bu başlık kişiye özel bir başlıktır
-
istanbul depreminin ardından:
Toplum çöktü. ayakta kalan Hastanelerin kapısında sıralar değil birbirini ezen kitleler var. doktorlar, hemşireler kaçırılmamak, alıkonulmamak için kimliklerini saklamaya başladılar. az sayıdaki iş makinesine el koymaya çalışanlar arasındaki çatışmalar bitmiyor. Daha dün, boş gezenler, yardım sandığından aldığı makarnayı evine götürmeye çalışan bir kadını sokak ortasında öldürdü. çığlık çığlığa boğazlanırken, hırıltılarla can çeşirken civardakiler o yöne bakmaya bile cesaret edemedi. şehrin çıkışlarına yakın noktalardakiler daha şanslıydı ancak onların da yüzlercesinin çocukları kayıp. 1999 deprem çocukları gibi ya fuhuşa ya organ ticaretine kurban gidecekler. "suç" kelimesi tüm anlamını yitirmiş durumda.
uluslararası yardım kuruluşları askeri destek olmadan gönüllü göndermeye razı olmuyor. yardım sandıklarının atılıp dağıtıldığı noktalar bu yüzden az. ulaşabilmek herkesin harcı değil.
kıyameti atlattığımızı söyleyenler daha yaşanmaz günlerin geldiğini göremiyor. lağım sistemleri patladı. su şebekeleri kevgire döndü. taştı-kurudu derken dışkı kokan bir bataklık şehri dolaşıyor. kolera salgınları gecikti bile, birkaç güne duymaya başlarız.
"çatışmalarını iyi seç" diye bir laf vardır. hiç seçmiyorum. dün geceden peşimde olan çete dahil, nicelerini mevcut silahlarım ve eğitimimle alt edebilirim ama diziler dünyasında değiliz. tek bir derin kesik tetanosa, kafaya yakın ufacık bir yaranın iltihabı beyin ödemine götürebilir. yanlış yerden çıkan bir köpek kuduzdan köpürterek sonumu getirebilir. antibiyotiklerim az. aşılara, serumlara, temel tıbbi bakıma ulaşımım imkansız.
uluslararası toplumun kontrolü ele alması bir aydan fazla zaman alabilir. planım yığınak noktamda o zaman kadar saklanabilmek.