1. iki sezonunu izledim. özellikle ilk sezonu çok sağlam olan dizidir.

    sezonlar hakkında ayrı ayrı konuşayım çünkü hikayeler birbirinden bağımsız. sadece dedektifimiz aynı kalıyor.

    ilk sezon 'nin eşi ve küçük çocuğuyla plaja gittiği bir gün "durduk yere" oradaki bir genci bıçaklamasıyla başlıyor. bu cinayet herkesi fazlasıyla şaşırtıyor biz de 8 bölüm az önceki "durduk yere" sözünün irdelenmesini izliyoruz.

    hikayenin anlatımı çok iyiydi. bir yandan günümüzü izlerken bir yandan da flashback'lerle geçmişe döndük. psikolojik gerilimin olmazsa olmazı rüyalarsa rahatsız edici derecede güzeldi ve yerli yerindeydiler.-- spoiler --


    cora'nın göğüs kafesinin kırıldığı rüyası hala aklımda.


    -- spoiler --


    büyük bir şey spoil etmeyeceğim, hikayenin gidişatıyla ilgili konuşacağım. yine de spoiler içine alıyorum ki öğrenmek istememe seçeneğiniz olsun.

    -- spoiler --


    ilk sezonun sonlarına doğru olumsuz düşünmeye hazırdım diziyle ilgili. çünkü gerilim çok yükselmişti ve kullanılan onca unsurun sonunda öğrendiğimiz hikaye bu gerilime değecek şekilde anlatılamamış gibiydi. yani bu gerginliğin üzerine bir "bum!" beklerken bir "puff"la kalacaktı sanki. yani nasıl desem, bir hikayeyi kitabı okuyarak değil de oradan buradan spoiler duyarak öğrendiğinizi düşünün. bu hikayeyi daha az iyi yapmaz ama kesinlikle beklenti altı yapar. tam da öyle olacak gibiydi.
    ancak burada bir yerlerde öyle şeyler oldu ki hikaye çözüldü zannederken tepetaklak oldu. böyle bir iniş-çıkış benim için sezonu olduğundan en az iki kat daha iyi hale getirir.


    -- spoiler --


    not: ilk sezondaki meşhur şarkıyı da buraya bırakıyorum. şarkı seçimi de ancak bu kadar güzel olabilirdi.

    gelelim ikinci sezona. birinci sezonun ardından artan beklentimden dolayı da olabilir ama ikinci sezonun birden (daha kötü olmasa da) daha iyi olmadığını düşünüyorum. ayrıca ikinci sezonla beraber birde de eleştirecek şeyler çıktı ortaya. çünkü birinci sezonda dedektif 'un kişisel hayatıyla ilgili şeyler görüyorduk sürekli. bu, (en azından hatırladığım kadarıyla) hikayenin gidişatına bir şey katmasa da eleştirecek bir durum değildi çünkü yerinde bir anlatıştı, en azından öyle duruyordu. ancak ikinci sezonda bunlarla ilgili hiçbir şey ama hiçbir şey anlatılmadı. bu da az önceki yerindeliği ortadan kaldırıyor. üzgünüm ambrose...

    ikinci sezondaki hikaye bir motelde annesini de babasını da öldüren küçük bir çocukla başlıyor. hikaye yine son derece ilginç ancak ilki kadar şaşırtıcı mıydı, bence değildi.

    bu sefer büyük spoiler var.

    -- spoiler --


    ikinci sezonda tam da bahsettiğim "puff" meselesi yaşandı bence. hikaye yine çok iyiydi ve yine çok güzel anlatılmıştı ama ilki kadar vurucu değildi. ortada bir tarikat olması zaten heyecanı düşürdü. oradan bir şey çıkacağı belliydi çünkü.
    ilk sezonda cora'nın sürekli hatırladığı kızın (adını hatırlayamadım, çocuğunun adı winter olan sarışın kız) aslında kardeşi çıkmasıydı hikayeyi "puff"luktan kurtaran. burada da heather'ın babasının julian'ın asıl babası olması aynı rolü oynamalıydı galiba. ama bu çözülmeye çalışılan büyük gizem değildi ve temel sorun bu. çünkü evet şaşırdık ama bu çözülen gizemin uzaktan bir parçasıydı. julian'ın yaptığı şeyi "neden" yaptığıyla ilgili değildi bile.



    -- spoiler --


    gerilim seviyorsanız izleyin derim. üçüncü sezonu izlediğimde onun hakkında da ayrıca konuşmak isterim.
    #262323 cassiopeia | 4 yıl önce (  4 yıl önce)
    0dizi