doğu toplumlarında rastlanması olağan tiplerdir. çünkü bu toplumlarda her yerden baskı yersiniz. hele ki çin, kore ve japonya'da bu baskı daha beterdir. türkiye'deki baskı çoğunlukla din temelliyken, bu ülkelerde baskılar sosyal hayat temellidir. bu sebeple daha da sıkar insanı aslında. japonların bazen saykoya bağlaması, zevk için cinayet işlemesi, yamyamlık yapması da biraz bundandır aslında.
asosyalden çok insanlardan bunalan birisiyim ben aslında. çevremde hiçbir zaman istediğim türde insanlar olmadı. ailemin dini baskısı altındayım. türkiye'deki insanların büyük bölümünün de çakal olduğunun farkındayım.
bu sebeple bana "insanları beğenmiyorsun" diyorlar ve kibirli biri zannediyorlar. ama çevremdeki insanlar beğenilmeyecek türdense ben ne yapayım? hatta annem geçenlerde "askere gidince orada da insanları beğenmemezlik yapma" dedi.*
ama şu var ki, belki biraz fazla alakasız konularla ilgileniyor olabilirim. belki japon dili mezunu olarak kendimi asya dillerine daha çok adamam daha mantıklı bir adım olacaktır. ama bir yerde de cidden bunalıyor insan.
mezuniyet tezini bile antik japon edebiyatı ile avrupa sanat müziğini birleştirerek yazmış birisi için de "alakasız konularla ilgilenmek" lafı biraz abes oldu ya neyse.*
bu arada covid salgınının sözlüğe fazla vakit ayırmamdaki katkısı da büyük oldu. bütün planlarımın içine etti sağolsun. normalde benim şu an yüksek lisans tezimi vermiş falan olmam gerekirdi.