şehir elbe nehrinin iki yakasında yer alıyor. bir yanda tarihi yapıların da bulunduğu altstadt bölgesi diğer yanda görece daha yeni olan neustadt var.
nehrin iki kenarında yaklaşık elli metrelik bölgede yapılaşma yok. yeşil çayırlar bisiklet yolları, yayalar için patikalar var. en çok oralarda gezinmeyi sevdim. kıyı kıyı gezip köprülerden geçip biraz da öte tarafta dolandım.
altstadt tarafı tarihi yapılar ve müzeler açısından zengin. bu nedenle turistik bölge. her yerde benzerleri bulunan restoranlar, hediyelik dükkanları var bolca. kentin alışveriş merkezleri de burada daha çok. covid nedeniyle müzelere önceden randevu alınarak ziyaretçi kabul ediyorlar. galerie neue meister'i gezdim. zengin bir koleksiyon. alman romantik resmine doyuran çok sayıda caspar david friedrich ve arnold böcklin tablosunun yanısıra 19. yüzyılın tanınmış ustalarının resimlerini gördüm. edgar degas'nın küçük balerin heykeli de bu müzede.
neustadt nehrin öte yakasına göre çok kozmopolit. dünya karması gibi. adım başı kebapçı, dönerci, hint, kore, çin, italyan lokantaları. kente dışarıdan gelen öğrenci işçi tayfası bu bölgede yaşıyor ağırlıklı olarak. neustadt tarafında ilgi çekici iki yer var. kunsthofpassage ve pfunds molkerei.
şehrin nüfusu 500.000 civarında. istanbul cangılından sonra bomboş geliyor insana. en kalabalık gününde sokaklardaki insan sayısı bizim kısıtlama günlerinde market bahanesiyle gezmeye çıkanlar kadar oluyor ancak.
24 saat çalışan bir tramvay ağı var. tramvaylar da boş. herkes bisikletle sağlıyor ulaşımını. küçücük kent zaten. bir ucundan öbür ucuna yirmi dakikada gidiliyor bisikletle.
şehrin insanları çok gösterişsiz, gençler kız erkek ayırmadan spor şort veya eşofmanlarla geziyorlar. topuklu ayakkabı giyen makyaj yapan da pek nadir. herkes rahatını gözetiyor.
şehrin hemen her muhitinde gezindim yaya olarak dikkatimi çeken bir şey oldu. evlerin alt kat pencerelerinde demir yok. hiç görmedim. zavallı almanların çalınacak bir şeyi yoksa demek ki. boşuna kıskanmıyorlar bizi.* hava istanbul'a göre serindi gittiğim mevsimde. gölgeliklerde otururken ince bir hırka gerekti.
dresdende geçirdiğim süreyi tek kelimeyle özetlemek gerekirse bende kalan izi huzur oldu.
bir cumartesi günü de hiking yaptık ama o başka bir girdinin konusu olacak.