Bugün muhabbet kuşlarımdan top gibi sarı renkteki Osman, elimde can vererek öldü. Rahmetlinin hikâyesini buraya yazayım. Belki yıllar sonra görürsem böyle bir oğlanla arkadaşlık ettiğim için kendisine minettar olurum. Kendisini aldığımız ablamızda hâlsizlik vardı. Bize geldiğinde dişi Mavi’yle hiç iyi geçinmez, hep kafasına gaga yerdi. Aynı ablamızdan bu sefer erkek Mavi gelince hem ondan hem de dişi Mavi’den gaga yemeye başladı. Kendi hâlinde takılır, diğerlerine zararı dokunmazdı. Son aylarda dişi Mavi’nin tüylerine bakması, onun da aynı şekilde karşılık vermesi; evdekiler tarafından güldügeçti karşılanırdı. Son haftalarda gagasından balon patlattığı için bir kuşçudan Apex Axtım adlı ilaç almış, onu kullanıyordu. Son üç gündür yaptığı dışkı olağanın dışındaydı ve hatta dışkı yığınından yayılan koku için yaz sıcağıdır deyip geçiştiriyorduk. Ta ki bu sabaha kadar. Kendisinin hareket etmeye hâli yoktu. Ayakları üstünde zor duruyordu. Tüylerini kabartarak sevimliliğine sevimlilik katan kuşun yerine bir gecede cılız mı cılız hâlsiz bugün öleceğini etrafındakilerinin suratına vuran bir kuş aldı. İlk suya soktuk, olmadı. Görmediği kuşun hastalığına güya teşhis koyarak ilaç veren kuşçuya götürdüm. Pek akıllı abimiz otomobille otuz dakika mesafedeki veterinere götürmemi önerdi. Sanki ben ondan böyle muntazam bir öneri istemişim gibi. Kafesin yanına ayrı bir alana yem ve su koyduk, gene olmadı. Açlığı susuzluğu varsa elle vererek gidermeye çalıştım, gene olmadı. 2-2,5 saat boyunca avucumun içinde başlarda derin olan solumasının yerini cılız bir soluma aldı. Dizi ve filmde gözyaşı akıtmayan, insanların ölümlerine tepki gösteremeyen benin içinden parça alıyorlarmış gibi yaşlar oluk oluk akmaya başladı. O anki çaresizlik beni yedi bitirdi ve başardı da. İki kez boynunu yukarı doğru [bu esnada bedenini de] çevirerek can vermeye çalıştı. Bu esnâda önceden gözleri cansız iken fal taşı olmaya başladı. Bir umut iyileşme kıpırtıları olmaya başladım ki gafil avladım. Üçüncüde ise boynundan bir kık sesi gelerek sessiz sedasız bu dünyayı terk etti. Rahmetli gözlerini cam gibi açık bırakarak boynu dik çehresi asil bir kahraman olarak sonsuzluğa gitti. Hâl ve hareketleri ile her türlü olumsuzluğa karşı taşak geçer gibi tepkisizliği ile beni ara ara gülümseten bu kuşu oturduğum binanın arkasında ara ara babamın baktığı ağaçlardan baştan ikincisine gireceği kadar kazıp bir güzel sararak gömdüm. Başında birkaç dakika bekledim ve onu ebedî istirâhatgâhında baş başa bıraktım. Kendisi sağ olsaydı nice yıllar geçirecektik. Yaklaşık altı ay gibi bir sürede bu kadar metni çıkartan bir kuş, yıllar yıllar geçirseydik neler neler çıkartırdı diye belirteyim. Hayatıma girdiğin için sağ ol, Osman. Sağ olsaydın beraberken ara ara dalga geçtiğimiz osmanoğullarının soyunu dişi Mavi’yle yeniden sen başlatacaktın ama başaramadın. Bu da gerçekleştiremediğimiz acı ve kötü bir hayalimiz olsun.
Fotoğrafı elimde var mı diye bakarken 12 Mart 2021 tarihinde yani dört ay önce çektiğim şu fotoğraflarına denk geldim. Onları da buraya iliştireyim: 1 [Gözleri Açıkken] , 2 [Gözleri Kapalıyken]