1. Toplum mimarisi üzerine kafa yoran arkadaşlara saygı duyduğumu belirterek başlıyorum.
    Türkiye Cumhuriyeti eski adıyla en azından bir cumhuriyetti büyūk bir kırılma dönemine girdi, bu 20 25 yılın eseri değil arkadaşlar öncelikle onu belirtmek istiyorum, bu son iki yüzyılın abdülhamitle devlet yönetiminde başlayan batılılaşma sürecinin Atatürk'le beraber kesin bir çizgiyle geçmişten kopup devlet/halka yayılıp kendi kararlarını verebilen entellektüel bireyler yetiştirmek için attığı adımların bu Ortadoğu coğrafyasındaki popülasyon yüzünden özümsenemeyip algılanamayıp tahrip edilmesidir.
    Öncelikle şuna açıklık getireyim Atatürk ilerici, batıcı, akılcı, militarist bir diktatördür arkadaşlar öyle tarih kitaplarında öğretildiği gibi al gülüm ver gülüm geçmemiştir başa, bu süreçte nezarete atılmış, işkence görmüştür Abdülmecidin saray dışı doğumundan oğlu zülüflü İsmail paşa tarafından, birkaç fotoğraf arşivinde o paşa senin bu paşa benim koşturduğu açıkça görülmektedir ayrıca yine bize öğretildiği gibi yalnızca dış devletlerle değil bunlarla birlik içindeki monarşist padişahçı paşalarla da savaşmıştır, dişiyle tırnağıyla kazıya kazıya almıştır paşa ünvanını anlayacağınız.

    Reformların başarılı olması için şartlar hiç elverişli değildi öncelikle, Osmanlı devleti askeri olarak bir dönem ortalamayı yakalayabilmişse bile bu devlet zenginliği halka yansımamıştır halk yine fakirdir eğitimsizdir, öyleki en iyi dönemlerinde bile işçilerin aldığı para mısır, hindistan, çin gibi ülkeler haricinde Avrupa genelinden görece azdır. Osmanlı dediğimiz zaman halkı ve enderunu/sarayı ayrı düşünmemiz gerekiyor o yüzden. Durum böyle olunca toplum mimarisinin ancak sert geçişlerle sağlanıp ilerici batıyı yakalayabilmek için harf inklabı yapılmıştır 1729-1929 arasında basılan 30bin kitabı yeni harflerle 15 yılda yeni harflerle basılan 31bin kitapla bu atılımın tesiri ortadadır ayrıca şimdiki tarih bilmez yobazların bahsettiği gibi bir günde cahil kalma gibi birşey söz konusu değildir çünkü okuma yazma oranı cumhuriyetin ilanından önce %10un altındadır bu rakam 15 yılda 20lere ulaşmıştır. Entelektüel kendi kararlarini verebilen birey demisken köy enstütüleri taşradaki eğitimsiz kalan insanlar için geliştirilen bir projedir öyle ki benim dedemin dedesi ve babanesi bu enstitülerden öğretmen olarak çıkmış, insanlara burda modern tarım teknikleri dil eğitimi ve müzik dersleri verilmiştir(aşık Veysel köy kôy gezip bu enstutulerde müzik dersi vermiştir).

    Adnan Menderes dönemi bu reformların kırılma noktasının başlangıcı olmuştur bir nevi, komünüst olduğu gerekçesiyle halka açık idam ettirdiği 43 kişi, iktidarı eleştirdiği yasaklanan gazeteler, yolsuzluk vs sonunda kendisinin idam edilmesi... günümüzde sağ gerici Cenah tarafından çokça sevilen bu isimin başkanlığında yaşanan olaylar
    Cumhuriyet tarihinin bugünkü konumuna gelmesinde büyük etkisi olmuştur, uzunca olduğundan sadece yargılandığı maddeleri yazarak bölümü ayrıca okumak isteyen arkadaşlar için link bırakacağım.

    Adnan Menderes'e yöneltilen suçlamalar:

    (Örtülü Ödenek Davası: Örtülü ödenek paralarını zimmetine geçirmekten yargılandı. 13 oturum sürdü ve 2 Şubat 1961'de suçlu olduğu yönünde karara varıldı. Yürürlükteki kanunda örtülü ödenekteki kaynakların Başvekil tarafından sınırsız olarak ve kayıt tutulmadan harcanabileceği açıkça belirtildiği halde, bu mahkeme 10 yıllık Örtülü Ödenek kayıtlarını istedi. Menderes, bu harcamaları açıklamadığı için bu dava sonucunda 4.877.780 lirayı zimmetine geçirmekten suçlu bulundu ve paranın tahsili için Aydın'daki arazilerine el kondu. Örtülü ödenek davası konuşulurken savunma tarafı, Amerikan gizli servisinin Türk istihbarat servisine para vererek Menderes'in telefonlarını dinletirecek kadar teşkilata hakim olduğunu iddia etti. Menderes ve Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Salih Korur, suçlunun o dönemin Millî İstihbarat Teşkilatı müsteşarı Behçet Türkmen olduğunu iddia etti.
    6-7 Eylül Olayları: 6-7 Eylül Olayları'na önceden haberi olduğu halde müdahale etmemek,
    Vatan Cephesi: Kurulan bir örgütü başka bir sınıf üzerinde baskı aracı olarak kullanmak,
    Vinileks firmasına Türkiye Vakıflar Bankası'ndan kredi verdirmekle suçlanmıştır. Adnan Menderes tarafından kurulan bu bankanın 27 Mayıs darbesine kadar Umum Müdürlüğü'nü yapan ve 1961 seçimlerinden sonra tekrar aynı Bankanın Genel Müdürlüğü'ne getirilecek olan Sabahattin Tulga yaptığı savunmada krediyi, suni deri imal ederek ithal ikamesi yapacak bu firmanın kârlı olacağına inandıkları için verdiklerini; nitekim darbe sonrası işbaşına gelen yeni banka yönetiminin de aynı firmaya ilave kredi verdiğini belirtmiştir. Buna rağmen bu mahkeme Menderes ve Hasan Polatkan'ı bu davadan da suçlu bulmuştur.
    İstanbul'da Bulvar ve yol açmak için pek çok vatandaşın evini, parasını geciktirerek ya da hiç ödemeden istimlak etmek,
    Kanuna aykırı olarak üniversite basmak ve halka ateş açtırtmak,
    Bazı muhalefet milletvekillerinin ve muhalefet liderinin seyahat özgürlüğünü kısıtlamak,
    Döviz Yasası'nı ihlal etmek,
    Devlet radyosunu siyasi çıkarları için kullanmak,
    Halkı Demokrat İzmir gazetesinin matbaasını tahrip etmeye teşvik etmek
    Kırşehir'in haksız olarak ilçe yapılması,
    Yargı bağımsızlığının ihlali,
    1957 seçimlerinin erkene alınarak kanuna aykırı olarak tarihinin değiştirilmesi,
    Tahkikat Komisyonu'nun kurulup olağanüstü yetkilerle donatılması,
    CHP'nin mallarına "haksız" yere el konulduğu iddiaları,
    Anayasa'yı ihlal.
    Menderes, 13 ayrı davadan yargılandı ve Bebek Davası dışındaki bütün davalardan suçlu bulundu.)
    Hakkında onlarca suçlama, tartışma olan Adnan Menderes'in hafızalarda yer eden bir ezanı tekrar Türkçe'den arapçalaştırması ve idam edilmesi oldu.

    Bundan sonra günümüze kadar gerçekleşen tarihi dönemler/olaylar üzerine merakım ve araştırmam olmadığından üstünkörü sosyolojik olarak ele alıp kendi yorumumu ekleyip bitiricem merakı olan arkadaşlar için sözlükte birkaç kişi zaten bu konular üzerine sık sık yazıyor oraları okuyabilirsiniz.

    Toparlayacak olursak reformların ve idealize edilmiş Türkiye ütopyasının önünde koca cahil cemaatleşmiş, okuma yazma bilmeyen, sorgulamayan, birey olarak bilinçsiz kimselerin büyük bir engel olduğunu görebiliriz. Siyasetçilerin kendi çıkarları için halkın eğitimini hiçe sayması coğrafi konumu ve yanlış nüfüs politikalarıyla harap edilen, diyanet gibi bir kuruma rağmen dini kontrol edilemeyen eğitilemeyen, cemaatleşen halkın dönüp dolaşıp goethe girmesidir en büyük problem.

    Çözümü idealist ilerici eğitimden geçer, en ücra köylere kadar ulaşıp en varoş mahalledeki çocuklara toplum, bilim, saygı, sanat eğitimi verilmesi bunun çözümüdür.

    Dayatmalar bu toplumda hep geri tepmiştir iyisi kötüsü farketmez zorla güzellik olmaz sonuçta ayrıca cahil kesim hep bu ezilmişliğin acıtasyonunu yaptığından yine başa sarar.

    Son olarak bu fikirler hep teoride birşeyler ifade ediyor hayatın gerçeği ve icindeki dram bambaşka benim için, artık olumlu olumsuz net bir şekilde bakamıyorum ne insanlara ne çevreme ne geleceğime inanır mısınız son zamanlarda okadar çok intihar düşünüyorum ki elimde böyle tak götürecek bir hap vs olsa dk düşünmeden gidecek anlar yaşıyorum sonumuz hayrolsun tanrı varsa şayet sabır versin bu ülkede yaşayanlara.

    Linkler :
    tr.m.wikipedia.org/...
    www.google.com/...
    www.ntv.com.tr/...
    tr.m.wikipedia.org/...

    Ek* izlediğim arşiv videolarının kaynaklarına bakınıp buraya eklerim ilerde.






    #262179 isthatnotokey | 4 yıl önce (  4 yıl önce)
    0ülke